Nereden nereye çağı

Hikmet Metin Çavdar
381

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Nereden nereye çağı

Dün
meydanlarda gök gürültüsüydü sözleri,
“hayır” diyordu
duvarlara çarpa çarpa,
“ihanet” diyordu
karşısında duranlara.

Bugün
aynı ağızda başka bir türkü,
başka bir kapıda başka bir selam,
başka bir gölgede
başka bir yüz...

Ah memleketim,
ne çok değişiyor yönler
ne çabuk eskiliyor sözler!

Dün söylediğini
bugün inkâr edenler var;
dün taşladığını
bugün omuzlayanlar...

Sanki söz
ağzından çıkan bir kuş değil,
pazardan alınmış ucuz bir mendil;
işine gelince sallıyorsun,
işine gelmeyince
cebine tıkıyorsun.

Nerede kaldı
o meydanlarda kabaran ses?

Nerede kaldı
duvarlara yazılan öfke?

Hangi rüzgâr çevirdi
pusulanın yüzünü?

Hangi makam gölgesi
dünkü ateşi
bugünün serinliğine çevirdi?

Siyaset mi bu
yoksa savrulan yaprakların
mevsimlik gösterisi mi?

Bir gün
“hayır” diye yumruk havada,
ertesi gün
“evet” diye baş eğmek...

Bu kadar kolay mı
insanın kendi sözünü
kendi ayağının altına sermesi?

Söz dediğin
çakmak taşıdır kardeşim,
bir kere çaktın mı
kıvılcımı hafızada kalır.

Söz dediğin
insanın alnındaki mühürdür;
gece gelir,
gündüz gelir,
yıllar geçer
ama silinmez.

Oysa şimdi
dün başka,
bugün başka konuşanlar
çoğalıyor memlekette.

Dün göğe kaldırdıkları parmak
bugün başka bir gölgeyi gösteriyor.

Dün öfkeyle söyledikleri sözler
bugün makam koridorlarında
ayakkabı sesi oluyor.

Ah memleketim!

Biz daha bir sözün
hesabını soramadan
öteki söz geliyor.

Bir cümle ölüyor,
yerine yenisi doğuyor.

Hafıza yoruluyor,
ama halk unutmuyor.

Çünkü halkın hafızası
beton duvar gibidir:

Üstünü boyarsın,
afiş yapıştırırsın,
çiçek çizersin...

Ama
alttaki yazı
bir gün yeniden çıkar.

Ve sandık geldiğinde
herkes kendi sözünün
karşısında durur.

İşçinin nasırlı eli sorar:

“Dün ne diyordun?”

Emekli sorar:

“Bugün neden sustun?”

Genç sorar:

“Yarın hangi yüzle geleceksin?”

Köylü sorar:

“Rüzgâr nereye eserse
sen de oraya mı döneceksin?”

İşte mesele burada!

Siyaset
rüzgâr gülü olmak değildir.

Her esintide yön değiştirmek
ufuk değildir.

Makam gölgesi
insana güneş vermez;
sadece gölgesini büyütür.

Oysa memleket
gölgeyle değil,
güneşle yürür.

Biz
sözünün arkasında duranları isteriz.

Dün söylediğini
bugün de taşıyabilenleri...

Yanlışsa
“yanlış yaptım” diyebilenleri.

Döndüyse
neden döndüğünü
milletin gözünün içine bakarak anlatabilenleri.

Çünkü değişmek başka şeydir,
savrulmak başka.

Fikrini değiştirmek başka şeydir,
hafızasını değiştirmek başka.

Ve güven
eski bir kapı değildir kardeşim,
istediğin zaman açıp
istediğin zaman kapatamazsın.

Şimdi soruyoruz:

Nereden nereye?

Hangi sözden
hangi söze?

Hangi inançtan
hangi makama?

Hangi meydandan
hangi gölgeye?

Ve en önemlisi:

Dün söylediğin söze
bugün kendin inanıyor musun?

Çünkü bu memleket
çok şey gördü.

Çok savrulan gördü,
çok dönen gördü,
çok susan gördü.

Ama halkın hafızası
bir nehir gibidir:

Üstünden köprü geçer,
kenarına saray kurulur,
suyuna taş atılır...

Yine de akar.

Ve zamanı geldiğinde
her şeyi önüne katıp
sorar:

“Sen dün neredeydin?”

İşte o gün
makamların kapıları değil,
sözlerin kapısı çalınır.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 15.08.2026 00:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!