Nefes alışın; umudum oldu Gidersen parça parça yok olup şehrin karanlığına gömülür ruhum.. Gülüşümün yırtılmış resmi kalır sadece köhne gecekonduların enkazının altında Eksilirim....
Sessizlik, sensizliğin yansıması Her sensizlikte çoğalır sessizliğim..................
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun....................
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun..................
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. ... Sen yoktun...
Gece soğuk ve sessiz Ayaz çöktü bir de yaralı yüreğime; Hazin bir ayrılık melodisi duyduğumuz lakin neydi seni böyle ağlatan? Ellerinin tutmaya mecali kalmamış Bedenin buz tutmuş ...titriyorsun! Ben sana yanıyorken Sen kime üşüyorsun?
Kimseye söyleme gidişini ben söylemedim. Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve.. Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara.. Üst komşuya hava atarak bi fiyaka bi görsen.. Ne garip bu insanlar! Bütün mahalle hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor... Ne garip bu insanlar! Hala her sabah bana selam veriliyor.. Sanki yaşıyormuşum gibi.......................
Ürkek geziyorum Sahil boyu Martılar çığlık çığlığa İçimdeki ses onlarda hayat buluyor sanki Sanki Yüreğimde bir martı Ama mutluluktan değil avazı Deniz kirli kalbim de öyle Nefretle tanıştım Dün Adı ayrılıktı...........................
Bu gece son Toplayıp tasımı tarağımı Senli düşlerden vazgeçiyorum. Gecelere bırakıyorum gözlerini Arzuyla titreyen göğüslerini Ve dudağının pembesini Yağmurlara saklayıp adını Kahvelerden çıkarıp tadını Sol yanımdaki şu bitmeyen sancını Bu gece ateşe verip Maziye hapsediyorum Güzeldi varlığın Özeldin benim için.. Hani olmadık bir zamanda bir şarkı dolanır diline, Hani yüzünü gör-e-mediğin birinin saçlarındadır o an ellerin, Bir tebessüm bulaşır dudaklarına Ve yüzünde açan en utangaç mevsimdir ya o an aşk İşte öyleydi adın, Aşktın benim için Artık bitti Gidiyorum. Kulaklarım kaldırmıyor eskimiş şarkıları... Yüzlerce isme dokunuyor da dudaklarım, Hala Ne zaman adının harfleri düşse dilime, İçimde bir yerler tekrar tekrar yıkılıyor yine.. Her sabah yapıp her akşam yıkılmaktan İnan yoruldum Bu yüzden artık Vazgeçiyorum tadilattan Bu gece Sana kurduğum bütün mabedi yıktım. Bu saatten sonra geri dönersem eğer Aciz’e çıksın adım. Sanma ki seni sevmedim Taptım ulan taptım Ama olmuyor işte Özlemek böylesi dokunuyor insana Hoşça kal iki gözüm Belki son bir kez dokunacaksın resimlerime Eylül dökülecek avuçlarından Adım dokunduğunda dudaklarına İçini yırtar gibi atacak yüreğin Sonrası Sadece ılık bir tebessüm olacağım O güzel gözlerine sürdüğün İyi bak kendine Gitmeden önce Tüm ışıklarını söndürüyorum,...............................
Nefes alışın; umudum oldu
Gidersen parça parça yok olup
şehrin karanlığına gömülür ruhum..
Gülüşümün yırtılmış resmi kalır sadece
köhne gecekonduların enkazının altında
Eksilirim....
Sessizlik, sensizliğin yansıması
Her sensizlikte çoğalır sessizliğim..................
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine.
Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için.
Beni ıslatan yağmur olmadı.
Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek.
Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun....................
Senden gelecek bir tek haberi bekledim.
Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi.
Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.
Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım.
Onlar beni duymak istiyordu,
bense seni.
Sen yoktun..................
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım.
... Sen yoktun...
Gece soğuk ve sessiz
Ayaz çöktü bir de yaralı yüreğime;
Hazin bir ayrılık melodisi duyduğumuz
lakin neydi seni böyle ağlatan?
Ellerinin tutmaya mecali kalmamış
Bedenin buz tutmuş
...titriyorsun!
Ben sana yanıyorken
Sen kime üşüyorsun?
Hala sen varmışsın gibi
İki yastıkla yatıyorum..
Kimseye söyleme gidişini ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi.......................
Ürkek geziyorum
Sahil boyu
Martılar çığlık çığlığa
İçimdeki ses onlarda hayat buluyor sanki
Sanki
Yüreğimde bir martı
Ama mutluluktan değil avazı
Deniz kirli kalbim de öyle
Nefretle tanıştım
Dün
Adı ayrılıktı...........................
Suya kayan anlarin hatirasi içimde
Kor desenli sözcükler çalinmis bilmem kimde?
Yagmalandim vuruldum geçen sene ekimde
____Göçmen kuslar söylerken ayrilik türküsünü
____Siirlerle öldürdüm sevdanin öyküsünü............................
Fasulyeden takılırdın sen bana,
Oysa benim gözlerim,
Görmezdi senden başka,
Birde gönül gözümle bakardım ki aşka,
Yanardı ciğerim bir başka…
Ne zaman aşkı alsam avuçlarıma,
Kayar giderdi ellerimden,
Yıldızlar gibi…
Bu gece son
Toplayıp tasımı tarağımı
Senli düşlerden vazgeçiyorum.
Gecelere bırakıyorum gözlerini
Arzuyla titreyen göğüslerini
Ve dudağının pembesini
Yağmurlara saklayıp adını
Kahvelerden çıkarıp tadını
Sol yanımdaki şu bitmeyen sancını
Bu gece ateşe verip
Maziye hapsediyorum
Güzeldi varlığın
Özeldin benim için..
Hani olmadık bir zamanda bir şarkı dolanır diline,
Hani yüzünü gör-e-mediğin birinin saçlarındadır o an ellerin,
Bir tebessüm bulaşır dudaklarına
Ve yüzünde açan en utangaç mevsimdir ya o an aşk
İşte öyleydi adın,
Aşktın benim için
Artık bitti
Gidiyorum.
Kulaklarım kaldırmıyor eskimiş şarkıları...
Yüzlerce isme dokunuyor da dudaklarım,
Hala
Ne zaman adının harfleri düşse dilime,
İçimde bir yerler tekrar tekrar yıkılıyor yine..
Her sabah yapıp her akşam yıkılmaktan
İnan yoruldum
Bu yüzden artık
Vazgeçiyorum tadilattan
Bu gece
Sana kurduğum bütün mabedi yıktım.
Bu saatten sonra geri dönersem eğer
Aciz’e çıksın adım.
Sanma ki seni sevmedim
Taptım ulan taptım
Ama olmuyor işte
Özlemek böylesi dokunuyor insana
Hoşça kal iki gözüm
Belki son bir kez dokunacaksın resimlerime
Eylül dökülecek avuçlarından
Adım dokunduğunda dudaklarına
İçini yırtar gibi atacak yüreğin
Sonrası Sadece ılık bir tebessüm olacağım
O güzel gözlerine sürdüğün
İyi bak kendine
Gitmeden önce
Tüm ışıklarını söndürüyorum,...............................