Orta Anadolu’nun bozkırlarında,
Hiç görmediğimiz denizlerin,
Hayallerine dalardık,
Sahiller, dalgalar ve martılar,
Serap gibi önümüzde yer alırdı,
Aşkımızı deniz hayalleriyle süslerdik,
Kerpiçten evler, toprak damlar,
Tandırlar boyu is kokan duvarlar,
İnsanlarla, hayvanların,
Nefeslerinin birleştiği tek göz odalar,
Şeytanın çok gördüğü, koca bir ovada,
Yapraklarına kan taşıyan,
Sana bir ağıt yazayım diyorum,
Düğününde okusunlar.
Kalemler elimde donuyor,
Gözlerime bir buğu çöküyor.
Sonra bakıyorum, kağıt ıpıslak,
Yeniden başlıyorum,
Hangi gecenin sabahıydı o sabah,
İçimde kırılmış lığın o tuhaf tadı,
Issız odaların yüzüme çarpan soğukluğu,
Duvarlardaki resimlerde kaybolmuş yüzler,
Sağa sola atılmış kirli çamaşırlar,
Su yüzüne yazdım seni,
Esen rüzgara sordum seni,
Hepsi sustu!
Bir hayalin vardı,
Ceviz oymalı aynada.
Saatlerce yüzümü seyrettim,
.
Ey! ! ! Atam! ! Biz öyle bir nesil yetiştirdik ki;
Amaçsız, umarsız, bomboş hurafelerle dolu.
Okusunlar istemedik
Okuyan insan tehlikeli! !
Her hazan mevsiminde,
Terk eder sılayı, son kuşlar.
Arkalarında yaşlı gözler,
Hasta, yaralı kalır.
Yalnız kuşlar.
Kış tül perdeleri,
Kırmızı güllere vermiş rengini.
Pembe goncalara dökmüş telini.
Dağlar morla süslemiş eteklerini.
Sarı ayrılıklarla evli.
Siyah ölümle efsunlanmış.
Bulutlar gri gecelerde ağlamış,
Gel gitme bu akşam,
Birlikte çözelim bilinmeyeni,
Sen sil bu gece göz yaşlarımı,
Her damlada erisin zaman,
Nerede? Nasıl?
Henüz farkına varmadan.
Asıldı kaldı ağaçların da ümitlerim,
Ne gecem, ne gündüzüm.
Bilemez, içimde sakladığım sırları.
Aşamaz gönül Toroslarını.
İçimde bu hasret yanar derinden,
Özlerim.. Sevdası da, hasreti de benim.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!