Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • ve öyle işte23.08.2025 - 13:40

    Hayat da öyle değil mi?

    Geçtiğimiz her sokak, hayatımıza bir renk bırakıyor.
    Kiminin mavisi kalıyor üstümüzde,
    kiminin yeşili…

    Ve... arkadan usulca sesleniyor mu kelebekler?
    “Rengim sana emanet...”

    kalbimle,

  • sende ki sen23.08.2025 - 13:39

    derin zihinlere sıradan kelimelerle ulaşamazsın. bazılarına dokunmak için parlaman gerekir, çünkü sığ sular sesi duyar, derin okyanuslar yalnızca titreşimi hisseder.

    kalbimle...

  • ve öyle işte23.08.2025 - 13:38

    kimse sormuyor artık,
    hangi duygunun kökü hangi mevsime uzanıyor…
    herkesin derdi çiçeğin vazosu.

    koklamadan geçiliyor güzel kokuların yanından.
    çünkü koklamak, durmayı gerektiriyor.

    bizse geçerken bakmayı, hızlıca sevip unutuvermesini seçiyoruz.
    aşk dediğin derinlik ister,
    bizse sığ sevinçlerin kolay yolcusuyuz.

    kalbimle.

  • tarçın kokulu muhabbetler23.08.2025 - 13:36

    öyle apansız zamanlarda dokunur ki bazen meltem esintisi, kalbinin kanatlarına konup sessizce yerleşir, sevgiliden kalma buse gibi.

    ne mavi, ne turuncu… rengi yok. istanbul’un gün batımlarına çalan koyu, kırmızı, turuncu yanığı belki.

    melekler, ''iyi ki buradasın kadın” der gibi fısıldıyor usulca,

    ve…
    nehirde, ağacından kopan dalla birlikte yaşamın bizi nereye götürdüğünü bilmeden ancak o yolculuğa güvenip ilerleyerek birlikte süzülüyoruz.

    içimin odaları sakince doluyor, şükürle, huzurla, var olduğumu hatırlatan bir dinginlikle.

    hayat dediğimiz şey belki de budur, akışa karışmak, meltemi hissetmek ve olduğun yerde, olduğun hâlde “iyi ki” diyebilmek… iyi ki o halde.

    ve...belki de o “iyi ki”, bütün yolculuğun sebebini tek başına inancı sırtlayan Seyid Onbaşı gibi, kalbin derinliğinde saklı cevabı bilendir.

    kalbimle.

  • hayatın mektubu22.08.2025 - 13:50

    “umudum var hâlâ”

    çünkü bu dünya,
    Yaradan’ın paletinden düşen renklerle boyanmış bir tuval...

    bir bak kuşlara,
    göç ederken dahi estetiği taşıyorlar kanatlarında.
    rüzgârın bir ritmi var örneğin,
    ve biz insanlar içimizde bu senfoninin yankısını taşıyoruz.

    kendi ellerimizle
    bu kadar güzel çizilmiş bir resmi nasıl ve neden bozalım.
    zira çirkinlik öğrenilendir,
    ancak güzellik, yaradılışın sesidir.

    bu yüzden çoğaltmalıyız ana duyguları,
    merhameti, aşkı, nezaketi vb.
    yeniden sulamalıyız renkleri,
    yeniden dokunmalıyız dünyaya,
    usulca, sevgiyle, sorumlulukla...

    yoksa yazık olur,
    bir başyapıtın gölgesinde
    kaybolan insanlığa.

    kalbimle...

  • kalemden düşen duygular18.08.2025 - 16:41


    iki insan, aynı masada oturur.
    aynı tabaktan yer, aynı yorganın altında uyur.
    ancak bir ömür, birbirlerine hiç rastlamazlar.
    çünkü bakış, göze değil ruha değmediğinde,
    birlikte yaşamak, sadece bambaşka yalnızlıklarda kalmaya alışır.

    ve...sessizlik, en çok da duymayan kulaklara değil,
    anlatmaktan vazgeçen kalplere yerleşir.

    o yüzden sustu sevgi,
    duyulmayan yerde söze değer giydirilmezdi artık.

    kalbimle.

  • tarçın kokulu muhabbetler18.08.2025 - 16:32

    herkes duvarlara konuşur bu çağda.
    duvar yıkıldığında ise
    kimse kelimelerini hatırlamaz.

    kalbimle.

  • tarçın kokulu muhabbetler18.08.2025 - 16:31

    bir kişi zihninde bir kentin belleğini silince,
    sokaklar değil, insanlar yetim kalır.
    en çok da, kimseye anlatılamayan anılar.

    kalbimle.

  • tanımlamada ki özne18.08.2025 - 12:01

    aynı satırda...

    buluşmalar vardır, kitap sayfaları gibidir,
    önce bir cümle çarpar gözünü,
    sonra o cümle bir hikâyeye dönüşür.

    insan anlar ki…
    hayat rastlantı değil,
    aynı satırda buluşmayı bekleyen iki kalbin niyetidir.

    kalbimle.

  • tarçın kokulu muhabbetler18.08.2025 - 10:40

    ikili ilişkiler üzerine düşünürken, Nazım’ın o derin cümlesi geldi aklıma:
    ,, Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da…''
    belki de mesele kusur aramak değil, yürekte buluşabilmek.

    sanki Shakespeare’in ,, ölmek ya da ölmemek, işte bütün mesele bu'' sözündeki gibi…
    ancak aslında ölmekten ya da yaşamaktan öte,
    kalbin yaşayıp yaşamadığıdır belki de tüm mesele.

    ,, aşk, sahip olmak değil, birlikte var olmaktır.''
    Gibran'ın sözünde de geçtiği üzere…
    çünkü bazen biri seni içeri buyur ederken,
    diğeri ise kapıda bekletir;
    ne kapısından içeri girebilirsin, ne de seni yollar.
    ancak bu kusur değil, yalnızca frekansların farklı ritmidir.

    ve… ritimler uymadığında,
    melodilerden rahatsız edici sesler duyma olasılığı bu yüzdendir.

    sonuç olarak;
    insanı ayrıştıran din, dil, ülke değil,
    onun penceresinden nasıl gördüğüdür.
    işte buna birliktelik deniyor…

    velhasıl ,, Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da,
    hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
    bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte,
    yani yürekte.''

    yani olabilmekte…

    ve akılda tutmak gerekir:
    en gerçek buluşmalar, iki kalbin aynı anda
    ,, ben buradayım'' dediği anda başlar.

    kalbimle...