-İşte diyor;
Yine bir yaz gecesi
Dışarıyı gözetliyorsun yine
Pencereden
Rüzgar tenini okşuyur, serin
Terin soğuyor, hissediyorsun
İNSANLIĞIM YANLIŞSIN
Gündeminde
Ayrıntıya saplanmak
Özümsemekse
Anı yoğunluğuna
Engelli bir birey olarak ben bile, kendimin kadın olduğunu unutmuşum. Bu toplumun genelince benimsenmiş bir unsurdur. Biz engellilerinde bir cinsiyeti olduğu, dolaysıyla bu yönde yönelimleri olabileceği görmezden geliniyor, hatta reddediliyor. Engelli, hele hele de
bir kadınsa ve bu bireyin günlük yaşamını sürdürmesinde, desteğe gereksinim varsa;
(ki daha da önemlisi engellinin bakım ve benzeri yükümlüğünün daha çok, aile içinde kadının omuzlarında olmasıdır.) sizin, kendi hayatınızda söz hakkınız yoktur. Dahası artık töreden
konuşabiliyor olmamıza rağmen, bizim bu türden sorunlarımızın varlığı, aklımızın ucundan dahi geçmez, geçemez.
Ülkemizde zaten ‘kadının adı yok’, engelli kadının adı hiç yok. Toplumun hemen her ferdi kadar, -hatta daha da fazla- bizimde görünmez zincirlerimiz var. Ama zincirleri kırmak, ön yargıya karşı durmak öyle kolay değil: Zaten de bu yönde çabalar çok cılız. Peki birilerinin gölgesinde ‘korumalı’ bir yaşantı bize cazip geldiğinden olabilir mi? Kanımca hayır, bu kadar basit değil. Bir değerlendirme yapalım; hayatı paylaşmayı seviyoruz, duyarsız değiliz, bir duruşumuz, tavrımız var. Yani kendimiziz, çalışıyoruz (bir kısmımız için de geçerli olsa) ve yetersizse de ekonomik özgürlüğü olanlarımız var. Ama daima bir yanımız eksik, tüm bunlar yetmiyor. Sorun cesarette değil; sorun toplumun engelliyi ve kadını ayrı ayrı birer hayvanmışçasına zincire vurduğu, göz ardı edilemeyecek kadar laletli bir gerçekliktedir. Çünkü hala bir yerlerde, töre cinayetlerinin çözülemediği, baskı ve dayaktan kurulu bir gerçekliği sürüyor hayatlarımız. Kadın hala köle ve bunu görüp de umursamayanlarsa, bu işkenceye çanak tutanlardır.
Bu gün “kök hücre tedavisinde gelinen nokta” artık sempozyum konusu. Birde gazetede okudum; “felçli genç düşünce gücüyle tv çalıştırıyor” ve haberin içeriği şöyle: ‘Boynundan aşağısı felç olan ve solunum aygıtıyla yaşayan Matthew Nagle (25) beynine yerleştirilen BrainGate isimli çip sayesinde, çevresindeki bazı aygıtları düşünce gücüyle hareket ettirebiliyor. (…) Çipin yakaladığı beyin dalgaları, bilgisayardaki özel bir yazılımla deşifre edildi. Odasındaki elektronik aygıtlara eklenen yazılımlar sayesinde genç, sadece düşünerek televizyonu açıp kapabiliyor, kanal değiştirip, ses ayarlayabiliyor’.
İnadına umutluyum, hem de tüm coşkumun, sağlık sorunlarımca çalınmasına karşın; hayata direnmeye kararlıyım. Benim umudum, bu beyne yeni bir beden yaratma düşü. Artık ruhum azap çekmesin. Çünkü bu beden, bu usun çektiği yönde, çok az bulundu ki o anlarda da eksiklerimi yüzüme vurdu. Yani demem o ki, bu ruh nadir zamanlarda, işte bu ‘ben’ imi duyumsayabildi.
Hayalleri olmayan bir insan düşünemesem de, kendimi, hep diğer bireylere kıyaslarak,
bir …. olduğumu düşünürdüm. Meğer kendimle baş başalığımda, yalnız değilmişim ve birileriyle örtüşüyormuş, olmadık düşlerim. Meğer hayaller zihni beslermiş. Meğer bireysel sandığımız düşlerde, gün gelip evrensel olabiliyormuş. Hey oradakiler, bana cevap verin ve inadına düşleyin: Hayal etmekte diretelim.
-engellilik nedir,
bilenler için-
Beyinde başlar özgürlük,
Düşünseldir daha çok görüngüsünde:
(ateş kes)
Bu günlerde öyle
-kafamı koydu muydu uyuyamıyorum
Yine aynı dertten muzdaribim
Aynı şeyleri düşünmekteyim yine
-dosta selam-
Defterimin arasında gül
Gülümseyen ironi
Kurutulmuş hatıralarımın ardından
Bir an atabilirdim, kıyamam
Soyuttaki somuta
Binlerce düşünce uçuşumu usum
Kendi soyutuma, yine melankoli
Gözüm dalıyor yitiğime
Karaladım yüreğimi -şimdi
Kendimi kaybettim
kaybettim kendimi
Fark eder mi?
Aranmaktayım benimi
En güzel koyaklarında, kıraçın




-
Halil Gürbüz
-
Kibar Tavasav
Tüm Yorumlarçok güzel bir metin okudum tebrikler... siz yeterince engeli sıralamışsınız fakat ben de kendimce birkaç önemli madde eklemek istedim :)
benim bakışımın açısından bazı temel engeller şöyle;
tamamen sahip ve hakim olamadığımız, beden ve bedenlerimiz, bilinçsiz istek ve arzulara gark olmuş ...
Harika bir kalem
onu okumaktan çok büyük keyif alıyorum
ve sevgili ali beyin söylediği gibi
şiirleri müthiş
kitabını bekliyoruz mutlaka
sevgiler
kibar