Ürkek geziyorum Sahil boyu Martılar çığlık çığlığa İçimdeki ses onlarda hayat buluyor sanki Sanki Yüreğimde bir martı Ama mutluluktan değil avazı Deniz kirli kalbim de öyle Nefretle tanıştım Dün Adı ayrılıktı...........................
Bu gece son Toplayıp tasımı tarağımı Senli düşlerden vazgeçiyorum. Gecelere bırakıyorum gözlerini Arzuyla titreyen göğüslerini Ve dudağının pembesini Yağmurlara saklayıp adını Kahvelerden çıkarıp tadını Sol yanımdaki şu bitmeyen sancını Bu gece ateşe verip Maziye hapsediyorum Güzeldi varlığın Özeldin benim için.. Hani olmadık bir zamanda bir şarkı dolanır diline, Hani yüzünü gör-e-mediğin birinin saçlarındadır o an ellerin, Bir tebessüm bulaşır dudaklarına Ve yüzünde açan en utangaç mevsimdir ya o an aşk İşte öyleydi adın, Aşktın benim için Artık bitti Gidiyorum. Kulaklarım kaldırmıyor eskimiş şarkıları... Yüzlerce isme dokunuyor da dudaklarım, Hala Ne zaman adının harfleri düşse dilime, İçimde bir yerler tekrar tekrar yıkılıyor yine.. Her sabah yapıp her akşam yıkılmaktan İnan yoruldum Bu yüzden artık Vazgeçiyorum tadilattan Bu gece Sana kurduğum bütün mabedi yıktım. Bu saatten sonra geri dönersem eğer Aciz’e çıksın adım. Sanma ki seni sevmedim Taptım ulan taptım Ama olmuyor işte Özlemek böylesi dokunuyor insana Hoşça kal iki gözüm Belki son bir kez dokunacaksın resimlerime Eylül dökülecek avuçlarından Adım dokunduğunda dudaklarına İçini yırtar gibi atacak yüreğin Sonrası Sadece ılık bir tebessüm olacağım O güzel gözlerine sürdüğün İyi bak kendine Gitmeden önce Tüm ışıklarını söndürüyorum,...............................
Gel diyorsun.....Geliyorum Sev diyorsun.....Seviyorum Dur diyorsun......Duruyorum Aşkının taliminde gün gün eriyorum..... Kalbim mavilerin esiri.... Başka rengim yok....düşsel dünyam masmavi Sen deyince... Ben oluyorum Gel deyince....Kuş oluyorum Sev deyince...Ateşten kor Aşkın üç halinde ben Yüklemleri fırlatıp sadece Öznen oluyorum..........................................
Kimse kalmayacak buralarda bir ben bir de terkedilmiş bir sokak kedisi ...çakılı kaldığım bu şehirde Herkes toparlayıp gidecek ayak izlerini...............................
Ve şair düşer... Ruhu kırılır... Şiir biter... Ne rüzgar kalır geriye, ne güneş. Şairin sahipsizliğinde, aşk adına kelimeler düzülür artık kentin köşe başlarında... Ve son söz olur, tüm yaşanmışlıkların ardınan... Basit, Sıradan, Yavan... Bir Eyvallah!
Birgün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan, bir genç kıza rastlamış... Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. 'Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına? ' diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. 'Sevdiğim çalışıyor orada...Ona elma götürüyorum.' 'Kaç tane' diye soruvermiş derviş. Kız şaşkın: İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç? Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş........................
Ürkek geziyorum
Sahil boyu
Martılar çığlık çığlığa
İçimdeki ses onlarda hayat buluyor sanki
Sanki
Yüreğimde bir martı
Ama mutluluktan değil avazı
Deniz kirli kalbim de öyle
Nefretle tanıştım
Dün
Adı ayrılıktı...........................
Suya kayan anlarin hatirasi içimde
Kor desenli sözcükler çalinmis bilmem kimde?
Yagmalandim vuruldum geçen sene ekimde
____Göçmen kuslar söylerken ayrilik türküsünü
____Siirlerle öldürdüm sevdanin öyküsünü............................
Fasulyeden takılırdın sen bana,
Oysa benim gözlerim,
Görmezdi senden başka,
Birde gönül gözümle bakardım ki aşka,
Yanardı ciğerim bir başka…
Ne zaman aşkı alsam avuçlarıma,
Kayar giderdi ellerimden,
Yıldızlar gibi…
Bu gece son
Toplayıp tasımı tarağımı
Senli düşlerden vazgeçiyorum.
Gecelere bırakıyorum gözlerini
Arzuyla titreyen göğüslerini
Ve dudağının pembesini
Yağmurlara saklayıp adını
Kahvelerden çıkarıp tadını
Sol yanımdaki şu bitmeyen sancını
Bu gece ateşe verip
Maziye hapsediyorum
Güzeldi varlığın
Özeldin benim için..
Hani olmadık bir zamanda bir şarkı dolanır diline,
Hani yüzünü gör-e-mediğin birinin saçlarındadır o an ellerin,
Bir tebessüm bulaşır dudaklarına
Ve yüzünde açan en utangaç mevsimdir ya o an aşk
İşte öyleydi adın,
Aşktın benim için
Artık bitti
Gidiyorum.
Kulaklarım kaldırmıyor eskimiş şarkıları...
Yüzlerce isme dokunuyor da dudaklarım,
Hala
Ne zaman adının harfleri düşse dilime,
İçimde bir yerler tekrar tekrar yıkılıyor yine..
Her sabah yapıp her akşam yıkılmaktan
İnan yoruldum
Bu yüzden artık
Vazgeçiyorum tadilattan
Bu gece
Sana kurduğum bütün mabedi yıktım.
Bu saatten sonra geri dönersem eğer
Aciz’e çıksın adım.
Sanma ki seni sevmedim
Taptım ulan taptım
Ama olmuyor işte
Özlemek böylesi dokunuyor insana
Hoşça kal iki gözüm
Belki son bir kez dokunacaksın resimlerime
Eylül dökülecek avuçlarından
Adım dokunduğunda dudaklarına
İçini yırtar gibi atacak yüreğin
Sonrası Sadece ılık bir tebessüm olacağım
O güzel gözlerine sürdüğün
İyi bak kendine
Gitmeden önce
Tüm ışıklarını söndürüyorum,...............................
Gel diyorsun.....Geliyorum
Sev diyorsun.....Seviyorum
Dur diyorsun......Duruyorum
Aşkının taliminde gün gün eriyorum.....
Kalbim mavilerin esiri....
Başka rengim yok....düşsel dünyam masmavi
Sen deyince... Ben oluyorum
Gel deyince....Kuş oluyorum
Sev deyince...Ateşten kor
Aşkın üç halinde ben
Yüklemleri fırlatıp sadece Öznen oluyorum..........................................
Dayan be yüreğim! ..
Dayan! ..
Kıyamet değil kopan,
birkaç çürük ip...
Dehleyip layığına alayını,
açılmak var pupa yelken
başka sularda...
Kalmazsa kalmasın
dost most...
Yalnızlık
pahalı post gerçi ya
yakışır aslanıma! ..
Dayan be yüreğim! ..
Dayan! ..
O fırtınada yıkılmadıysan
yıkılmak yok sana! ....................................
Kimse kalmayacak buralarda
bir ben bir de terkedilmiş bir sokak kedisi
...çakılı kaldığım bu şehirde
Herkes toparlayıp gidecek ayak izlerini...............................
Ve şair düşer... Ruhu kırılır... Şiir biter...
Ne rüzgar kalır geriye, ne güneş.
Şairin sahipsizliğinde,
aşk adına kelimeler düzülür artık
kentin köşe başlarında...
Ve son söz olur,
tüm yaşanmışlıkların ardınan...
Basit,
Sıradan,
Yavan...
Bir
Eyvallah!
Birgün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan, bir genç kıza rastlamış...
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.
'Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına? ' diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. 'Sevdiğim çalışıyor orada...Ona elma götürüyorum.'
'Kaç tane' diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?
Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş........................
Hayalin kırılması değildir
Hayalkırıklığı,
Güvenin buruşturulması
Emelin çöpe atılmasıdır.
... Denizden çıktığınızda
Donsuz olduğunuzu anlamanızdır.
Ne denize kızabilirsiniz
Ne dona.
Yalnızca
Kendi salaklığınıza...........................