Yaban gülü diken diken,
Kırmızı gül, buruk yırtıcı
Senin olan, sende doğaçlayan.
Kırmızı gül, ateşten daha sıcak,
Aşktan daha özlü,
Ve o denli tutkulu.
Her adımda loş sokaklar inledi.
Kapılarda, panjurların arkasında,
Oyalı yaşmakları alınlarında,
On beşinden, yirmi beşine kızlar dinledi.
Adım adım bir sızı dolaştı uzuvlarında,
Dudaklarından kan tükürdü,
Pencerede düşmüş bir baş,
Gözleri dalmış uzaklara,
Böyle bekleyen sen olma,
Sen aşk kadınısın.
Sen aşklar için yaratılmışsın.
Deniz bir yanda, dövsün kayalıkları.
Geçmişin anılarla dolu,
Dar sokaklarında,
Tanıdık bir yüz, bir ses,
Bir türkü aradığım belki.
Sahilde yağmur yağıyor,
Denizin üstüne düşen damlalarla,
Bir asırlık tarihi omuzlarında taşıyor.
Yükü o kadar ağır ki;
iki büklüm.
Bir zamanlar iki adım koşturduğu kaldırımlarda,
Duvarlara kazınan şiddet
Evlere sinen çaresizlik
Gökyüzü hep puslu
Camlar dumanlı
Neler olup bitiyor arka sokaklarda
Önce atları vurdular, özgürlüğü topal bıraktılar
Sonra ,Güvercinleri, gökyüzünü kanatsız kıldılar.
Ne bahçede ağaç kaldı, ne derede su, ne dalında zeytin
Bozkır çocuklarını dümensiz gemide okyanusa sürdüler
Elim başka yazar,
Dilim başka söyler.
Bedenim yangınlar da erir,
Kalbim buz kalıpların da demir.
Ben dalında kınalı bülbül,
O Kanlı gül.
Dün sessizce ağladım kollarında,
O kayıtsızca yüreğimi dağlamakta.
Benim ona aşkım ne anlatıldı.
Her gün ki günlerden bir tanesi.
Penceremden gülümseyen güneş,
Sıcak sıcak yanağımı okşamakta.
Sabahla uyanan nedir bu coşku?
Bu heyecan içimdeki.
Ayaklarım yerden kesilmiş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!