Tez geçse de her sevgide bin hatıra vardır Sevda denilen şey yaşayan hatıralardır Sevmek de sevilmek de bahar ömrü kadardır Sevda denilen şey yaşayan hatıralardır...
'...hepimiz,demirden bahçe masasının etrafına oturduk...Ben,biraz sonra,uykum kaçmış olarak,yatağımda geçireceğim acıklı saatleri şimdiden aklıma getirmek istemiyordum ve bunun için de,hemen önümde duran korkunç uçurumun üstünden beni öbür tarafa geçirecek bir köprü kurarcasına fikrimi daha uzak bir istikbale imale ederek bu saatleri yarın,nasıl olsa unutacağımı düşünüyordum...Fakat,bu manevi tedbirlerle de ayrıca gerginleşen beynim,vire anneme doğru dikmekte olduğum yandan bakışlarım gibi bir türlü kendi kaygısına yabancı tesirlere açılamıyordu...Gerçi,birtakım düşünceler kafama girebiliyordu,fakat,beni avutabilecek bütün gevezelik tuhaflık unsurlarını dışarıda bırakmak şartiyle...Tıpkı,bir hastanın mevzii anesteziyle yapılan bir ameliyat esnasında,her şeyi duru bir şuur ile seyredip hiçbir acı duymayışı gibi ben de şu anda,mesela çok sevdiğim şiirleri ezbere okuyabilirdim -hiçbir heyecan,hiçbir zevk duymadan; büyük babamın,Swann'a Audiffret-Pasquier dükasından bahsetmek için kıvranışlarını seyredebilirdim- hiçbir gülme arzusuna kapılmadan...'
'...dürüstlük ve kabiliyet otuz yaşından önce bir çeşit ipotek sayılır ama,o yaş geçtikten sonra,artık hiçbir insana güvenilmez dedi ve kapıyı kapadı...'
Tez geçse de her sevgide bin hatıra vardır
Sevda denilen şey yaşayan hatıralardır
Sevmek de sevilmek de bahar ömrü kadardır
Sevda denilen şey yaşayan hatıralardır...
'...hepimiz,demirden bahçe masasının etrafına oturduk...Ben,biraz sonra,uykum kaçmış olarak,yatağımda geçireceğim acıklı saatleri şimdiden aklıma getirmek istemiyordum ve bunun için de,hemen önümde duran korkunç uçurumun üstünden beni öbür tarafa geçirecek bir köprü kurarcasına fikrimi daha uzak bir istikbale imale ederek bu saatleri yarın,nasıl olsa unutacağımı düşünüyordum...Fakat,bu manevi tedbirlerle de ayrıca gerginleşen beynim,vire anneme doğru dikmekte olduğum yandan bakışlarım gibi bir türlü kendi kaygısına yabancı tesirlere açılamıyordu...Gerçi,birtakım düşünceler kafama girebiliyordu,fakat,beni avutabilecek bütün gevezelik tuhaflık unsurlarını dışarıda bırakmak şartiyle...Tıpkı,bir hastanın mevzii anesteziyle yapılan bir ameliyat esnasında,her şeyi duru bir şuur ile seyredip hiçbir acı duymayışı gibi ben de şu anda,mesela çok sevdiğim şiirleri ezbere okuyabilirdim -hiçbir heyecan,hiçbir zevk duymadan; büyük babamın,Swann'a Audiffret-Pasquier dükasından bahsetmek için kıvranışlarını seyredebilirdim- hiçbir gülme arzusuna kapılmadan...'
Schoenberg...
Are thou troubled?
Ich kann wohl manchmal singen,
Als ob ich fröhlich sei,
Doch heimlich Tränen dringen,
Da wird das Herz mir frei.
Es lassen Nachtigallen,
Spielt draußen Frühlingsluft,
Der Sehnsucht Lied erschallen
Aus ihres Kerkers Gruft.
Da lauschen alle Herzen,
Und alles ist erfreut,
Doch keiner fühlt die Schmerzen,
Im Lied das tiefe Leid...
Josef Karl Benedikt von Eichendorff (1788-1857)
Sometimes I can sing
as if I were happy,
but secretly tears well up
and free my heart.
The nightingales,
when spring breezes play, let
their songs of yearning resound
from the depths of their dungeons.
Then all hearts listen
and everyone rejoices;
yet no one truly feels the anguish
of the song's deep sorrow...
Beni yalnız koyup mahzun hallerde
Sen nasılsın acep gurbet ellerde
Geleceksin diye gözüm yollarda
Uzaklara böyle dalışım ondan
Şurası göz göze geldiğimiz yer
Şurası söyleşip güldüğümüz yer
Şurası baş başa kaldığımız yer
Buralara sık sık gelişim ondan...
'Les Diaboliques' (1955)
Henri-Georges Clouzot
'...dürüstlük ve kabiliyet otuz yaşından önce bir çeşit ipotek sayılır ama,o yaş geçtikten sonra,artık hiçbir insana güvenilmez dedi ve kapıyı kapadı...'
'...o acıyı öldürmesini bilmeyen,kendini ona öldürten yumuşak ruhlu insanlardandır...'