Tarih kendini vurur kekeme kurşunlar
Sessiz ve aç zaman ilerler
Namlular döner küfürler çoğalır
Sokaklarda çirkin ses peydahlanır
Ve insanlar kendi sesini kemirir
Bitmiyor yılanların günlüğü
Bulutlar karadır oynaşır
Yağmur olur toprakla kaynaşır
Nurşen bedeninde açlık taşır
Siyasette çakallar kirli çamaşır
Dönüp durur soru işareti
Emperyalist ses çiziliyordu
Toprakta sömürünün utanmasızlığı dağılıyor
Açlık sokakta dik geziyordu
Mavi gözlü çocuk ağlıyor
Beş para etmez kapital gülüyordu
Siyaset kürsüsünde çakal uluyordu
Sesi geldi korku dolu bedenden
Adliye önlerinde adalet nöbeti
Sesi geldi mikrofonlarlarda üç yıl
(ben öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum).
Tutuntu lacivert yaşamın son çeyreğine
Gökyüzüne yapışan çığlık
Kaç yıldır gözlerim ağlamaklı
Kırılmışlıkla bekler seni
Bir çiçeğin bahara sarılışı
Bir bülbülün suya inişi
Mutlu haziranların gelişi
Solgun günler bakıyor ömrümüze
Kölelikler
Ve çığlıklar
Ayak izlerim ayrılık yorgunu
Başka bahara kalır ütopik ölüm
Kundağında gök yüzlü çocuklar ağlar
ağlamak düşüyor haziranda
çığlığım içimde boğulur
sararmış çiçekler susar
ben toz bulutuyum
hiç kimsenin görmediği
acıya umutsuzluğa direnen
ölesiye sevmiştim anlamadılar
bir kalemde silip attılar
tırnağı etten ayırdılar
acıyı önüme koydular
beni doğduğum şehirde vurdular
Bencil duruşunda karanlık boğumlu adam
Hiç kimseyi tanımaz
İnsani bu hale getiren ne
Halsızlık sarmış bedenimi
Yürüyorum kanayan gecenin bağrında
Bir ben
Bir Nurşen
Soğuk kaldırımlar
aç midemiz
ve beynim kemiren sömürü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!