Bir başka gök daha var Her zaman dingin ve ince Orası karanlık olsa bile Bir başka gün ışığı daha var Solgun ormanlara aldırma,Austin Sessiz tarlalara da boş ver, İşte sana birazcık orman Baksana yaprakları hep yeşil İşte sana parlak bir bahçe Orada, soğuk yok Hiç solmayan çiçekleriyle Büyük arıların vınlamalarını Ve,Printhee, kardeşimin Bahçeme geldiğini işitirim.
Penceremden kar'ın eşsizliğini ve usul usul yaptığı dansı izlerken Canan Sergül hanımefendinin (İnsanlığın kitabı yazdım) eserinin son sayfalarındayım.. Bu ana kadar okuduğum kısmın da saygıyı, hoşgörüyü, önyargısız olmayı ve kendi kendine yetebilmeyi öğütleyen bir kitap. Birlik ve beraberlik içinde kar taneleri gibi birbirine değmeden yaşamak.. Teşekkürler Canan Sergül Sayfa
Küçük ayaklarını, suyun üzerinde sektiren çakıl taşlarını izledim Ellerimi sakladım.... Bu cümlenin çocukları, elleri olmadan büyümüyorlardı ki ! Hiç çıkartmadım gizlediğim yerden, parmaklarımı. Hiç şıklatmadım... Şapkadan tavşan çıkartmadım !.
Sokak, Kaldırım taşlarını tekmeleyen, bir yanlızlığın, Gölgesini yapıştıracak soğuk alnına..... Yazgılar daha kolay okunacak... Daha kolay ölecek kalabalıklar, O sokakta... Kırlangıç mevsimi bitecek.... Kapanan kapının eşiğinde kalmış, Külleri süpürecek çocuk, Bir kibrit kutusuna...
Aynı yüzde, aynı heyalan... Çığlıksız bir kentle, düştüm suretinden... Sancılı kaldırımlar, avuçlarımın arasında izinsiz büyüttüğüm gülüşünü tanıdı!. sokak, lehçesini kaybetmiş bir dilin mazisinden dönerken tam orada yırttın içimi!. Yaralı fetihler ve kansız keşifler sırasıydı ... O taşa adını verecek kadar büyümüştüm oysa.
Solumla araladığım kapıların eşiklerinden, çıyan kokuları atlamasaydı, çağıracakmıydın? elimdeki işareti silinmiş parmağımı. Tutunacakmıydın, duvarına saçlarına asan kırmızı kurdelalı açlığın ,odasındaki penceresizliğe. Odanda ne kadar vazo var?... kaçı susuz, kaçı topraksız, kaçı ışıksız... imgelerle taşıyorum gövdemdeki sancıyı sayfama, hiç bir imlaya sapmadan , şımartmadan virğüllerin çatı katına taşınmış boşluğu... sus larla dönüşüyorum, sana... elimdeki sihirsiz bir değnekle.
Amacını çoktan aşmış , fiğüran telaşı yok inan üzerimde... Ara istersen vicdanındaki yırtığı. Öfkem, bayram sonraları uğruyor lamba sesine... Kırık ,dökük aydın cümleler barınağı sığdıramıyor ,fütursuz korkuları içine... Dağınık rengimin, en çok sana benzeyen kısmı, ışığa kırpıyor gözlerini. Aynı sesle seslenirken kerpiçe, duvarın saadetler dilenmiş yüzüne silkeleniyor o fotoğraf!. Yamalanıyorum, sökük dilimle her çağırışımda adını... Adını tahmin ediyorum, adını biliyorum, adını boyuyorum , adını örtüyorum, adını asıyorum, adını kokluyorum, incelipte kırıldığı yerinden.
Senki, çoğaltıp çoğaltıp nüshasını bıraktığın, parmaklarında asılı eskimiş dokunuşların sahibi... senki ,yara... seni keşfettiğimden beridir , kanayanların durağında hiç gelmeyen otobüsün ,taklidini yapan çocukların içsizliği... içleri yok!... boşaltılmış, çalınmış ... Bir iç lazım bu cümleye, birde kılıf... Yok!
Bana en çok annem gülümsedi... Yanağındaki aralı pencereden bakardım. Karşıda ,söğütler eğilirdi alnındaki tapınağa... Gözlerinden söğüt kokusu sarkardı kirpiklerime ,kirpiklerim uzardı... Bir elinde mor menekşenin , saksıya büyük gelen tedirgin kadınlığı... Diğer elinde babam.
Eteğine toplardı aydınlığın meyvalarını , dallarını kırmadan. Soluğuma güneş değdirirdi.. Üşümek , elmacık kemiklerimden geri dönerdi , girmezdi içeri. Pecere hep aralıydı. Saçlarıma dolanan kokusu , örüklerimin ucundaki kırmızı kurdelaya sinerdi... Koku ,aynı dilden aynı şarkıydı.
Sustuğu zaman , Karanlığa emanet edilmiş bedenlerin ızdırabını çağıracaktı... Sustu...O çağrı erken geldi.. pencere mi aradım.. Pencere örtülmüştü , kirpiklerime yalın ayak hüzün inmişti merdivenden... Kirpiklerim kısaldı. Kokmuyordu söğüt!... söğüt! eğildiğin alın nerde!. Üşüyorum! ,bir garip soğuk!...
Hani! nerdeler! nerde!... yok! ne babam ,ne de menekşe Ellerini nereye sakladın anne!!. Daha gün ağarmadı ve çocuklar... ellerindeki bilyelerin renklerini ayırt edemeyecek kadar çocuktu... Büyümemişlerdi!... daha büyümemişti ellerim ,ayaklarım,gölgem.
Bana en çok annem gülümsemişti... Bir yere gitti.:((
GÜNEŞE GİDEMEYİPTE, GÜNEŞDEN GEÇEN ÇOCUKLARIN HİKAYESİYDİ.. KARALAMA KAĞIDINDA, İNCİNMİŞCESİNE YATANLAR.. SUSLARIN ÇATI KATINDA, ÖNCE BABA, EN SON BAHAR DİYEN, ÇOCUGUN YANAĞINDA KALAN, BİR GAMZENİN BOŞLUĞUYDU HAYAT.. ÖNCE O BOŞLUĞA DÜŞERDİ, GÖKTEN YAĞAN HER SU.. GÜNEŞ UZAKTA BİR YERDE AÇARDI ŞEMSİYESİNİ, ÇOCUK AĞLARDI, GÜNEŞ ANLAMAZDI..
SANCILI DÜZ YAZILAR GELİP GEÇERDİ, BENİM DEFTERİMİN ŞİİRE AYRILMIŞ, EN ÇOCUK,EN BÜYÜK YANINDAN... ÖNCE SÖZLERİMİN, BOĞAZINA KAÇAN BİR AYRILIĞI KUSARDI KALEM... SONRA GÜNEŞİ ARARDI, ŞAİİRİN İMZASININ ALTINDA.. BULUNMAZDIKİ, ÖYLE KOLAY.. ÖYLE KOLAY OLMAZDI.. GÜNEŞİ TUTUP SAÇLARINDAN, YAPAYALNIZ BİR KARALAMA KAĞIDININ, GÖĞSÜNE İLİŞTİRMEK...
KOLAY OLMAZDI, ALFABENİN İLK HARFİNDEN DÜŞÜP YERYÜZÜNE, PARAMPARÇA YAŞAMAK.. GÖKTEN,MAVİDEN KOPMAK.. KÜLLER BİRİKTİRMEK, KIRLANGIÇ HİKAYELERİNİN ARALARINDAKİ VİRGÜLLERDE..
ZAMAN YETMEDİ.. OYSA YELKOVANIN BİLEKLERİNDEN TUTUNMUŞ, YABANCI BİR BEKLEYİŞİN IZDIRABINI YAZACAKTIM... CEBİMDE DAĞINIK KALMIŞ AKREPLERİN, NASIL İNSAN OLDUĞUNU... OLMADI.. ZAMAN YA BOĞDU, YA DA BOĞULDU...
GÜNEŞE GİDEMEYİPTE, GÜNEŞDEN GEÇEN ÇOCUKLARIN HİKAYESİYDİ.. KARALAMA KAĞIDINDA, İNCİNMİŞCESİNE YATANLAR.. SUSLARIN ÇATI KATINDA, ÖNCE BABA, EN SON BAHAR DİYEN, ÇOCUGUN YANAĞINDA KALAN, BİR GAMZENİN BOŞLUĞUYDU HAYAT.. ÖNCE O BOŞLUĞA DÜŞERDİ, GÖKTEN YAĞAN HER SU.. GÜNEŞ UZAKTA BİR YERDE AÇARDI ŞEMSİYESİNİ, ÇOCUK AĞLARDI, GÜNEŞ ANLAMAZDI..
SANCILI DÜZ YAZILAR GELİP GEÇERDİ, BENİM DEFTERİMİN ŞİİRE AYRILMIŞ, EN ÇOCUK,EN BÜYÜK YANINDAN... ÖNCE SÖZLERİMİN, BOĞAZINA KAÇAN BİR AYRILIĞI KUSARDI KALEM... SONRA GÜNEŞİ ARARDI, ŞAİİRİN İMZASININ ALTINDA.. BULUNMAZDIKİ, ÖYLE KOLAY.. ÖYLE KOLAY OLMAZDI.. GÜNEŞİ TUTUP SAÇLARINDAN, YAPAYALNIZ BİR KARALAMA KAĞIDININ, GÖĞSÜNE İLİŞTİRMEK...
KOLAY OLMAZDI, ALFABENİN İLK HARFİNDEN DÜŞÜP YERYÜZÜNE, PARAMPARÇA YAŞAMAK.. GÖKTEN,MAVİDEN KOPMAK.. KÜLLER BİRİKTİRMEK, KIRLANGIÇ HİKAYELERİNİN ARALARINDAKİ VİRGÜLLERDE..
ZAMAN YETMEDİ.. OYSA YELKOVANIN BİLEKLERİNDEN TUTUNMUŞ, YABANCI BİR BEKLEYİŞİN IZDIRABINI YAZACAKTIM... CEBİMDE DAĞINIK KALMIŞ AKREPLERİN, NASIL İNSAN OLDUĞUNU... OLMADI.. ZAMAN YA BOĞDU, YA DA BOĞULDU...
Valizime sığmayan hayallerim vardı,çocuksu gülüşüm masum öpüşlerim vardı.Ellerim hiç bukar titremedi gözlerim buğulanıp kalbim üşümedi .Söz vermiştim oysa kimseye inanmayacaktım ne sevecek nede aşık olacaktım.Oldu işte saç tellerime kadar ateş değmeden yana yana hemde kavruldum .....Nasıldırki kör olmak aşka
Gelen hayra gelmiyor bu aralar Sana yazdığım son satırlar Yarim bana ben yare ağlar Bu senede kışa kaldım ağalar Hasret ektim gözyaşı biçtim Hayallerimi bırakıp gittim Ecele kucak açtım kefene sarıldım Uarim hasretine paha biçtim
" Ne o bana gelebildi, Ne'de ben ona gidebildim. Ayrı şehirlerde, Aynı gökyüzünde, Aynı yıldızları seyrettik 'DE. .. Bir çıkmaz sokakta bile karşılaşmadık. O bana hüzün kokan şarkılar dinletti, Ben duygu dolu şiirler yazdım. Yaşayamadığımız AŞK 'ın girdabında kaybolduk. NE ACI. .. O bana sitem etti, Ben 'se sessiz çığlıklar attım. AH YAR. .. Öyle yarım kaldık, Öyle YARALI. .
Nadir insanlar öldükleri gün doğarlar! Mustafa Kemal Atatürk’ de onlardan biriydi. Ve ölene kadar vatanı için yaşadı, 10 Kasım 1938 saat:09.05 itibariyle kalplerde dirilmiş neredeyse bir asra yakın zamandır da sevgisi hiç bitmeyen ve hiç bitmeyecek olan o büyük dahiyi saygı, sevgi, hürmet ve minnetle, rahmetle anıyorum mekanın kalplerdeki kadar güzel olsun diliyorum. Çünkü Allah sevdiği kulunu sevdirirmiş. Ruhun şad olsun Gazi Mustafa Kemal Atatürk Ata kızı:(
Şimdi bu çocuklar ki bu gökyüzünü toplayıp gelmişler buraya buraya yani karanın o kendinden utanan karasına o yağız delikanlılar o çatal yürekler niçin durmadan bağırıp dursunlar:
-------Filistin toz duman, Gazze yanıyor. Masum insanlar Kadın, Çoluk, Çocuk demeden katlediliyor. Bir köklü medeniyet yok ediliyor. Yürekler kanıyor, Analar feryadı figan ediyor. Ulusal Devlet'ler bu insanlık dışı vahşeti seyreliyor. -------Hiç bitmedi Hamasın ucuz kahramanlıkları. Bitmedi kuralsız, mizansız Şowları. Diğer taraftan katil İsrail, orta doğu da bir savaş makinasına dönüşmüş, ya da dönüştürülmüş, yıllardır istediği Sahra da At oynatıyor. Kimlerdir arkasında ki güçler. Kimlerdir kılıç kalkan ekibi, kimlerdir Top, Tüfenk sağlayan güçler. Yıllardır bilinir Amerika'dan beslendiği. Bilinir de neden susar Büyük Orta Doğu Devletleri. Hani nerde dir Dini- Mezhebiyle övünen Büyük İslam Alemi. Neden susuyorlar, neden tepkisizler. -------Irak parçalandı, Afganistan marizlendı, Suriye toz duman oldu, Filistin'e yıllardı zülm ediliyor. Orda Doğu Devletleri kimden İMDAT bekliyor. O, Gavur dedikleri Emperyalistlerden. Kagadan başka kuş, Hilafetten başka BAŞ tanı- mayan kurum, kuruşlar kimden yardım dileniyor? Katil Amerikadan. Bu ne Perhizdir, bu ne Lahana turşusudur...VESSELAM--------ÇAKIROĞLU.
-------FİLİSTİN Toz duman için de. GAZZE Yanıyor, Masum İnsanlar, Kadın Çoluk, Çocuk vahşice katlediliyor. Nerede Büyük Orta Doğu, nerede DİN,i MEZHEBİYLE Öğünen İslam Alemi. Nerede İnsan haklarından den vuran Ulusal Devlet'ler.? Neden sesleri çıkmıyor...! -------Hiç bitmedi Hamasın Kahramanlık şowları. Bitmedi kuralsız, mizansız ucuz hamaset tavırları. -------İSRAİL desen, Orta Doğu da bir savaş makinesine dönüştü ya da dönüş- türüldü. Yıllardır masum, günahsız insanların kanına giriyor. Bu şartlar da aynı tavır ve tutumunu devam ettirecektir. -------Dünya Uluslar arası sağlık örgütü nerede kuruldu.? Elbette ki Amerika da. Peki Devri Alemi en çok kirleten kim.? Elbette ki Amerika. -------İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nerde hazırlandı.? Fransa- Paris'de. Dünya da en çok, İnsan haklarını kimler ihlal ediyor.? Her zaman olduğu gibi Emperyalistler. ------Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nerede kuruldu.? Fransa da. Peki Dünya da en çok Kanunsuz, kuralsız, Haksız Adaletsiz davranış sergileyen kimler.? Elbette ki Emperyalistler. ------Daha da vahim olanı nedir biliyormusunuz.? Filistin vahşetin de, kimden İMDAT Bekleniyor. Emperyalistlerden. Irak, Afganistan Suriye de kime İMDAT denil di. Yine Emperyalistlere. Din ve Mezhebiyle öğünen Devletler Petrollerini kimlere kaptırdı.? O, Gavur dedikleri Devletlere. Dahası da var...! ------Orta Doğu Devletleri Hep birlikte, Şapkasını önüne alıp, enine, boyuna düşünme- lidir...VESSELAM------ÇAKIROĞLU.
--------Gazze yanıyor, Camiler, Okullar yıkılıyor. Hastane bombalanıyor, Çocuklar vahşice öldürülüyor. Alenen soy kırımı yapılıyor Ulusal Devletlerin hiç birisinden ses çıkmıyor. NEDEN ?? --------Hamas'ın kahramanlık Şowları bitmek, tükenmek bilmiyor. İsrail desen, Orta Doğu da bir savaş makinesine dönüşmüş ya da dönüştürülmüş, her tarafa AT oyna- tıyor. Taktik kimden Amerika'dan. Kılıç kalkan kimden, Amerika'dan.. Top Tüfenk kimden, yine Amerika'dan...Peki bu insanlık dışı vahşete son verilmesi için kime İMDAT deniliyor, Amerika'ya. Ehh Demezler mi, bu ne Perhiz bu ne Lahana turşusu.! --------Dünya Birleşmiş Milletler örgütü: Nere de kuruldu ? Amerika da...Dünya'ya en çok kirlilik yayan kim ? Amerika... --------İnsan hakları evrensel beyannamesi nerede hazırlandı ? Avrupa da. Dünya da en çok Medeniyeti kim baltalıyor? Elbette ki Avrupa..! --------Avrupa İnsan hakları Mahkemesi nere de kurul du. Haliyle Avrupa da. Peki Dünya da, en çok insan haklarını kimler ihlal ediyor.? Elbette ki Emperyalistler... --------DİNİ, MEZHEBİYLE övünen Alemi İslam, kimlerden yardım dileniyor.? O, Gavur dedikleri Devletlerden. Büyük Orta Doğu Devletleri kimden ya da kimlerden tırsıyor? O, hayıfla küffar dedikleri Milletler topluluğundan. Yaa Ümmeti Muhammed bu bir çelişki değilmidir...VESSELAM-------------ÇAKIROĞLU
-----Su, Hava, Güneş gibi, karşılıklı saygı ve sevgi, İnsanların doğal ihtiyaçlarıdır...Sevgisiz Barış olmaz, Saygısız Barış menzile varmaz. Kin, kibir, nefretle suhulet olmaz. Şehvetli Aşklar Vuslata ermez...VESSELAM.
Bir başka gök daha var
Her zaman dingin ve ince
Orası karanlık olsa bile
Bir başka gün ışığı daha var
Solgun ormanlara aldırma,Austin
Sessiz tarlalara da boş ver,
İşte sana birazcık orman
Baksana yaprakları hep yeşil
İşte sana parlak bir bahçe
Orada, soğuk yok
Hiç solmayan çiçekleriyle
Büyük arıların vınlamalarını
Ve,Printhee, kardeşimin
Bahçeme geldiğini işitirim.
E.D.
Penceremden kar'ın eşsizliğini ve usul usul yaptığı dansı izlerken Canan Sergül hanımefendinin (İnsanlığın kitabı yazdım) eserinin son sayfalarındayım..
Bu ana kadar okuduğum kısmın da saygıyı, hoşgörüyü, önyargısız olmayı ve kendi kendine yetebilmeyi öğütleyen bir kitap.
Birlik ve beraberlik içinde kar taneleri gibi birbirine değmeden yaşamak..
Teşekkürler Canan Sergül
Sayfa
Sen iyileştikçe dünya iyileşiyor.
İçim dışım insan kırıkları...
O ,bu ,şu batıyor işte! ,canım yanıyor.
Yüzümde ,gamzelerini yanaklarından düşürmüş çocuklar uyuyor...
Bağıramıyorum!.
Küçük ayaklarını,
suyun üzerinde sektiren çakıl taşlarını izledim
Ellerimi sakladım....
Bu cümlenin çocukları, elleri olmadan büyümüyorlardı ki !
Hiç çıkartmadım gizlediğim yerden, parmaklarımı.
Hiç şıklatmadım...
Şapkadan tavşan çıkartmadım !.
Sokak,
Kaldırım taşlarını tekmeleyen, bir yanlızlığın,
Gölgesini yapıştıracak soğuk alnına.....
Yazgılar daha kolay okunacak...
Daha kolay ölecek kalabalıklar,
O sokakta...
Kırlangıç mevsimi bitecek....
Kapanan kapının eşiğinde kalmış,
Külleri süpürecek çocuk,
Bir kibrit kutusuna...
Kalabalık gelmiş, çalmış kapımı..
Tek kişilik yerim vardı sana ait oysa..
Kalıntılar...
Aynı yüzde, aynı heyalan...
Çığlıksız bir kentle, düştüm suretinden...
Sancılı kaldırımlar,
avuçlarımın arasında izinsiz büyüttüğüm gülüşünü tanıdı!.
sokak,
lehçesini kaybetmiş bir dilin mazisinden dönerken tam orada yırttın içimi!.
Yaralı fetihler ve kansız keşifler sırasıydı ...
O taşa adını verecek kadar büyümüştüm oysa.
Solumla araladığım kapıların eşiklerinden,
çıyan kokuları atlamasaydı, çağıracakmıydın? elimdeki işareti silinmiş parmağımı. Tutunacakmıydın,
duvarına saçlarına asan kırmızı kurdelalı açlığın ,odasındaki penceresizliğe.
Odanda ne kadar vazo var?...
kaçı susuz, kaçı topraksız, kaçı ışıksız...
imgelerle taşıyorum gövdemdeki sancıyı sayfama, hiç bir imlaya sapmadan ,
şımartmadan virğüllerin çatı katına taşınmış boşluğu...
sus larla dönüşüyorum, sana...
elimdeki sihirsiz bir değnekle.
Amacını çoktan aşmış ,
fiğüran telaşı yok inan üzerimde...
Ara istersen vicdanındaki yırtığı.
Öfkem, bayram sonraları uğruyor lamba sesine...
Kırık ,dökük aydın cümleler barınağı sığdıramıyor ,fütursuz korkuları içine...
Dağınık rengimin, en çok sana benzeyen kısmı, ışığa kırpıyor gözlerini.
Aynı sesle seslenirken kerpiçe,
duvarın saadetler dilenmiş yüzüne silkeleniyor o fotoğraf!.
Yamalanıyorum,
sökük dilimle her çağırışımda adını...
Adını tahmin ediyorum,
adını biliyorum,
adını boyuyorum ,
adını örtüyorum,
adını asıyorum,
adını kokluyorum, incelipte kırıldığı yerinden.
Senki, çoğaltıp çoğaltıp nüshasını bıraktığın, parmaklarında asılı eskimiş dokunuşların sahibi...
senki ,yara...
seni keşfettiğimden beridir ,
kanayanların durağında hiç gelmeyen otobüsün ,taklidini yapan çocukların içsizliği...
içleri yok!...
boşaltılmış, çalınmış ...
Bir iç lazım bu cümleye, birde kılıf...
Yok!
Bana en çok annem gülümsedi...
Yanağındaki aralı pencereden bakardım.
Karşıda ,söğütler eğilirdi alnındaki tapınağa...
Gözlerinden söğüt kokusu sarkardı kirpiklerime ,kirpiklerim uzardı...
Bir elinde mor menekşenin ,
saksıya büyük gelen tedirgin kadınlığı...
Diğer elinde babam.
Eteğine toplardı aydınlığın meyvalarını ,
dallarını kırmadan.
Soluğuma güneş değdirirdi..
Üşümek ,
elmacık kemiklerimden geri dönerdi ,
girmezdi içeri.
Pecere hep aralıydı.
Saçlarıma dolanan kokusu ,
örüklerimin ucundaki kırmızı kurdelaya sinerdi...
Koku ,aynı dilden aynı şarkıydı.
Sustuğu zaman ,
Karanlığa emanet edilmiş bedenlerin ızdırabını çağıracaktı...
Sustu...O çağrı erken geldi..
pencere mi aradım..
Pencere örtülmüştü ,
kirpiklerime yalın ayak hüzün inmişti merdivenden...
Kirpiklerim kısaldı.
Kokmuyordu söğüt!...
söğüt! eğildiğin alın nerde!.
Üşüyorum! ,bir garip soğuk!...
Hani! nerdeler! nerde!...
yok! ne babam ,ne de menekşe
Ellerini nereye sakladın anne!!.
Daha gün ağarmadı ve çocuklar...
ellerindeki bilyelerin renklerini ayırt edemeyecek kadar çocuktu...
Büyümemişlerdi!...
daha büyümemişti ellerim ,ayaklarım,gölgem.
Bana en çok annem gülümsemişti...
Bir yere gitti.:((
ÖNCE BAHAR...
GÜNEŞE GİDEMEYİPTE,
GÜNEŞDEN GEÇEN ÇOCUKLARIN HİKAYESİYDİ..
KARALAMA KAĞIDINDA,
İNCİNMİŞCESİNE YATANLAR..
SUSLARIN ÇATI KATINDA,
ÖNCE BABA,
EN SON BAHAR DİYEN,
ÇOCUGUN YANAĞINDA KALAN,
BİR GAMZENİN BOŞLUĞUYDU HAYAT..
ÖNCE O BOŞLUĞA DÜŞERDİ,
GÖKTEN YAĞAN HER SU..
GÜNEŞ UZAKTA BİR YERDE AÇARDI ŞEMSİYESİNİ,
ÇOCUK AĞLARDI,
GÜNEŞ ANLAMAZDI..
SANCILI DÜZ YAZILAR GELİP GEÇERDİ,
BENİM DEFTERİMİN ŞİİRE AYRILMIŞ,
EN ÇOCUK,EN BÜYÜK YANINDAN...
ÖNCE SÖZLERİMİN,
BOĞAZINA KAÇAN BİR AYRILIĞI KUSARDI KALEM...
SONRA GÜNEŞİ ARARDI,
ŞAİİRİN İMZASININ ALTINDA..
BULUNMAZDIKİ, ÖYLE KOLAY..
ÖYLE KOLAY OLMAZDI..
GÜNEŞİ TUTUP SAÇLARINDAN,
YAPAYALNIZ BİR KARALAMA KAĞIDININ,
GÖĞSÜNE İLİŞTİRMEK...
KOLAY OLMAZDI,
ALFABENİN İLK HARFİNDEN DÜŞÜP YERYÜZÜNE,
PARAMPARÇA YAŞAMAK..
GÖKTEN,MAVİDEN KOPMAK..
KÜLLER BİRİKTİRMEK,
KIRLANGIÇ HİKAYELERİNİN ARALARINDAKİ VİRGÜLLERDE..
ZAMAN YETMEDİ..
OYSA YELKOVANIN BİLEKLERİNDEN TUTUNMUŞ,
YABANCI BİR BEKLEYİŞİN IZDIRABINI YAZACAKTIM...
CEBİMDE DAĞINIK KALMIŞ AKREPLERİN,
NASIL İNSAN OLDUĞUNU...
OLMADI..
ZAMAN YA BOĞDU,
YA DA BOĞULDU...
ÖNCE BAHAR...
GÜNEŞE GİDEMEYİPTE,
GÜNEŞDEN GEÇEN ÇOCUKLARIN HİKAYESİYDİ..
KARALAMA KAĞIDINDA,
İNCİNMİŞCESİNE YATANLAR..
SUSLARIN ÇATI KATINDA,
ÖNCE BABA,
EN SON BAHAR DİYEN,
ÇOCUGUN YANAĞINDA KALAN,
BİR GAMZENİN BOŞLUĞUYDU HAYAT..
ÖNCE O BOŞLUĞA DÜŞERDİ,
GÖKTEN YAĞAN HER SU..
GÜNEŞ UZAKTA BİR YERDE AÇARDI ŞEMSİYESİNİ,
ÇOCUK AĞLARDI,
GÜNEŞ ANLAMAZDI..
SANCILI DÜZ YAZILAR GELİP GEÇERDİ,
BENİM DEFTERİMİN ŞİİRE AYRILMIŞ,
EN ÇOCUK,EN BÜYÜK YANINDAN...
ÖNCE SÖZLERİMİN,
BOĞAZINA KAÇAN BİR AYRILIĞI KUSARDI KALEM...
SONRA GÜNEŞİ ARARDI,
ŞAİİRİN İMZASININ ALTINDA..
BULUNMAZDIKİ, ÖYLE KOLAY..
ÖYLE KOLAY OLMAZDI..
GÜNEŞİ TUTUP SAÇLARINDAN,
YAPAYALNIZ BİR KARALAMA KAĞIDININ,
GÖĞSÜNE İLİŞTİRMEK...
KOLAY OLMAZDI,
ALFABENİN İLK HARFİNDEN DÜŞÜP YERYÜZÜNE,
PARAMPARÇA YAŞAMAK..
GÖKTEN,MAVİDEN KOPMAK..
KÜLLER BİRİKTİRMEK,
KIRLANGIÇ HİKAYELERİNİN ARALARINDAKİ VİRGÜLLERDE..
ZAMAN YETMEDİ..
OYSA YELKOVANIN BİLEKLERİNDEN TUTUNMUŞ,
YABANCI BİR BEKLEYİŞİN IZDIRABINI YAZACAKTIM...
CEBİMDE DAĞINIK KALMIŞ AKREPLERİN,
NASIL İNSAN OLDUĞUNU...
OLMADI..
ZAMAN YA BOĞDU,
YA DA BOĞULDU...
****O, Dağarcık değilmiydi****
Avaz avaz bağırasım gelir ağacın kulağına dallarına gönderip mesajı gökyüzune fırlatırda belki seni bana getirir Anka
Valizime sığmayan hayallerim vardı,çocuksu gülüşüm masum öpüşlerim vardı.Ellerim hiç bukar titremedi gözlerim buğulanıp kalbim üşümedi .Söz vermiştim oysa kimseye inanmayacaktım ne sevecek nede aşık olacaktım.Oldu işte saç tellerime kadar ateş değmeden yana yana hemde kavruldum .....Nasıldırki kör olmak aşka
Sayın kalbim parçalanmak günü değil toparlanmak günü bugün .Hava güneşli sen parçalı bulutlu gözyaşlarını sil kirliklerim gitme vakti buralardan...
Bugün ağlamak günü olsaydı gökyüzü yere kavuşamıyor diye ağlardım şayet bulut bundan ağlamıyorsa çiçeklerin bundan haberi yok toprak hiç şımarmasın .
Gelen hayra gelmiyor bu aralar
Sana yazdığım son satırlar
Yarim bana ben yare ağlar
Bu senede kışa kaldım ağalar
Hasret ektim gözyaşı biçtim
Hayallerimi bırakıp gittim
Ecele kucak açtım kefene sarıldım
Uarim hasretine paha biçtim
Ters çevirip silkeledim kalbimi, bir daha toplamak mümkün olmadı yürekten dökülenleri...
Gönlüm limanında demirleyen gönlün lisanını sükut
Gönlün ile dudaklarına vurulmuş ipliklerin boynumda iplik
Sevdaya geç kalınmışlıklar baharında üryanlığım matem
Lahza laza beklemekten tükendim
Ya durdur gülüşlerini gözlerimin kör alacasından
Ya da gözlerimde kal...
A.b.m.y.z
" Ne o bana gelebildi,
Ne'de ben ona gidebildim.
Ayrı şehirlerde,
Aynı gökyüzünde,
Aynı yıldızları seyrettik 'DE. ..
Bir çıkmaz sokakta bile karşılaşmadık.
O bana hüzün kokan şarkılar dinletti,
Ben duygu dolu şiirler yazdım.
Yaşayamadığımız AŞK 'ın girdabında kaybolduk.
NE ACI. ..
O bana sitem etti,
Ben 'se sessiz çığlıklar attım.
AH YAR. ..
Öyle yarım kaldık,
Öyle YARALI. .
Ç'ağrı boşlukları arasında siyah beyaz resimlerini gözyaşı damlaları ile siliyorum
İçim aralık gülleri hüznünde kalma diken tarifelerin...
Boğaz düğümlenmesi gün doğumundan parmaklarımda sızın
Afakım gidişine karanlık adaklı
Yürek bağı hasretin avuç yangınımda asırlık ıstırap
Maskesi simam olmuş siman ruhumda nabız
Vurgunluk makamında nefesimde nefesin tütsüsü
Her anışımda ismini, tenimde boy gösteren yaralar sevdan serüveni
Bahse kapalı yüreğim çılgınlık merasiminde biatlısı yüreğinin
Ey gönlüm ateşi, ruhum gıdası
Geçmedi ve geçmeyecekte sen sızılarımın ağıtları…
Bugün yüreğimden bunlar döküldü
Nadir insanlar öldükleri gün doğarlar!
Mustafa Kemal Atatürk’ de onlardan biriydi. Ve ölene kadar vatanı için yaşadı, 10 Kasım 1938 saat:09.05 itibariyle kalplerde dirilmiş neredeyse bir asra yakın zamandır da sevgisi hiç bitmeyen ve hiç bitmeyecek olan o büyük dahiyi saygı, sevgi, hürmet ve minnetle, rahmetle anıyorum mekanın kalplerdeki kadar güzel olsun diliyorum. Çünkü Allah sevdiği kulunu sevdirirmiş. Ruhun şad olsun Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Ata kızı:(
Şimdi bu çocuklar ki
bu gökyüzünü toplayıp gelmişler buraya
buraya
yani karanın o kendinden utanan karasına
o yağız delikanlılar
o çatal yürekler
niçin
durmadan bağırıp dursunlar:
Gidenler; getirdikleri tüm güzellikleri de birlikte götürdüler.
Ahhh Filistin ne zaman õzgur kalacaksın?!!
-------Filistin toz duman, Gazze yanıyor. Masum insanlar Kadın, Çoluk, Çocuk
demeden katlediliyor. Bir köklü medeniyet yok ediliyor. Yürekler kanıyor, Analar
feryadı figan ediyor. Ulusal Devlet'ler bu insanlık dışı vahşeti seyreliyor.
-------Hiç bitmedi Hamasın ucuz kahramanlıkları. Bitmedi kuralsız, mizansız
Şowları. Diğer taraftan katil İsrail, orta doğu da bir savaş makinasına dönüşmüş,
ya da dönüştürülmüş, yıllardır istediği Sahra da At oynatıyor. Kimlerdir arkasında ki
güçler. Kimlerdir kılıç kalkan ekibi, kimlerdir Top, Tüfenk sağlayan güçler. Yıllardır
bilinir Amerika'dan beslendiği. Bilinir de neden susar Büyük Orta Doğu Devletleri.
Hani nerde dir Dini- Mezhebiyle övünen Büyük İslam Alemi. Neden susuyorlar,
neden tepkisizler.
-------Irak parçalandı, Afganistan marizlendı, Suriye toz duman oldu, Filistin'e
yıllardı zülm ediliyor. Orda Doğu Devletleri kimden İMDAT bekliyor. O, Gavur
dedikleri Emperyalistlerden. Kagadan başka kuş, Hilafetten başka BAŞ tanı-
mayan kurum, kuruşlar kimden yardım dileniyor? Katil Amerikadan. Bu ne
Perhizdir, bu ne Lahana turşusudur...VESSELAM--------ÇAKIROĞLU.
-------FİLİSTİN Toz duman için de. GAZZE Yanıyor, Masum İnsanlar, Kadın
Çoluk, Çocuk vahşice katlediliyor. Nerede Büyük Orta Doğu, nerede DİN,i
MEZHEBİYLE Öğünen İslam Alemi. Nerede İnsan haklarından den vuran
Ulusal Devlet'ler.? Neden sesleri çıkmıyor...!
-------Hiç bitmedi Hamasın Kahramanlık şowları. Bitmedi kuralsız, mizansız
ucuz hamaset tavırları.
-------İSRAİL desen, Orta Doğu da bir savaş makinesine dönüştü ya da dönüş-
türüldü. Yıllardır masum, günahsız insanların kanına giriyor. Bu şartlar da aynı
tavır ve tutumunu devam ettirecektir.
-------Dünya Uluslar arası sağlık örgütü nerede kuruldu.? Elbette ki Amerika da.
Peki Devri Alemi en çok kirleten kim.? Elbette ki Amerika.
-------İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nerde hazırlandı.? Fransa- Paris'de.
Dünya da en çok, İnsan haklarını kimler ihlal ediyor.? Her zaman olduğu gibi
Emperyalistler.
------Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nerede kuruldu.? Fransa da. Peki Dünya da
en çok Kanunsuz, kuralsız, Haksız Adaletsiz davranış sergileyen kimler.? Elbette ki
Emperyalistler.
------Daha da vahim olanı nedir biliyormusunuz.? Filistin vahşetin de, kimden İMDAT
Bekleniyor. Emperyalistlerden. Irak, Afganistan Suriye de kime İMDAT denil di. Yine
Emperyalistlere. Din ve Mezhebiyle öğünen Devletler Petrollerini kimlere kaptırdı.?
O, Gavur dedikleri Devletlere. Dahası da var...!
------Orta Doğu Devletleri Hep birlikte, Şapkasını önüne alıp, enine, boyuna düşünme-
lidir...VESSELAM------ÇAKIROĞLU.
--------Gazze yanıyor, Camiler, Okullar yıkılıyor. Hastane bombalanıyor, Çocuklar
vahşice öldürülüyor. Alenen soy kırımı yapılıyor Ulusal Devletlerin hiç birisinden
ses çıkmıyor. NEDEN ??
--------Hamas'ın kahramanlık Şowları bitmek, tükenmek bilmiyor. İsrail desen, Orta
Doğu da bir savaş makinesine dönüşmüş ya da dönüştürülmüş, her tarafa AT oyna-
tıyor. Taktik kimden Amerika'dan. Kılıç kalkan kimden, Amerika'dan.. Top Tüfenk
kimden, yine Amerika'dan...Peki bu insanlık dışı vahşete son verilmesi için kime
İMDAT deniliyor, Amerika'ya. Ehh Demezler mi, bu ne Perhiz bu ne Lahana turşusu.!
--------Dünya Birleşmiş Milletler örgütü: Nere de kuruldu ? Amerika da...Dünya'ya
en çok kirlilik yayan kim ? Amerika...
--------İnsan hakları evrensel beyannamesi nerede hazırlandı ? Avrupa da. Dünya da
en çok Medeniyeti kim baltalıyor? Elbette ki Avrupa..!
--------Avrupa İnsan hakları Mahkemesi nere de kurul du. Haliyle Avrupa da. Peki
Dünya da, en çok insan haklarını kimler ihlal ediyor.? Elbette ki Emperyalistler...
--------DİNİ, MEZHEBİYLE övünen Alemi İslam, kimlerden yardım dileniyor.?
O, Gavur dedikleri Devletlerden. Büyük Orta Doğu Devletleri kimden ya da kimlerden
tırsıyor? O, hayıfla küffar dedikleri Milletler topluluğundan. Yaa Ümmeti Muhammed
bu bir çelişki değilmidir...VESSELAM-------------ÇAKIROĞLU
-----Su, Hava, Güneş gibi, karşılıklı saygı ve sevgi, İnsanların doğal
ihtiyaçlarıdır...Sevgisiz Barış olmaz, Saygısız Barış menzile varmaz.
Kin, kibir, nefretle suhulet olmaz. Şehvetli Aşklar Vuslata ermez...VESSELAM.
"Işığı önünde ara, geçmişte kalan gölgendir."