Ardına bakmazdı bu can, gözünü bile kırpmazdı.
Ömrümü bir kefen gibi sırtıma geçirir,
Gine senin uğruna, hiç düşünmeden harcardım.
Soranlara "değdi" derdim, canım yana yana gülümsedim.
Ama sen bilmezsin...
Sen arkana bakmadan gitmeyi seçtiğin o günden beri,
Bu evin duvarlarına sinen o sessizliği hiç duymadın.
Hangi takvimi koparsam elime bulaşıyor yokluğun,
Her gece aynı dilsiz çığlıkla kanıyor bu kuytu odalar.
Hani bir söz vermiştin, hani bu yuva seninle tütecekti?
Şimdi darmadağın bir kadının gizli yaraları kalmış geriye,
Kimseler anlamasın diye şarkılara gizlediğim o derin sızılar...
Bir tek senin eşiğinde susardı içimdeki bu amansız fırtına,
Bir tek senin kapında diz çökerdi bu mağrur başım.
Ama sen, bir vefayı çok gördün her şeyini sana feda edene,
Bir sadakati layık bulmadın bu deli hasrete.
Seni bana sitem ettiren, beni böyle çaresiz bırakan utansın.
Şimdi koca bir kentin kalabalığında, yapayalnız bir gölgeyim.
Bütün kapılar yüzüme kapalı, bütün yollar çıkmaz sokak.
Kime gitsem, kimin yüzüne baksam yabancı,
Çünkü senin unuttuğun o yerde, ben her gün yeniden eksiliyorum.
Kalbimi kaç parçaya bölersem böleyim,
Her bir parçası gine senin adını sayıklıyor içimde.
Anlamıyorsun...
Gözümden düşen her damlada senin bıraktığın o derin iz var.
Feryadım da sana, sitemim de bu bitmek bilmeyen kör sevdadan.
Ne kadar kırarsan kır, ne kadar acıtırsan acıt içimi,
Bu yıkık dökük enkazın altında gine sadece senin gölgen var.
Çünkü sen bilmezsin sevgili,
Gidecek tek bir sokağım,
Senden başka sığınacak bir gönül evim yok benim...
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 20:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!