Bazısı kalbinde yaşar, çıkamaz
Bazısı beyninde sıkışıp kalmış.
Bazısı bedende; hiç kurtulamaz!
Ruhta yaşayanlar, bir daha ölmez.
Bir anlık bakışın anlattığını
Beyin tasarlayıp, kalem yazamaz!
O iletişimin sessiz hızını
Hiçbir teknolojik araç aşamaz!
Bunlar benim ellerim, gözlerim mi?
Benim mi bu beyin, yoksa Senin mi?
Bu düşündüklerim, bu duygularım…
Rabbim, ya yüreğim, canım benim mi?
Ezan okunuyor, bir 'Allah! ..’ sesi!
Allah aşığı bir kulun nefesi…
Nasıl etkiliyor, nasıl, herkesi! ..
Bütün Bilal’leri bağışla, Rabbim!
Paylaşılan her şey azalır, biter
Alan, arkasını dönerek gider.
Sevgi, paylaştıkça çoğalır, canım!
Sevgi, bitmek bilmez, herkese yeter.
Alaz alaz ateş alan yangına
Yanıp ağlayalım haydi durma gel
Yalım yalım göğe ağan yangına
Rüzgâr sağlayalım haydi durma gel
Yoksa ağlayalım haydi durma gel
Onur BİLGE
Işıl’ın şakasının ardından gelen ciddi söyleşimizden sonra yaratılanlara bakış açımız farklılaştı. Etrafımızdaki her şeye daha dikkatli bakmaya, üzerinde düşünmeye ve o şeye, birbirimizin dikkatini çekmeye başladık. Kimimiz gökyüzüne bakıyor, bulutları seyrediyor kimimiz ayaklarımızın altındaki Bursa’yı seyrediyorduk. Bazı arkadaşlar, birbirlerine, ilk defa görüyormuş gibi bakıyor bazıları da çevredeki çiçekleri inceliyordu. Düşündükçe ve konuştukça; mesele, gittikçe derinleşiyor, inceliyordu. Herkes ince eliyor, sık dokuyordu. Âlimin dediği gibi kâinat kitabını okuyordu.
Birkaç genç Bediüzzaman’a, yani zamanın en iyisine gelerek, devrin değişmesinden, artık okullarda din ağırlıklı derslerin okutulmadığından yakınmışlar:
Onur BİLGE
Yeşil Çay Bahçesi, bizim espri mekânımız haline geldi. Orada, daha çok Define’ye sataşıyor, birbirimize şakalar yapıyoruz. Garson da tanıdı artık, yan gözle olacakları seyreder hale geldi. Etrafa biraz saygısızlık oluyor ama bizim masamızdan kahkahalar yükseliyor. İyi ki diğerleri de gürültülü konuşuyor da çok bariz bir şekilde ortaya çıkmıyor. Çevrenin ve caddenin gürültüsü boğuyor.
Dedenin, haşmetli bir Karadenizli burnu var. Uzun ve kemerli, kocaman deliklerinden kıllar sarkar, ucu da hayli olgun ve de dolgun. Işıl, kaşla göz arasında, çantasındaki kaşeye rimel sürmüş, solunda oturmakta olan dedeye:
Onur BİLGE
Aralık... Yine bir pazar günü... Viranenin üst salonunda, kömür sobasının başındayız. Havada bir gerginlik, bir sıkıntı! Bizde de öyle... Herkes oflayıp pufluyor, çatacak yer arıyor! Başı ağrıyan, içi sıkılan, en küçük şeye sinirlenen, bir aşağı bir yukarı dolaşan, kendisini derse veremeyen... Sabahtan bir şey yoktu. Öğleden sonra gökyüzü sarardı, kızardı, karardı; hepimizi kasvet bastı! Sonra bir rüzgâr çıktı. Ortalığı toz toprak kapladı! Dışarısı, ala fıcırık boz duman! Kıyamet koptu kopacak!
Kapı! “Tak tak tak! ..” Zili de kullanmıyor. Olanca gücüyle vuruyor. Kapıyı yıkacak! Ahmet, Selçuk’a işaret etti ama yine elindeki işi bırakıp, kendisi koştu, açmaya.
Onur BİLGE
Vakit ilerlemiş, yağmur yavaşlamış, hava kararmak üzereydi. Levent, Orçun’u alarak dışarıya çıktı. Giderken de akşam yemeği için bir hazırlık yapılmamasını söyledi. Bir süre sonra da ellerinde kocaman paketlerle geldiler. Kızarmış piliçler ve bir büyük tencere dolusu pilavla... Okulun yakınındaki restorandan almışlar. Yanlarında gelen garsonu tanıdım. Pilav tenceresini, servis tabaklarına boşalttı, tencereyi alarak gitti.
Onlar gelinceye kadar; Ahmet, İhsan’ı ekmek almaya yolladı. Duygu’yla Neşe marul salatası yapmaya başladılar. Masalar birleştirildi, örtüleri serildi. Sofra kuruldu. Getirilenler açıldı, tabaklara kondu; salata, masalara paylaştırıldı, ayranlar dağıtıldı. Ekmekler, alelacele dörde taksim edildi. Doğru dürüst bir şeyler yiyemeyen, çoğu zaman simitle tostla geçiştiren çocuklar, iştahla yemeye başladılar. Yine de diğerlerinden şanslıydılar. İyi veya kötü ama en azından temiz şeyler yiyorlardı.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra