Bir hayat hediye et bana Doyumsuz tatlardan paket yap, Sımsıcak bir çayın demi Tadı tuzu yerinde bir akşam sohbeti Seni beklerken duyduğum kapı sesi İçimi kıpır kıpır eden, Bir resim çerçevesinden gülümsemen Ve..kumsalda bıraktığımız ayak izleri...............................
sen elimi tutunca kalbi karışıyor içimdeki adamın sen elimi tutunca iki küçük asker cennette kapıları çalıp çalıp kaçıyorlar sen elimi tutunca leylekler uyumuş burunları nemlenmiş, maskeli süvariler damlarda sen elimi tutunca çinli bir şairin yamağı dizeleri mutfakta bırakıp orman yoluna çıkıyor kirazlar açmışlar çiçekleri, ilkyazmış sonunda sen varmışsın yaralı ülkemizin sen elimi tutunca sonunda dediklerini anlıyorum denizin sen elimi tutunca bana geldim de sen olmasan ben kimsesizim.........................
Her çevirmede ilk aranan şeysin sen üzerimde taşıdığım ki ruhsatsız bir aşkı taşımak kadar suçtur, sokağa çıkılmaz o yüzden akşam saatlerinde... sirenler ihanete çalar, polisler bile terkeder yenik bir aşığı... ve illegaldir bütün öpüşmeler,korkakça ve yalan...
yokluğuna kast etmiş izinsiz bir gösteriyim ben aşk zoruyla dağıtılmış... ayakları yere basmayan bir ayaklanma teşebbüsüyüm ayrılığa muhalefetten yargılanmış..
her çevirmede ilk aranan şeysin sen üzerimde taşıdığım ki bana kimliğimi soruyorlar; adını söylüyorum................................
bir masal biter sessizlik başlar kalbini okşar uyutursun gözlerin dolar avuçların terler bir yalan söyler avutursun avunursun yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre bir şarkı söyler susturursun.......................................
Bir dilek tut Kapatma gözlerini Koparmadan yapraklarını papatyaların Kaybolmadan İskambil kâğıtlarında İçinden geçir sessizce Işığın yön versin karanlıklara gizlice
Dilek yüklü labirentinde Dilersen ben olayım Memleketim olsun gülümseyen Alın teri koksun elleri Sevgiye acıksın beyinleri Kim sevmez ki? İnsana değer verenleri
Bir dilek tut içinden Ürkmesin güvercinler Tutulmasın dili çocuğun Emeklesin, emek versin Toprak koksun parmakları Gözleri yosuna aksın Ağlamasın, ne de mahzun baksın
Bir dilek tut kendince Gel dinleme beni Olur olmaz zamanlarda Verme kimseye dümeni Sen en iyisi, sen ol Onurun Tokat Kalesi gibi dikse Korkma gittiğin yol, güzel yol
Bir dilek tut insanca Ne ihanet olsun içinde Ne de yaşayan olmasın zalimce Serçe dost bilsin şahini Erisin kinler nefretler Canlar göz göze gelince
Bir dilek tut kendince Yakılsın tüm maskeler İnsansa insan çıksın Hayvansa hayvan, ortaya Yok olsun masmavi gökyüzünde Dünyayı siyaha çalanlar Baharı yaşasın güzünde Yarını düşünüp ağlayanlar...................................
Önce gözlerin değdi gözlerine, sonra ellerin ellerine... soluksuz kalındı uzun süre aslında bir yanılsamaydı; ne tenin tenine temas etti gerçekten ne nefesin nefesine ama duruyordu işte zihninin bir yerinde, aynı şeylere gülen, aynı şeylere ağlayan ve bedene ihtiyaç duymayan ruha yapışmış bir yamaydı aşk........................
Hüzün taze tutar aşk yarasını............................
Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla.............................
Bir hayat hediye et bana
Doyumsuz tatlardan paket yap,
Sımsıcak bir çayın demi
Tadı tuzu yerinde bir akşam sohbeti
Seni beklerken duyduğum kapı sesi
İçimi kıpır kıpır eden,
Bir resim çerçevesinden gülümsemen
Ve..kumsalda bıraktığımız ayak izleri...............................
sen elimi tutunca kalbi karışıyor içimdeki adamın
sen elimi tutunca iki küçük asker
cennette kapıları çalıp çalıp kaçıyorlar
sen elimi tutunca leylekler uyumuş
burunları nemlenmiş, maskeli süvariler damlarda
sen elimi tutunca çinli bir şairin yamağı
dizeleri mutfakta bırakıp orman yoluna çıkıyor
kirazlar açmışlar çiçekleri, ilkyazmış
sonunda sen varmışsın yaralı ülkemizin
sen elimi tutunca sonunda
dediklerini anlıyorum denizin
sen elimi tutunca bana geldim de
sen olmasan ben kimsesizim.........................
Her çevirmede ilk aranan şeysin sen üzerimde taşıdığım
ki
ruhsatsız bir aşkı taşımak kadar suçtur,
sokağa çıkılmaz o yüzden akşam saatlerinde...
sirenler ihanete çalar,
polisler bile terkeder yenik bir aşığı...
ve illegaldir bütün öpüşmeler,korkakça ve yalan...
yokluğuna kast etmiş izinsiz bir gösteriyim ben
aşk zoruyla dağıtılmış...
ayakları yere basmayan bir ayaklanma teşebbüsüyüm
ayrılığa muhalefetten yargılanmış..
her çevirmede ilk aranan şeysin sen üzerimde taşıdığım
ki
bana kimliğimi soruyorlar; adını söylüyorum................................
bekle beni,
bekle beni geleceğim
bütün gücünle bekle
karlar tozarken bekle
ortalık ağarırken
kimseler beklemezken
soluk sıkıntılarla ağırlaşan yağmurlar içinde
tek bir haber bile çıkmasa uzaklardan
saçına dağılsa bekleyişin
yalnız sen olsan bile bekleyen beni
bekle yine, bekle, bekle beni
bekle beni, bekle beni,
bekle beni geleceğim.....
bir masal biter
sessizlik başlar
kalbini okşar uyutursun
gözlerin dolar
avuçların terler
bir yalan söyler avutursun
avunursun
yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre
bir şarkı söyler susturursun.......................................
Yataktan kalkar kalkmaz
Ayağıma cam kırıkları batıyor inanır mısın?
Saati kurmayı unutmuşum yine.
Sesinle uyanmanın alışkanlığı bunlar..
Gömleğim ütülü değil bu kez.
Az kirlenmişlerden giyiyorum..
Ya tamam uzatma!
Senin kabahatin değil..
Hem üstümde ceket var!
Belli olmaz sensizliğim.....................
Bir dilek tut
Kapatma gözlerini
Koparmadan yapraklarını papatyaların
Kaybolmadan
İskambil kâğıtlarında
İçinden geçir sessizce
Işığın yön versin karanlıklara gizlice
Dilek yüklü labirentinde
Dilersen ben olayım
Memleketim olsun gülümseyen
Alın teri koksun elleri
Sevgiye acıksın beyinleri
Kim sevmez ki?
İnsana değer verenleri
Bir dilek tut içinden
Ürkmesin güvercinler
Tutulmasın dili çocuğun
Emeklesin, emek versin
Toprak koksun parmakları
Gözleri yosuna aksın
Ağlamasın, ne de mahzun baksın
Bir dilek tut kendince
Gel dinleme beni
Olur olmaz zamanlarda
Verme kimseye dümeni
Sen en iyisi, sen ol
Onurun Tokat Kalesi gibi dikse
Korkma gittiğin yol, güzel yol
Bir dilek tut insanca
Ne ihanet olsun içinde
Ne de yaşayan olmasın zalimce
Serçe dost bilsin şahini
Erisin kinler nefretler
Canlar göz göze gelince
Bir dilek tut kendince
Yakılsın tüm maskeler
İnsansa insan çıksın
Hayvansa hayvan, ortaya
Yok olsun masmavi gökyüzünde
Dünyayı siyaha çalanlar
Baharı yaşasın güzünde
Yarını düşünüp ağlayanlar...................................
Önce gözlerin değdi gözlerine,
sonra ellerin ellerine...
soluksuz kalındı uzun süre
aslında bir yanılsamaydı;
ne tenin tenine temas etti gerçekten
ne nefesin nefesine
ama duruyordu işte
zihninin bir yerinde,
aynı şeylere gülen,
aynı şeylere ağlayan
ve bedene ihtiyaç duymayan
ruha yapışmış bir yamaydı aşk........................