Zamanlama doğru muydu ki
nadasa bıraktım, kendimi
ve mümkün müydü ki
Bir uç yakalamak...
1999
YİNE HAYAT DÜĞÜMLENDİ BOĞAZIMA
yada ENGELLİYE OY ENGELİ
Oyumu kullanmam işkence gibiydi. Tekerlekli sandalyemle bir kat yukarı çıkarıldım. Bu adaletsizliktir. Yirmibirinci yüzyılda çağdaş Atatürk cumhuriyetime yakışmayan yüz karası bir tutum. Hani nerede benim seçme-seçilme yani taleb etme-edilme hakkım. Bu durumda engellisine sahip çıkan, demokratik bir toplumdan söz etmek mümkün mü? Yoksa önce haklarımızı gasp edip, sonra gasp edilen haklarımızı geri teslim edilmesinin adına “pozitif ayrımcılık diyerek, “ hamasiyet politikası yapanlar; şimdi nerdesiniz? Oysa bizler pozitif ayrımcılık değil, yalnızca en temel anayasal haklarımızı kullanırken; sadece eşitlik istiyoruz: EŞİTLİK! Hepsi bu.
Bir film izlemiştim
intahara dair
çocukluğumda
intihar özlemiyle
yanıp tutuştuğum bi’devir
bir filmki
SAKAT, ÖZÜRLÜ, ENGELLİ AYRIŞTIRMASI
Nedendir bilmiyorum bizim toplumumuzda ‘sakat’ sözcüğü hemen her kalıpta sıkça kullanılıyor. Bu işte bir sakalık var, aman sakatlık olmasın, sakatlıklar bizi buldu gibi. Bir sakatlık imidir gidiyor. Burada ‘sakat’ bir şeylerin ters gidişi, aksaklık, bir nevi yanlış olanın en basit anlatımı. Diğer bir anlamıyla vücudun hasta veya eksik olan bir yanı. Sakat sözcüğünde olmaması gerekenin vurgusu, dolaysıyla mahvedici bir soyutlama sezinlenebiliyor.
Özürlü sanki içerik açısından daha yumuşak; her ne kadar defolu mal yerine konma fikri insanlığa sığmasa da: Özürlü olan, hatalı, kusurlu, olağan dışı kısacası defolu olandır. Diğer bir ifadeyle, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, hoşgörü istemi. Burada sorunsal olansa, özürlü olarak hitap ettiğimiz grup, her ne kadar defolu da olsam bu benim suçum değil. “Dolaysıyla hoş görünüze sığınıyorum”, “aranıza karışır giderim”, demeye gelmesi. Neden varoluşumuzdan utanalım?
Lütfen dikkat edelim; Sakat olan %’de yüz işe yaramaz, mutlak gözden çıkarılması gerekendir, dışlanır. Özürlü olan ise defo derecesine göre pekala değerlendirilebilir olandır. Meta olma durumunu korur.
BENİM ENGELİM TOPLUM -2
Geçen sayımızda belirttiğim gibi onlar mı engelli yoksa, toplum mu onlara engel oluyor? “Sağlık yalnız hastalık ve engelli olmaması değil, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden tam bir iyilik durumudur. Engellilik ise bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinden belirli bir oranda ve sürekli olarak fonksiyon ve görüntü kaybına neden olan organ yokluğu veya bozukluğu sonucu kişinin normal yaşam gereklerine uyamama durumudur. Bu durumdaki kişiye engelli denilmektedir.” Sayın Nurten Aktaş ile kaldığımız
yerden devam edelim.
Deniz-Nurten tekrar merhaba. Hoş geldin.
BOŞLAMAK YAŞAMI
Bu günlerde
ne kitap okumak
ne dergi karıştırmak
yazmak ve hatta
Satranç da yaşam gibidir
Şiir gibi
İki kez yorumlayamazsınız
Bir şiiri
Bir yaşantıyı da öyle
Her şey arayış içindi
Kızıla boyattım saçlarımı
Keşfe çıktım kendimi
Bohemdim, melankolik
Sürüklendim, süreğendim
Özüme ve dünyaya yaban
Cumhuriyetin evlatları, merhaba:
O büyük devrimciye diyorlar ki, Atatürk içiyordu.
Anlayacağınız yani Utanmasalar ayyaştı diyecekler.
Yalnız ve hastalıklı bir ruha sahipmiş vb! ..




-
Halil Gürbüz
-
Kibar Tavasav
Tüm Yorumlarçok güzel bir metin okudum tebrikler... siz yeterince engeli sıralamışsınız fakat ben de kendimce birkaç önemli madde eklemek istedim :)
benim bakışımın açısından bazı temel engeller şöyle;
tamamen sahip ve hakim olamadığımız, beden ve bedenlerimiz, bilinçsiz istek ve arzulara gark olmuş ...
Harika bir kalem
onu okumaktan çok büyük keyif alıyorum
ve sevgili ali beyin söylediği gibi
şiirleri müthiş
kitabını bekliyoruz mutlaka
sevgiler
kibar