Gel diyorsun.....Geliyorum Sev diyorsun.....Seviyorum Dur diyorsun......Duruyorum Aşkının taliminde gün gün eriyorum..... Kalbim mavilerin esiri.... Başka rengim yok....düşsel dünyam masmavi Sen deyince... Ben oluyorum Gel deyince....Kuş oluyorum Sev deyince...Ateşten kor Aşkın üç halinde ben Yüklemleri fırlatıp sadece Öznen oluyorum..........................................
Kimse kalmayacak buralarda bir ben bir de terkedilmiş bir sokak kedisi ...çakılı kaldığım bu şehirde Herkes toparlayıp gidecek ayak izlerini...............................
Ve şair düşer... Ruhu kırılır... Şiir biter... Ne rüzgar kalır geriye, ne güneş. Şairin sahipsizliğinde, aşk adına kelimeler düzülür artık kentin köşe başlarında... Ve son söz olur, tüm yaşanmışlıkların ardınan... Basit, Sıradan, Yavan... Bir Eyvallah!
Birgün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan, bir genç kıza rastlamış... Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. 'Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına? ' diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. 'Sevdiğim çalışıyor orada...Ona elma götürüyorum.' 'Kaç tane' diye soruvermiş derviş. Kız şaşkın: İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç? Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş........................
Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; sevgi yürekli olana yakışır.................................
dilimde düğümlendi aşkımı söylemedim içim hasretle yandı gitme kal diyemedim yazık gururum için kendi kendime ettim bu hayat oyununda ben aşkımı kaybettim............................
Gel diyorsun.....Geliyorum
Sev diyorsun.....Seviyorum
Dur diyorsun......Duruyorum
Aşkının taliminde gün gün eriyorum.....
Kalbim mavilerin esiri....
Başka rengim yok....düşsel dünyam masmavi
Sen deyince... Ben oluyorum
Gel deyince....Kuş oluyorum
Sev deyince...Ateşten kor
Aşkın üç halinde ben
Yüklemleri fırlatıp sadece Öznen oluyorum..........................................
Dayan be yüreğim! ..
Dayan! ..
Kıyamet değil kopan,
birkaç çürük ip...
Dehleyip layığına alayını,
açılmak var pupa yelken
başka sularda...
Kalmazsa kalmasın
dost most...
Yalnızlık
pahalı post gerçi ya
yakışır aslanıma! ..
Dayan be yüreğim! ..
Dayan! ..
O fırtınada yıkılmadıysan
yıkılmak yok sana! ....................................
Kimse kalmayacak buralarda
bir ben bir de terkedilmiş bir sokak kedisi
...çakılı kaldığım bu şehirde
Herkes toparlayıp gidecek ayak izlerini...............................
Ve şair düşer... Ruhu kırılır... Şiir biter...
Ne rüzgar kalır geriye, ne güneş.
Şairin sahipsizliğinde,
aşk adına kelimeler düzülür artık
kentin köşe başlarında...
Ve son söz olur,
tüm yaşanmışlıkların ardınan...
Basit,
Sıradan,
Yavan...
Bir
Eyvallah!
Birgün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan, bir genç kıza rastlamış...
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.
'Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına? ' diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. 'Sevdiğim çalışıyor orada...Ona elma götürüyorum.'
'Kaç tane' diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?
Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş........................
Hayalin kırılması değildir
Hayalkırıklığı,
Güvenin buruşturulması
Emelin çöpe atılmasıdır.
... Denizden çıktığınızda
Donsuz olduğunuzu anlamanızdır.
Ne denize kızabilirsiniz
Ne dona.
Yalnızca
Kendi salaklığınıza...........................
sensiz olmak varmış meğer kaderde
hasretin alnıma yazılı kalmış.....................................
Olurda bir gün mesafeleri aşıp bana gelirsen,
yüreğinde rengârenk açan Aşk ile gel...................................
Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme!
Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme.
Unutma; sevgi yürekli olana yakışır.................................
dilimde düğümlendi aşkımı söylemedim
içim hasretle yandı gitme kal diyemedim
yazık gururum için kendi kendime ettim
bu hayat oyununda ben aşkımı kaybettim............................