yaş,
ha elli
ha elli bir,
ne fark eder.
otuzdan gün aldıkça,
hayaller
haklıyım sanıyordum.
hiç te öyle değilmiş,
karşı kıyıdan bakılınca.
suç biraz bendeymiş,
biraz da karşı kıyıda.
keşke boğaziçi olmasaydı
şimdi olsa,
Karadeniz kokan
mis gibi,
kara lahana çorbası.
erişteli.
barbunyalı.
özsular,
son damlasına kadar içilir.
yeşil sarıya
sarı kahverengiye
sessizce dönüşür.
solmaya başlar yapraklar.
gökyüzü morarmış
salkım salkım..
bir bardak çay
mor kokular arasında.
yanında sabah simidi.
geride
böyle yosunlaşmış
yıkık dökük,
kavruk olduğuma bakmayın.
kuzeye bakan
ulu bir kestaneydim
bir zamanlar.
tozlar uçuşurken
havuzdaki nilüferlere doğru,
kurbağa larvalarında
bir telaş.
kırmızı balıkların saldırısı.
ve larvaların
rüya içinde rüyalarda
doğruların yolundayım,
yoldaşım.
dervişler kıraathanesidir
yerim yurdum..
askıda turuncu montum,




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...