Biz bu yaştan sonra kimsenin gönlüne zorla misafir olmayız.
Kapısını çaldığımız kalpte yer varsa otururuz, yoksa usulca çekip gideriz.
Ne kendimizi anlatmak için dil dökeriz, ne de kalmak için yalvarırız.
Çünkü bazı insanlar gitmeyi çoktan kafasına koymuştur da, sadece bahanesini arıyordur.
Öyle olana yol verilir, hesap sorulmaz.
Ben hayatın bana öğrettiği en ağır dersi öğrendim:
İnsan, kıymetini bilene emanet edilir.
Bilene...
Bilmek isteyene değil.
O yüzden artık ne eksilenin peşindeyim ne de gidenin ardından.
Her gelen kendi niyetiyle gelir, her giden kendi karakteriyle gider.
Olursa bir çay koyar, oturur konuşuruz.
Olmazsa da gökyüzüne bakıp bir sigara yakar, "demek ki nasip değilmiş" der geçeriz.
Çünkü bazı hikâyeler mutlu sonla bitmez.
Ama yine de insana çok şey öğretir.
Bizim hesabımız insanlarla değil, hayattadır.
Kırıldık mı?
Kırıldık...
Yorulduk mu?
Yorulduk...
Ama kimseye eyvallah edip de kendimizden vazgeçmedik.
Olursa baş tacı ederiz.
Olmazsa da ardına dönüp bakmayız.
Çünkü adam dediğin, kaybetmekten değil;
kendini kaybetmekten korkar.
Gerisi mi?
Gerisi kaderin masasında duran bir bardak çay...
Soğursa nasip değildir,
içilirse hikâye olur.
Kayıt Tarihi : 26.06.2026 22:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!