sana bakmak, zamansız bir şarkının tam ortasında yakalanmak gibiydi, bak, nakaratında yine durdu soluklar ... adını anmadığım her cümlede, dudaklarım seni bekleyen bir kapı, açılmaya meyilli
Güzel olan ne varsa Biriktirip sana getireyim Anlatayım istedim Durma uç o zaman Kanat çırp sonsuzluğa Benden çok uzaklara Ama sen yine de beni al Kırk kanatlarımı iyileştir Ve... Bana uçmayı öğret Bir kez daha Eskisi gibi Geri gel Geri gel Ve... Beni, seni bize götür Ne olur
düşmanım olacaksa bu dünyada mert olsun. zira maksat taş atmaksa, kalemimiz sert de yazmasını bilir, ancak bizim seçtiğimiz yol, nefrete değil onura çıkan yoldur.
,, ruhu susturulan her cesur kalp, bir ülke yitirir içinde." YİTİRME
( kadın ve erkek )
dünya, iki nefesin arasındaki sessizlikten doğdu.
biri kadındı, topraktan gelen.
diğeri erkekti, göğe bakan.
biri içe dönerken sezgiyi,
öbürü dışa yürüdü niyeti.
ama ne biri eksikti,
ne diğeri fazlaydı.
çünkü bu hikâyede. tamamlamak” yoktu.
,, birlikte var olmak” vardı.
kadın suyu getirdi,
erkek ateşi yaktı.
birlikte yoğurdular çamuru,
ve...
ev dedikleri ilk yeri.
birlikte baktılar göğe
dua dedikleri ilk sese...
kadın kök oldu,
erkek yön.
toprak derinleştikçe,
kök güçlendi.
ve kök tuttukça,
gövde büyüdü.
birbirini susturmadan,
birbirine yaslanmadan
ancak ,, birlikte yürüyerek "
var oldular.
asıl bağ,
bedenlerde değil
ruha birlikte dokunabilmekteydi.
ışığı, karanlıktan taşıyabilmekte.
kalbimle...
ve sen hep şarkının en sessiz yerinde kaldın
...
sana bakmak, zamansız bir şarkının tam ortasında yakalanmak gibiydi, bak, nakaratında yine durdu soluklar
...
adını anmadığım her cümlede, dudaklarım seni bekleyen bir kapı, açılmaya meyilli
yanından geçerken rüzgârın dahi yüzümü tanır
...
sana bakmak, zamansız bir şarkının tam ortasında yakalanmak gibiydi, bak, nakaratında yine durdu soluklar
...
hiçbir deniz, içine düşmeyen dalgayı anlatamaz.
fırtınanın içinden geçmeyenler içinse manzara, sadece rüzgârın hafif bir esintisidir
...
gökyüzü, yeryüzüne hiçbir zaman tam olarak sığmaz, insan da kalbine
...
Durma Uç O zaman
Güzel olan ne varsa
Biriktirip sana getireyim
Anlatayım istedim
Durma uç o zaman
Kanat çırp sonsuzluğa
Benden çok uzaklara
Ama sen yine de beni al
Kırk kanatlarımı iyileştir
Ve...
Bana uçmayı öğret
Bir kez daha
Eskisi gibi
Geri gel
Geri gel
Ve...
Beni, seni bize götür
Ne olur
düşmanım olacaksa bu dünyada mert olsun.
zira maksat taş atmaksa, kalemimiz sert de yazmasını bilir, ancak bizim seçtiğimiz yol, nefrete değil onura çıkan yoldur.