Sessiz sokaklarda
Seni bekleyen
Beklerken sesli ağlayan
Bir çocuktum
Dün’dü
Küçük bir çakıl taşıyım ben,
Özünde hiç değişmeyen…
Aslında bir kayanın minicik parçasıydım,
Kaya terk etti kendini ben de
Küçük bir çakıl taşı oldum.
Etrafımda bir sürü büyük taşlar
İntihar sürükleniyor eteklerimde
Peşinden
Hava soğuk
Biz sıcaktık
Akışına bıraktım...
Yorgunluktan yığılmış bedenimle bak işte geldim..
Senin gücün kaldı mı hala?
Artık hiç bir şey yoramıyor beni,
Kalbimi çoktan bağladım bir ağaca
Kıyılarında kaybolmaya geldim..
Gitmekten bıkmadınız mı?
Kaç defa gidilebiliyor en fazla
Ve kaç defa anlatılabiliyor böyle içten?
Sonraki gidişler ilki gibi olur mu?
Tüm bu sorularımın cevabını lütfen gitmeden verebilir misiniz?
"Unutma Oyunu"
Arada bir aklıma düşsen de
Hiç kalkmıyorsun düştüğün yerden
Bir düşe adımızı verdik
İçimden sevgilerle
“İnciydim, kırılmadan çok önceleri”
Kabuğumu kırsalar
Sen dökülürsün içimden
Oraya, buraya dökülen kırmızı tel saçlarım kadar kimsesizliğim,
Tek – tüküm, döküm – döküm dökülüyorum…
Nereye düştüğümün önemi yok,
En karanlık, en tenha köşelere düşüyorum
Ve sabahlıyorum…
Kurşun karası gözlerim aktı,
Beyaz kağıtlara…
Yarım kalan Sevinçlerimi çizdim yazgılarımda,
Boyumu bile aşan yürekli kalemlerle..
Hadi at şimdi bu kağıtları da
At Denizlere..




-
Yusuf Dumral
Tüm YorumlarTüm şiirlerini beğeni ile okuduğum bir şairdir. Şiirlerinde sanki hayatından kesitler var gibi... Kalemin hep yazsın, durmadan yazsın. Sevgiyle kal arkadaşım.