Soruyor bu şair,kalem elinde
Vatanı seven ne yapmaz Erzurum ?
Bozkurt yuvası dadaş ilinde,
Ata mirasından sapmaz Erzurum
Kale siperinde bir, er olmayı
Dalma gözüm hâ bundan sonra, durup dururken
Ânbeân karanlıklar, demine çekiliyor
Ay ışığına esir düştü göz kapaklarım
Her turna katarına bakışım takılıyor
Bırakın dört bir yönden şaha kalksın yalnızlık
Kanlı parkayla Resûl otağına düştüm ben
Hilâle yükselirken görmezsiniz siz beni
Ayyıldızın önünden nûr kundağa koştum ben
Ezân bayrak uğruna 'şehit' diye yaz beni
Gam bağına düşmüşem, hicrân hicrân üstüne
Beni cansız koymasın,perişan ola dizim
Sanmayın yeller eser,ihsan ihsan üstüne
Oysa ki,dallar gibi sallanır iki gözüm
Başka, var mı gönlü ihyâ eden gıdadan gayrı ?
Seherde O'nu zikreden her bir sedâdan gayrı
Şehirdeki bunca ses, nedir bunca muamma ?
Nice ağlamaların hıçkırıkları geçer
Hattâ günler de geçer, zaman da geçer,amma
"Mehmet Âkif'in Leylâ'sı Millet sevdası... Bitti mi çile, dindi mi acı? Hayır ! Âkif’in ıstırabı, belki de, biraz daha büyümüş olarak, ortadadır."
Bir mızrak gibi kalbi delen aşkın masalı
Belâ-keş Kays'ın Mecnun olmasına dayalı
Kiminle oturup sohbet eylesem
Erbâblar manâya ter ekip gelir
Acaba bu benim canı neylesem
Hakk'ın cemalini bırakıp gelir
Gül tenli ummanı yalan anlarken
Ateş-i âşka düşmüş ; 'Beterim !' diyor zahir
Közlerden tekrar ,düşe kalka sönmeye gelmiş
Leylâ'ya ulaşmak çün alev ,ataş ve'sair
Od'dan kenâre düşüp, hâr'lar sunmaya gelmiş
İster vaktin nakdînde,ister ömrün nakdînde
Bu karanlık düzende kelâmları yaz bana
Hem de adamakıllı ,birkaç söz gerek bana
Bakarken kubbelere iki şafak arası
Hem, serdar görünümlü temiz öz gerek bana




-
Hasan Sancak
Tüm YorumlarHOCAM SİTEMİZ KAYIP OLDU...