İçimden gelse de dile düşmüyor,
Gün aydın olmadı, günüm kara,
Matem havası var insanlar yas tutuyor,
Karalar bağladı yine, gülmüyor Ankara.
Ruhu zalim olanın urbası hainlik,
Muhabbet eridir erenler cana candır
Dostunu dost bilen en aziz insandır
Ehlibeyttir atamız Osmanlıdır
Dinimiz,dilimiz,bayrağımız bir olmuş
Gök kuşağı az bile rengarenk dünyamız
Keşke
Senin yerine sulara söyleseydim
Alıp götürürdü uzaklara derdimi
Suların yerine dağlara söyleseydim
Belki yerin altına gömerdi sevgimi
Koparmışlar dalından, bir kenarda buldum,
Gönülden severek seni, toprakla buluşturdum,
Ne tutarsız ne kararsız, rengine mest oldum,
Karanlık pencereme çarpan ışıkta bile güzelsin.
Seni okuyabilse insan, gönlü coşar şad olur,
Hey yavrum hey;
Senin gibi ne yiğitler kafa tuttu bize,
Kafasını kopardık adam olmayınca,
Bence güvenme topuna tüfeğine,
Bir imanlı askerim bile yeter size.
Gönlüm coşupta şevkle gelemedim,
Boyun büktüm nefsime, kalbim sızlar,
İki lafı bir arada koşupta diyemedim,
Kavruldu ciğerim, pare pare yanar.
Seni zikretmeyen tek bir canlı yok iken,
Varlığını bilmedim yokluğun nedir
Olmasan da olur, gelen gelir
Sesini duymadım rengin nedir
Aç kalsam da rızkım gelir
Muhtaç değilim ki cürmün nedir
Kasvetli Aralık akşamıydı o gün,
Ruhum bedenimden ayrılır gibi,
Tüm vücudum titredi, giderken,
Ölüm benim için gelmişti o gün.
Dilemedim ayrılığı, gitme diyemeden,
Dağ taş demeden dolaşsam
Yazın başka kışın başka
Şehir şehir seni koklasam
Tadın başka tuzun başka
Barınır içinde türlü insan
Unutmuşuz, evveli ve ahirimizi
Sadece ahiret hesabına yaşamayı
Unutmuşuz, yerleri ve gökleri
Yok edecek o devasa fırtınayı
Beden ait olduğu toprağa girecek
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!