aşk Şirâze, bir köşede sıkışıp duvara ince çizikler atmak zorunda kalışımdır aşk Şirâze, tozlu sokakları bir başıma geçip ruhumu hüzzâm bestelerle zenginleştirişimdir aşk Şirâze, var olduğuna inandığım sevgiliye varamayışın bilincinde açan her bahar çiçeğine küsüşümdür aşk Şirâze, aradan geçen yılları umursamaz aşkıma bir nokta koyamayışımın insafsız virgülüdür
şimdi aşk nöbetimin gecelerinden birinde, semâda raks eden sitârelerin en mes’ûd anlarına şahid olan gözlerimde birikir yokluğunun acısı şimdi Şirâze, anladım ki yokluğundur beni aşka aşık, deli divâne eyleyen
aylardan bir ay, günlerden herhangi biri ben ben’i karşıma geçirmiş seyretmedeyim Şirâze gözlerimden akan kahverengi, saçlarımdan dökülen beyaz “bu sen değilsin” diyor bana kendime yabancılaşmışlığımın hesabını sormadayım kendi kendime küsmüşlüğümün nedenlerine saplanmış çırpınmadayım hareket kalmadı Şirâze, hayatın dibine vurduk
katlardan uçursam bu divâneyi, yerlere çalsam bu virâneyi, hasret ile eritsem bu belvâyı, daha da aç bıraksam ziyafet masalarında, susuz koysam ırmak boylarında prangalasam narin ellerinden kösteklesem sana koşmaya çalışan ayaklarından zincirlesem o güzel boynundan önünü alabilir miyim
öfkeliyim kendime Şirâze hâlâ kör gözlerimin açılmayışına şu gerçeğe duyduklarımı yüreğime indiremeyişime dar-ı dünyaya hadsizce sahip çıkışıma öfkeliyim Şirâze bu denli kendime dayanıp yükselemeyişime bir de şu aşk üzerine dem tutuşum medrese odasına kapanıp aşk kim ben kim Şirâze aşk kime ben kime Şirâze
bu kadar olma Şirâze
bu kadar derunî, bediî ve berkî; duhanî tebessümlerin beyzâ ertesinde
sırlara karışıp sır üstüne sır olma Şirâze
aşk Şirâze, bir köşede sıkışıp duvara ince çizikler atmak zorunda kalışımdır
aşk Şirâze, tozlu sokakları bir başıma geçip ruhumu hüzzâm bestelerle zenginleştirişimdir
aşk Şirâze, var olduğuna inandığım sevgiliye varamayışın bilincinde
açan her bahar çiçeğine küsüşümdür
aşk Şirâze, aradan geçen yılları umursamaz aşkıma
bir nokta koyamayışımın insafsız virgülüdür
belki Şirâze, seni sevmekle buldum ayinelerin gerisinde meftûn oluşu
belki Şirâze, seni herdem yitirmekte buldum bengisuyu
belki Şirâze
hep belki işte
olmasaydın hep böyle, keşke olup olup olmasaydın böyle şiraze
şimdi aşk nöbetimin gecelerinden birinde,
semâda raks eden sitârelerin
en mes’ûd anlarına şahid olan gözlerimde birikir yokluğunun acısı
şimdi Şirâze, anladım ki yokluğundur beni aşka aşık, deli divâne eyleyen
olmazdım Şirâze, sen olmasaydın gözyaşım
olmazdım Şirâze, sen olmasaydın aşkım
olmazdım Şirâze, sen olmasaydın dermânım
iyi bilirim Şirâze
sen benim ezberim(de)sin
Şirâze, bir anlatabilsem seni
bütün ah’lar devrilecek
aylardan bir ay, günlerden herhangi biri
ben ben’i karşıma geçirmiş seyretmedeyim Şirâze
gözlerimden akan kahverengi, saçlarımdan dökülen beyaz
“bu sen değilsin” diyor bana
kendime yabancılaşmışlığımın hesabını sormadayım
kendi kendime küsmüşlüğümün nedenlerine saplanmış çırpınmadayım
hareket kalmadı Şirâze, hayatın dibine vurduk
katlardan uçursam bu divâneyi, yerlere çalsam bu virâneyi,
hasret ile eritsem bu belvâyı,
daha da aç bıraksam ziyafet masalarında,
susuz koysam ırmak boylarında
prangalasam narin ellerinden
kösteklesem sana koşmaya çalışan ayaklarından
zincirlesem o güzel boynundan
önünü alabilir miyim
öfkeliyim kendime Şirâze hâlâ kör gözlerimin açılmayışına şu gerçeğe duyduklarımı yüreğime indiremeyişime dar-ı dünyaya hadsizce sahip çıkışıma öfkeliyim Şirâze bu denli kendime dayanıp yükselemeyişime bir de şu aşk üzerine dem tutuşum medrese odasına kapanıp
aşk kim ben kim Şirâze
aşk kime ben kime Şirâze