Ta iliklerimde anlatamadığım duygular Kendimi paralıyorum tarifi yok Pişmanlıkmı desem isyanmı desem Kararsız yürüyorum Bir ses bir melodi geliyor uzaklardan usulca Yaz dostum diyor Boşa geçmiş ömre hayat denirmi Bir acı saplanıyor yüreğime Dönüp bakıyorum geçmişe Vefasız yaşamışım Çok insanın hayatını karartmışım Hep su üstüne yazmışım bildiğimi sandıklarımı Oysa şimdi Bir dikili ağacım olmadan Göçüp gideceğim dünyadan Ne acı Aslında hakettiğim bu Hatırlayıp dua eden olmayacak Ahh.. ne kadar zavallıyım Belki cehennem bile içine almayacak.................................
Bazan uçan kelebek kadar özgür, Bazan kafese konulmuş aslan kadar hakir, Bir gönül vardır bende, Dünyanın en zengininden de zengin, Bazan medine fukarası kadar fakir, ben buyum işte.......................................
Büyümeyi hiç istemedim. Büyüdükçe insanlar daha az gülüyordu çünkü. Çocuk olmanın en güzel yanı, istediğin zaman ağlayabilmekti. Büyüdükçe insanlar gizli gizli ağlıyorlar çünkü...................................
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun... Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. ... Sen yoktun... Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.. Sen yoktun.. Özlem şarkılarını ezberledim.kimini bağıra bağıra kimini fısıltıyla söyledim.karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun... Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu,bense seni. Sen yoktun... Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı! Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan. Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim,gelen sensindir diye. Sen yoktun... Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun... Her istasyon, her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere,adı duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım. Sen yoktun... Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun.. Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı. Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun... Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. SEN YOKTUN..................
yollarda kaldı gözüm
sensiz deli gibiyim........................diyor zeki müren
Örselendi dilimin inceliği,
yanlış yüreklere söz düşürmekten....................
Neden ben insanlara güvenmemeyi öğrenip ruhumu kirleteyim?
onlar güvenilir olmayı öğrensinler..................................
Kapı açılır,
sen yeterki vurmayı bil.
ne zaman bilmem,
yeterki sen kapıda durmayı bil........................
ben kendimide bilirim haddimide.........
Ta iliklerimde anlatamadığım duygular
Kendimi paralıyorum tarifi yok
Pişmanlıkmı desem isyanmı desem
Kararsız yürüyorum
Bir ses bir melodi geliyor uzaklardan usulca
Yaz dostum diyor
Boşa geçmiş ömre hayat denirmi
Bir acı saplanıyor yüreğime
Dönüp bakıyorum geçmişe
Vefasız yaşamışım
Çok insanın hayatını karartmışım
Hep su üstüne yazmışım bildiğimi sandıklarımı
Oysa şimdi
Bir dikili ağacım olmadan
Göçüp gideceğim dünyadan
Ne acı
Aslında hakettiğim bu
Hatırlayıp dua eden olmayacak
Ahh.. ne kadar zavallıyım
Belki cehennem bile içine almayacak.................................
Sen gidersen sesin gider
Kokun gider yüzün gider
Ay dolanır pusularda
Tenim titrer gecem biter
Bazan uçan kelebek kadar özgür,
Bazan kafese konulmuş aslan kadar hakir,
Bir gönül vardır bende,
Dünyanın en zengininden de zengin,
Bazan medine fukarası kadar fakir,
ben buyum işte.......................................
Büyümeyi hiç istemedim.
Büyüdükçe insanlar daha az gülüyordu çünkü.
Çocuk olmanın en güzel yanı, istediğin zaman ağlayabilmekti.
Büyüdükçe insanlar gizli gizli ağlıyorlar çünkü...................................
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım.
... Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.. Sen yoktun..
Özlem şarkılarını ezberledim.kimini bağıra bağıra kimini fısıltıyla söyledim.karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun...
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.
Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu,bense seni. Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı!
Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan. Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim,gelen sensindir diye. Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle
sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun...
Her istasyon, her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere,adı duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım. Sen yoktun...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun..
Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı. Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun...
Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. SEN YOKTUN..................