Aşk,
Yandığın kadar var
Mutlu bir anın hikayesi yok
Yaşar, güler, geçersin
Mısralara sığmayan, gönülden taşıp
İkrar ile hayat bulan bir yanmışlık var aşkta..
Dramatik bir yalnızlığın pençesinde insanlık
Ne istediğini bilmeyen bir kitleye
Efendileri tarafından dayatılan bir yaşam
Herkes mutluluğun anahtarını başka bir elde arama telaşında
Herkes mutluluğun anahtarını başka bir elde arama telaşında
Asıl yalancılar ellerinde cennet anahtarıyla dolaşanlardı
Mutlu seneler
Irağım, yakınım
Sağım solum
Yanım yörem
Hüznüm kederim
Özlemim hasretim
Burnumun Narin sızısı
Bir efkar sardıki sorma
Bulut tepemde
Başım Bulutların üstünde
Dünya dönüyor
Ben durmuş öylece bekliyorum
Ne garip
Her yüzde seni görüp
Birinin gözüyle sana bakamamak
Anladım ki
Aşk
Senden kalanlardan ibaret
Neydi bizi ayıran sebep
Herbirimizi bir yana fırlatıp hasret bırakan
Üzerimize ölü toprağı serpen kimin eliydi
Hangi ahın zarıydı vicdanıma mühürlenen
Ateşin suyla sınanması gibiydi
Seni sevmek
Neye yarar, vicdan rahatlatmaya çalışmaktan öteye geçmeyen bu çabam.
Gönül dolusu bir teşekkürü bile çok görmüşken sana.
Affet, aşk her zaman mecrasında yaşanmıyor
Ve hiçbirimiz sevdiğimizin
Kollarında yaşlanmıyoruz.
Verecek bir şeyi kalmayınca anlıyor insan
Zamanla anlıyor insan
Aşk
Muhtaç bir gönlün zamansız esen rüzgara
Kapı aralamasından başka bir şey değil
Bunu Bilirsin de
Ey gönül neyine güvenirsinde
Yaranı yarama, ömrünü ömrüme katsam
Telafisi mümkün olurmu yaşanmayan yılların
Kokusu ruhuma sinmiş bu zarif yalnızlığın
Acınası halini taşa çalsam, ellerimle yedi parçaya bölsem
Yedi dağ başına mezar kazısam, gömsem
Yedi yarama yedi merhem sürsem mahzun bakışlarından
Kimse mükemmel değildi aslında
Aklımıza uyacak, kalbimize iyi gelecek şekilde uyarlayıp
Öyle seviyorduk
aşkın gözü bu yüzden kör, basiret bu yüzden kapalıydı sevince
Gerçek olan nereden bakarsan bak
Her insan noksan, kimse tam değildi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!