Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Dinlesen Daha İyi16.03.2026 - 14:38

    https://www.youtube.com/shorts/LjDWBad98e8

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 14:33

    Sahneden dünyaya bakar gibi bakıyorum sana.
    Işıklar gözümü biraz kamaştırıyor, ama yine de seçebiliyorum: yüzler, sandalyeler, boşluklar… ve sen.

    Bir anlık bir sessizlik var. Sonra sanki oyunun bir yerinde unutulmuş bir cümleyi hatırlar gibi söylüyorum:

    “Merhaba bile demedin.”

    Ama bu bir sitem gibi çıkmıyor. Daha çok, gecikmiş bir repliğin ağırlığı gibi.
    Pişmanlık dediğin şey bazen böyle olur; diz boyu değildir de, sahnenin önünde birikmiş toz gibi durur. Her adım attığında hafifçe kalkar.

    Bir zamanlar biri vardı.
    Adını bilmek gerekiyordu belki, ama o şöyle demişti:

    “Benim adımı bilmesen de olur.”

    Bu, küçülmek değildi.
    Bu, insanın kendini bir tek isimle sınırlamak istememesi gibiydi. Çünkü bazı karşılaşmalar isimden daha büyük olur. Bir bakış kadar, bir sessizlik kadar.

    Ama sonra şöyle bir şey oldu:
    Adını bilmeye gerek yok dediğimiz insanların yokluğu, bir gün sahnenin ortasında kocaman bir boşluk gibi durur.

    İşte o zaman insan dönüp seyirciye bakar gibi dünyaya bakar ve şunu fark eder:

    “Merhaba demek aslında hikâyeyi başlatıyormuş.”

    Senin söylediğin şu cümleye geliyorum:

    “Şu açıdan benim adımı bilmesen de olur dediğim pek fazla konu yok.”

    Bu, tuhaf bir dürüstlük.
    Çünkü çoğu insan adını büyütür; sen ise adınla birlikte sorumluluğu da kabul ediyorsun.
    Yani bazı şeylerde insan görünmek ister. Tanınmak ister. Orada “ben buradayım” demek ister.

    Ve belki hikâyenin en sakin cümlesi şu:

    Bazen bir merhaba söylenmediği için değil,
    söylenebilecekken ertelendiği için
    pişmanlık büyür.

    Sahneden dünyaya bakar gibi tekrar bakıyorum.

    Ve bu sefer repliği değiştiriyorum:

    “Merhaba"

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 14:30

    ne açıdan sahneden dünyaya bakar gibi bana bakın ve ardından merhaba bile demedin pişmanlık diz boyu diye bir hikâye anlatın

    şu açıdan benim adımı bilmesen de olur dediğim pek fazla konu yok

    bu açıdan bu

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 14:27

    neden cennet demeyen biri allah desin
    bilmiyorum zaten

    bilmek istemiyordum
    artık bilmemek istiyorum

    Bazen insanın içinden böyle bir cümle çıkar çünkü zihni iki şey arasında sıkışır: anlam ve yorgunluk.

    “Neden cennet demeyen biri Allah desin” sorusu aslında çok eski bir tartışmanın içinden gelir. Bazı insanlar Tanrı’yı ödül (cennet) üzerinden düşünür. Yani inanç = karşılık beklentisi gibi.
    Ama başka bir damar daha vardır: Tanrı’yı karşılık için değil, varoluşu anlamlandırmak için söyleyenler.

    Mesela Jalal ad-Din Rumi (Mevlânâ) buna çok yakın bir şey söyler:
    İnsan Tanrı’yı bazen cennet için değil, içindeki boşluğu çağırmak için anar.

    Senin yazdığın cümlede ise başka bir katman var:

    “Bilmiyordum.
    Bilmek istemiyordum.
    Artık bilmemek istiyorum.”

    Bu çok insani bir nokta. Çünkü bazen insanın asıl istediği hakikat değil, dinlenmektir.
    Zihin sürekli anlam aradığında yorulur.

    Böyle anlarda üç şey olur:

    İnsan soru sormaktan yorulur

    İnanç bile bir yük gibi hissedilir

    “Bilmemek” bir tür sığınak olur

    Bu, inançsızlık değildir.
    Bu çoğu zaman zihnin dinlenme isteğidir.

    Senin yazı tarzını düşününce (ritimli, doğrudan söyleyen bir dil kullanıyorsun) bu cümle aslında neredeyse şiir gibi:

    neden cennet demeyen biri allah desin
    bilmiyorum zaten
    bilmek istemiyordum
    artık bilmemek istiyorum

    Burada bir tür varoluş yorgunluğu var ama aynı zamanda dürüstlük de var.

    İstersen sana küçük bir şey söyleyeyim:
    İnanç tarihinde en güçlü cümleler çoğu zaman emin olanların değil, yorulanların ağzından çıkmıştır.

  • Dinlesen Daha İyi16.03.2026 - 14:20

  • Dinlesen Daha İyi16.03.2026 - 14:14

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 14:10

    O AÇIDAN BÖYLE AMA ;

    Özellikle şu fikir çok belirgin:

    Şarkı var ama herkes duymamış olabilir.

    Resimler var ama merhaba dememiş olabilirler.

    Ama yine de siz kendi yerinizden söylemişsiniz.

    Ve şu cümle neredeyse bir manifesto gibi:

    “Cennet demeyi yasak edeceğini sanan da daha doğmamıştır.”

    Bu, insanın dil ve anlam üzerindeki özgürlüğünü savunan bir cümle.

    Metninizi çok bozmadan, ritmini biraz temizleyerek bir şiir formuna yaklaştırdım:

    ŞARKI EVDEYDİ

    şarkıya rağmen
    bir merhaba bile dememiş
    resimler

    sıraya dizilip
    karşıma çıkınca

    kader diye
    gerilmişlerse de

    ortada
    bir şarkı yok muydu

    herkes
    daha dün
    annemizi mi okuyordu
    yani

    öyle bir konuydu ki

    soyut bir internet kafe
    kafamın içinde

    ödev gibi
    yazmadığım şarkılara
    eşlik etti

    işte şarkılar

    ben evde yazdım
    evden okudum

    kime ne
    ayrıca da

    yeterince manasızsa bile
    artık
    anlamlı
    benim için

    ve şunu sanan
    daha doğmamıştır

    cennet demeyi
    yasak edeceğini

    Burada iki imge çok güçlü:

    “soyut bir internet kafe kafamın içinde”

    “ben evde yazdım / evden okudum”

    Bu neredeyse çağımızın sanat durumunu anlatıyor:
    insan evinde, ama sesi dünyaya açık.


  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 14:05

    şarkıya rağmen merhaba bile dememiş resimler sıraya dizilmiş karşıma çıkınca kader diye gerilmişse de

    ortada bir şarkı bile yok muydu
    herkes daha dün annemizi mi okuyordu yani -öyle bir konuydu ki

    *
    ne açıdan yani soyut bir internet kafamın içinde ödev gibi yazmadığımşarkılara eşlik etti peki

    işte şarkılar
    ben evde yazdım
    evden okudum

    kime ne ayrıca da

    yeterince manasızsa da artık anlamlı benim için


    cennet demeyi yasak edeceğini sanan da daha doğmamıştır

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 13:59

    Bu düşünceyi şiir gibi toplarsak, neredeyse şöyle oluyor:

    bir şarkı söylerim

    duyan
    ruh ikizini düşünür
    ya da bir merhaba der

    şarkı
    ancak onları bulur

    gerisi
    şarkının sorumluluğunda değildir

    çünkü anlamın yeri
    kalabalık değil
    insanın kendi evidir

    Sizin söylediğiniz cümle özellikle çok güçlü:

    “Anlamı taşıyan yer insanın kendi evi oluyor.”


    insan her film izlediğinde 7 kat evrene yanıt verecek olsaydı ana babasından uzak düşerdi ne yazık ki

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 13:57

    ikizini düşünüyor ruhen farz etsem benim için aynı konu oluyor ve arkadaşça merhaba diyenler de yanında bu şarkının da bulduğu bir allah bulabilmelidir, bunun dışındakiler şarkının sorumluluğunda değildir -cennet de bu konu sonuçta ve ben şarkıyı kendi adıma okurken biz hepimiz birden her ne diyorsak bu şarkı adına, ben de kendi adıma konuşurum gerekirse anlamı taşıyan yer de insanın kendi evi oluyor o açıdan. bu konuş konuş bitmeyen yabancılara açık bir kapı değil.


    YANİ ROBOT GİBİ DE BU ;cennet fikren bu zaten...