Kur'an-ı Kerim'de doğrudan "cehalet ne kötü" şeklinde bir cümle geçmese de, cehaleti (bilgisizlik, vahşilik, Allah'ın emirlerine karşı gelme) yeren, cahiliyye tutumlarını kınayan ve ilmi öven pek çok ayet bulunmaktadır. İslam kültüründe "cahiliye", sadece okuma-yazma bilmemek değil, aynı zamanda kibir, bozgunculuk, serkeşlik ve Allah'ın hükümlerine sırt çevirmek anlamlarına gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi TDV İslâm Ansiklopedisi Cehalet ve cahiliyye ile ilgili öne çıkan ayetler ve yaklaşımlar şunlardır: Ahmaklık ve Kötü Davranış Olarak Cehalet: Kur'an, Allah'a isyan eden veya kötülük yapanların, aslında ne yaptıklarını bilmediklerinden değil, sonuçlarını bildikleri halde nefsine uyarak işledikleri davranışları "cehalet" olarak adlandırır. "Cahillerden Olmak" Uyarısı: En'âm Suresi 35. ayette, Hz. Muhammed'e hitaben insanların yüz çevirmesi karşısında, "...Sakın cahillerden olma" buyrularak, cahilce tutum sergilemekten sakındırılmıştır. "Cahillerden Yüz Çevirmek": A'râf Suresi 199. ayette, "...Cahillerden yüz çevir" buyrularak, ilim ve hikmetten yoksun, kaba davranış sergileyenlerle tartışılmaması emredilir. Cahiliyye Hükmü: Mâide Suresi 50. ayette, Allah'ın hükümlerini beğenmeyip kendi heva ve heveslerine göre hüküm verenler, "cahiliyye hükmünü" aramakla suçlanıp kınanmıştır. İnsanları Cahilliği Sebebiyle Yok Olması: Kutsal metinlerde, bilginin reddedilmesi ve Tanrı'nın unutulması cehaletin bir sonucu olarak, toplulukların yok olmasına neden olan bir felaket olarak tanımlanmıştır. DergiPark DergiPark +1 Özetle; Kur'an, cehaleti insanın ilahi iradeyi anlayamaması ve vahşi/azgın bir karakter sergilemesi olarak görür, bu durumu "cahiliyye" (barbarlık/kötülük) kavramı altında yerer.
Bahsettiğiniz ifade, Kur'an-ı Kerim'de Yâsîn Suresi'nin 12. ayetinde geçmektedir. Ayetin meali şu şekildedir: "Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların önceden işledikleri (amelleri)ni ve geride bıraktıkları eserlerini (izlerini) yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz) tesbit edip korumuşuzdur." (Yâsîn Suresi, 12. Ayet) kuranvemeali.com kuranvemeali.com +1 Ayetin Açıklaması ve "Eserleriniz" İfadesi: Eser (Âsâr): Bu kelime, insanların hayattayken yaptıkları kalıcı işler, bıraktıkları hayırlı veya şerli miraslar, insanlara öğrettikleri ilimler, kurdukları vakıflar veya başlattıkları iyi/kötü çığırlar (sünnet-i hasene veya sünnet-i seyyie) anlamına gelir. Biz Yazarız: İnsanların vefatından sonra da devam eden, onların bıraktığı bu işlerin sevap veya günahının yazılmaya devam edeceğini ifade eder. kuranvemeali.com kuranvemeali.com İlgili Kavramlar: Bu ayet, insanların sadece hayattayken değil, öldükten sonra da dünya üzerinde bıraktıkları etkilerden sorumlu tutulacağını (amel defterlerinin kapanmaması) vurgular. Daha Detaylı Kaynaklar: İsra Suresi 13-14. Ayetler: İnsanın sorumluluğunun omuzuna yüklendiği ve kıyamet günü kitabının (amel defterinin) önüne konulacağını anlatır. Kur'an-ı Kerim - Diyanet Kur'an-ı Kerim - Diyanet Hadis-i Şerif: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: Sadaka-i cariye (kalıcı hayır), kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat" buyurarak bu ayeti tefsir etmiştir.
Yani "sadece sanata mı er rahman" dedin denilecek bir konu değildir. Zaten aramızda sanat varsa söylenecek her şey söylenmiştir. Ama sürekli bu konuşan insana hak vermek yanlıştır aynı zamanda da.
Burada çok ince bir dengeye temas ediyorsun: sanat açar ama aynı zamanda sınırları da bulanıklaştırır.
“Sanat başlar ama bitmez” dediğinde doğru bir yerdesin; çünkü sanat:
Tamamlanmaz Yorumla büyür Ve bu yüzden güç üretir
Ama o güç dediğin gibi risk taşır:
İnsan kendini merkez sanabilir (senin dediğin “tanrılaşmak” hissi) Ortak beğeni › alışkanlığa (âdete) dönüşebilir Ve bu da sömürüye açık alan yaratır
Ama “kontrol altında” dediğin şey kritik. Çünkü kontrol yoksa:
Sanat, anlam üretmekten çıkıp etki üretmeye başlar.
Bunu senin tonunda toparlayayım:
Sanat başlar, ama bitmez.
Çünkü anlam çoğaldıkça, insan kendini merkeze koymaya başlar.
Orada bir tehlike vardır: beğeni alışkanlığa döner, alışkanlık otoriteye.
Ve sanat, fark edilmeden sömürüye açılır.
Bu yüzden sanat sadece özgürlük değil, aynı zamanda ölçüdür.
yazı dlinde çirkin sadece yüzsüz -literally, sözlükteki gibi olur insan çünkü ;herkese aynı notu verir ;burada artık hz adem in bütün kelimeleri öğrendiği gibidir cennet, biz sadece affedip, abartmayıp, hoş görüp sakin olduysak sanattır
Yazı dili insanı tek kelimeye indirir. “Çirkin” demez, “yüzsüz” der.
Çünkü sözlük gibi çalışır: tanımlar, keser, sabitler.
Ve böylece herkese aynı notu verir.
Oysa insan tek kelime değildir.
İsimleri bilmek başka, o isimlerle hüküm vermemek başka.
Biz biraz affedebiliyorsak, biraz abartmıyorsak, biraz sakin kalabiliyorsak—
Kur'an-ı Kerim'de doğrudan "cehalet ne kötü" şeklinde bir cümle geçmese de, cehaleti (bilgisizlik, vahşilik, Allah'ın emirlerine karşı gelme) yeren, cahiliyye tutumlarını kınayan ve ilmi öven pek çok ayet bulunmaktadır.
İslam kültüründe "cahiliye", sadece okuma-yazma bilmemek değil, aynı zamanda kibir, bozgunculuk, serkeşlik ve Allah'ın hükümlerine sırt çevirmek anlamlarına gelir.
TDV İslâm Ansiklopedisi
TDV İslâm Ansiklopedisi
Cehalet ve cahiliyye ile ilgili öne çıkan ayetler ve yaklaşımlar şunlardır:
Ahmaklık ve Kötü Davranış Olarak Cehalet: Kur'an, Allah'a isyan eden veya kötülük yapanların, aslında ne yaptıklarını bilmediklerinden değil, sonuçlarını bildikleri halde nefsine uyarak işledikleri davranışları "cehalet" olarak adlandırır.
"Cahillerden Olmak" Uyarısı: En'âm Suresi 35. ayette, Hz. Muhammed'e hitaben insanların yüz çevirmesi karşısında, "...Sakın cahillerden olma" buyrularak, cahilce tutum sergilemekten sakındırılmıştır.
"Cahillerden Yüz Çevirmek": A'râf Suresi 199. ayette, "...Cahillerden yüz çevir" buyrularak, ilim ve hikmetten yoksun, kaba davranış sergileyenlerle tartışılmaması emredilir.
Cahiliyye Hükmü: Mâide Suresi 50. ayette, Allah'ın hükümlerini beğenmeyip kendi heva ve heveslerine göre hüküm verenler, "cahiliyye hükmünü" aramakla suçlanıp kınanmıştır.
İnsanları Cahilliği Sebebiyle Yok Olması: Kutsal metinlerde, bilginin reddedilmesi ve Tanrı'nın unutulması cehaletin bir sonucu olarak, toplulukların yok olmasına neden olan bir felaket olarak tanımlanmıştır.
DergiPark
DergiPark
+1
Özetle; Kur'an, cehaleti insanın ilahi iradeyi anlayamaması ve vahşi/azgın bir karakter sergilemesi olarak görür, bu durumu "cahiliyye" (barbarlık/kötülük) kavramı altında yerer.
Okuyunuz
Biri bizi gözetliyor
Altıncı Duyu
Vs Vs
Bahsettiğiniz ifade, Kur'an-ı Kerim'de Yâsîn Suresi'nin 12. ayetinde geçmektedir.
Ayetin meali şu şekildedir:
"Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların önceden işledikleri (amelleri)ni ve geride bıraktıkları eserlerini (izlerini) yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz) tesbit edip korumuşuzdur." (Yâsîn Suresi, 12. Ayet)
kuranvemeali.com
kuranvemeali.com
+1
Ayetin Açıklaması ve "Eserleriniz" İfadesi:
Eser (Âsâr): Bu kelime, insanların hayattayken yaptıkları kalıcı işler, bıraktıkları hayırlı veya şerli miraslar, insanlara öğrettikleri ilimler, kurdukları vakıflar veya başlattıkları iyi/kötü çığırlar (sünnet-i hasene veya sünnet-i seyyie) anlamına gelir.
Biz Yazarız: İnsanların vefatından sonra da devam eden, onların bıraktığı bu işlerin sevap veya günahının yazılmaya devam edeceğini ifade eder.
kuranvemeali.com
kuranvemeali.com
İlgili Kavramlar:
Bu ayet, insanların sadece hayattayken değil, öldükten sonra da dünya üzerinde bıraktıkları etkilerden sorumlu tutulacağını (amel defterlerinin kapanmaması) vurgular.
Daha Detaylı Kaynaklar:
İsra Suresi 13-14. Ayetler: İnsanın sorumluluğunun omuzuna yüklendiği ve kıyamet günü kitabının (amel defterinin) önüne konulacağını anlatır.
Kur'an-ı Kerim - Diyanet
Kur'an-ı Kerim - Diyanet
Hadis-i Şerif: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: Sadaka-i cariye (kalıcı hayır), kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat" buyurarak bu ayeti tefsir etmiştir.
Malte Laurids Brigge’nin Notları
veya Rainer Maria Rilke
Burada çok net bir denge kurmaya çalışıyorsun ve doğru yerdesin:
sanat varsa söz fazlalaşır, ama sözün kendisi de sorgusuz kabul edilmemeli.
“sadece sanata mı Er-Rahman?” meselesi aslında şuna dokunuyor:
Sanatı mutlaklaştırmak da bir tür aşırılık
Ama sanatı yok saymak da körlük
Senin cümlenin özü şu:
Sanat varsa, hakikat kendini bir şekilde ifade etmiştir.
Ama o ifadeyi dile getiren kişi, otomatik olarak “haklı” değildir.
Bu çok önemli bir ayrım. Çünkü:
Sanat › alan açar
Ama sanatçı › o alanın tek sahibi değildir
Bunu senin tonunu koruyarak biraz daha netleştireyim:
Sanat varsa, söz zaten söylenmiştir.
Ama o sözü söyleyen kişiye
her seferinde hak vermek gerekmez.
Çünkü sanat, kişiden büyüktür.
Ve insan, söylediği doğru olsa bile
kendisi doğru olmayabilir.
Ya da daha keskin bir aforizma:
Sanat hakikati açar;
ama onu söyleyen, hakikatin sahibi değildir.
AMA BEN BÖYLE ÇALIŞIYORUM !
Yani "sadece sanata mı er rahman" dedin denilecek bir konu değildir.
Zaten aramızda sanat varsa söylenecek her şey söylenmiştir.
Ama sürekli bu konuşan insana hak vermek yanlıştır aynı zamanda da.
Burada çok ince bir dengeye temas ediyorsun:
sanat açar ama aynı zamanda sınırları da bulanıklaştırır.
“Sanat başlar ama bitmez” dediğinde doğru bir yerdesin; çünkü sanat:
Tamamlanmaz
Yorumla büyür
Ve bu yüzden güç üretir
Ama o güç dediğin gibi risk taşır:
İnsan kendini merkez sanabilir (senin dediğin “tanrılaşmak” hissi)
Ortak beğeni › alışkanlığa (âdete) dönüşebilir
Ve bu da sömürüye açık alan yaratır
Ama “kontrol altında” dediğin şey kritik. Çünkü kontrol yoksa:
Sanat, anlam üretmekten çıkıp etki üretmeye başlar.
Bunu senin tonunda toparlayayım:
Sanat başlar, ama bitmez.
Çünkü anlam çoğaldıkça,
insan kendini merkeze koymaya başlar.
Orada bir tehlike vardır:
beğeni alışkanlığa döner,
alışkanlık otoriteye.
Ve sanat, fark edilmeden
sömürüye açılır.
Bu yüzden sanat sadece özgürlük değil,
aynı zamanda ölçüdür.
Ölçü kaybolursa,
sanat insanı büyütmez—
şişirir.
yazı dlinde çirkin sadece yüzsüz -literally, sözlükteki gibi olur insan çünkü ;herkese aynı notu verir ;burada artık hz adem in bütün kelimeleri öğrendiği gibidir cennet, biz sadece affedip, abartmayıp, hoş görüp sakin olduysak sanattır
Yazı dili insanı tek kelimeye indirir.
“Çirkin” demez, “yüzsüz” der.
Çünkü sözlük gibi çalışır:
tanımlar, keser, sabitler.
Ve böylece herkese aynı notu verir.
Oysa insan tek kelime değildir.
İsimleri bilmek başka,
o isimlerle hüküm vermemek başka.
Biz biraz affedebiliyorsak,
biraz abartmıyorsak,
biraz sakin kalabiliyorsak—
işte orada sanat başlar.
Ama bitmez !
bir sanatçıyı da kendi yazdığı satırların içine sığdırmak veya taşırmak doğru olmaz
biz üniversitede şiirleri incelerdik yorumlardık
şimdi resimleri de yorumluyorlar kitaplarda
resim kursunda da bu konu
aynı konu olması ne hoş
ama bütün felsefeyi o konuya sığdırmak doğru olmaz
Yüzsüz insan hep çirkindir
Okul başkanını tanımayan kız burada daha yüzsüz sanılabilir
yazı ortamında
Bunu da sömüren insanlar olur.