İnsan’ ın şaşması onu insanlığından etmez, bilakis çok insan’i dir şaşmak. İnsan, insanlıktan, düşünmekten vazgeçtiğinde çıkar. Şaşan ve hata yapan insan, telafi edebilir ve tekrar etmez çünkü şaşırdığı şey her ne ise onun gelişimine katkı sağlar. Sanıldığı gibi onu aşağılık, ya da onursuz, ya da cahil yapmaz. Bilakis cesaret ettiği için hayat ona ödül olarak inşaa ettiği hayata bir tuğla koyar. Oysa kötücül düşünme farklıdır. Bilinçli yapılır. Bilinsizce başlayabilir ama hatayı anladıktan sonra ona devam etmek tercihtir. İnsanlar da tercihleri doğrultusunda şekillenir. İşte bu yüzden hata insana mahsus bir özelliktir ve onu geliştirir. Çok insan tanıdım ben yaptığı hatadan dolayı kendisini ömrü boyunca cezalandırarak hayatını kendisine de çevresindekilere de zehir eden. Buradan beni okuyan güzel insanlar.
İnsan, en çok da kendisinin aynasıdır. Kendini tanıma yolculuğunda ayaklarına, ayakkabılarına rağmen çok diken batacak. Bu dikenlerin sayesinde geriye senden güzel bir hayat inşaası kalacak. İnsanlığından utanma, eğer birileri yaptığın hatanın farkında ve sürekli yüzüne vuruyorsa bil ki en az senin kadar suçludur. Ya yaptığın hatada payı ve çıkarı vardır, ya da seni üzgün görmek ona bilmediğin bir sebepten dolayı haz veriyordur. Bu hatalar seni insanlığından etmez, ama bile isteye sana zarar veren hasmını eder.
Her şeyin en büyük delili sürekliliktir, iyilik de kötülük de olabilmesi için süreklilik gerekir.
İnsanı insan eden de insanlığından eden de kendi tercihleridir. Aslı Birer
Aynı gemide çeşitli ve milyonlarca maskeler var. Bazılarımız herkesin çıplak olduğunu söyleyebiliyor… yeter ki maskeleri düşürecek güveni sağlayan insanlar olsun hayatımızda. Çünkü maske insanın savunma mekanizmasıdır. Aslı Birer
Yola çıkınca her sabah, Bulutlara selam ver. Taşlara, kuşlara, atlara, otlara İnsanlara selam ver. Ne görürsen selam ver. Sonra çıkarıp cebinden aynanı Bir selam da kendine ver. Hatırın kalmasın el gün yanında Bu dünyada sen de varsın! Üleştir dostluğunu varlığınla, Bir kısmı seni de sarsın. Üstün Dökmen Dostluğunu varlığınla paylaşmak, nasıl da hayat ışığı aşılıyor bu cümlecik insana değil mi? Her şeyi değerli kılan penceremizi farkında olmadan kendimize kapatırız. Halbuki mutlu etmenin ilk şartı mutlu olmaktır. :)
Elbette ki kıyaslayacak insan kendini. “insan, insana aynadır.” Kötücüllüğünü görüp ders çıkaracak, iyi hasletleri de örnek alacağız. Ve kendimizde harmanlayıp “bize” uyarlayacağız. Karakterimizden değişmeden.
Hadi çıtalı uçurtmamızı kapıp, uçurtma tepesine çıkalım… Farzımuhal henüz sekizimize yeni basmışız, o uçarken biz yine gelecek hayalleri kuralım. Hani şu prangasız olanlardan. Kahkahalarımızı martıların kanatlarına asıp, başka dünyalara uçurduğumuz Hayallerimiz…
Sığ bir aklın kuruntusu ancak bir metaforu yüzölçümüyle ilgili düşünebilirdi. Tabii teferruatlı düşünme yetisi farklı bir şey. Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri İstanbul ve kocaeli bu denizin kıyısıdır. marmara eski adıyla; propontis bir iç deniz olmasına rağmen karadenizi ve Ege’yi birbirine bağlar. İklimi ise nadir özelliğe sahip üç iklimi barındırır. Marmara da Ege de sadece su’ dan ibare değil.
Tevfik Fikret bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak! bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak, atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Edebiyat-ı Cedide topluluğunun lideri olan Tevfik Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin pek çok aydınını etkilemiştir. Türk edebiyatının batılılaşmasında büyük pay sahibidir.
Günaydın Tubacığım yazıyı okuyunca aklıma bu şiir geldi.
Sen, İstanbul gibisin sevgilim Gözlerin tıpkı Marmara Öyle derin, öyle dayanılmaz Ruhun öylesine kozmopolit, boğazın akıntısında sürüklenmek gibi sana ulaşmak, düğüm düğümsün,
İnsan’ ın şaşması onu insanlığından etmez, bilakis çok insan’i dir şaşmak. İnsan, insanlıktan, düşünmekten vazgeçtiğinde çıkar. Şaşan ve hata yapan insan, telafi edebilir ve tekrar etmez çünkü şaşırdığı şey her ne ise onun gelişimine katkı sağlar. Sanıldığı gibi onu aşağılık, ya da onursuz, ya da cahil yapmaz. Bilakis cesaret ettiği için hayat ona ödül olarak inşaa ettiği hayata bir tuğla koyar. Oysa kötücül düşünme farklıdır. Bilinçli yapılır. Bilinsizce başlayabilir ama hatayı anladıktan sonra ona devam etmek tercihtir. İnsanlar da tercihleri doğrultusunda şekillenir. İşte bu yüzden hata insana mahsus bir özelliktir ve onu geliştirir. Çok insan tanıdım ben yaptığı hatadan dolayı kendisini ömrü boyunca cezalandırarak hayatını kendisine de çevresindekilere de zehir eden. Buradan beni okuyan güzel insanlar.
İnsan, en çok da kendisinin aynasıdır. Kendini tanıma yolculuğunda ayaklarına, ayakkabılarına rağmen çok diken batacak. Bu dikenlerin sayesinde geriye senden güzel bir hayat inşaası kalacak. İnsanlığından utanma, eğer birileri yaptığın hatanın farkında ve sürekli yüzüne vuruyorsa bil ki en az senin kadar suçludur. Ya yaptığın hatada payı ve çıkarı vardır, ya da seni üzgün görmek ona bilmediğin bir sebepten dolayı haz veriyordur.
Bu hatalar seni insanlığından etmez, ama bile isteye sana zarar veren hasmını eder.
Her şeyin en büyük delili sürekliliktir, iyilik de kötülük de olabilmesi için süreklilik gerekir.
İnsanı insan eden de insanlığından eden de kendi tercihleridir.
Aslı Birer
Aynı gemide çeşitli ve milyonlarca maskeler var. Bazılarımız herkesin çıplak olduğunu söyleyebiliyor… yeter ki maskeleri düşürecek güveni sağlayan insanlar olsun hayatımızda. Çünkü maske insanın savunma mekanizmasıdır.
Aslı Birer
Mutsuz olan biriyle yaşamak fiziksel işkencenin görülmez biçimidir. Çok daha şiddetli acı verir.
Aslı Birer
Yola çıkınca her sabah,
Bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara, atlara, otlara
İnsanlara selam ver.
Ne görürsen selam ver.
Sonra çıkarıp cebinden aynanı
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığınla,
Bir kısmı seni de sarsın.
Üstün Dökmen
Dostluğunu varlığınla paylaşmak, nasıl da hayat ışığı aşılıyor bu cümlecik insana değil mi? Her şeyi değerli kılan penceremizi farkında olmadan kendimize kapatırız. Halbuki mutlu etmenin ilk şartı mutlu olmaktır.
:)
Elbette ki kıyaslayacak insan kendini. “insan, insana aynadır.” Kötücüllüğünü görüp ders çıkaracak, iyi hasletleri de örnek alacağız. Ve kendimizde harmanlayıp “bize” uyarlayacağız. Karakterimizden değişmeden.
Gönlümüzü zengin gören gözler varolsun.
Hadi çıtalı uçurtmamızı kapıp,
uçurtma tepesine çıkalım…
Farzımuhal henüz sekizimize yeni basmışız, o uçarken biz yine gelecek hayalleri kuralım.
Hani şu prangasız olanlardan.
Kahkahalarımızı martıların kanatlarına asıp, başka dünyalara uçurduğumuz
Hayallerimiz…
Aslı Birer
Sığ bir aklın kuruntusu ancak bir metaforu yüzölçümüyle ilgili düşünebilirdi. Tabii teferruatlı düşünme yetisi farklı bir şey. Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri İstanbul ve kocaeli bu denizin kıyısıdır. marmara eski adıyla; propontis bir iç deniz olmasına rağmen karadenizi ve Ege’yi birbirine bağlar. İklimi ise nadir özelliğe sahip üç iklimi barındırır.
Marmara da Ege de sadece su’ dan ibare değil.
Tevfik Fikret
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Edebiyat-ı Cedide topluluğunun lideri olan Tevfik Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin pek çok aydınını etkilemiştir. Türk edebiyatının batılılaşmasında büyük pay sahibidir.
Günaydın Tubacığım yazıyı okuyunca aklıma bu şiir geldi.
Sen, İstanbul gibisin sevgilim
Gözlerin tıpkı Marmara
Öyle derin, öyle dayanılmaz
Ruhun öylesine kozmopolit,
boğazın akıntısında sürüklenmek gibi sana ulaşmak,
düğüm düğümsün,
?si=w4RuxcW8T1avnspk
Hala uyandığımda kirpiğime düşen Y/aşım, hep aç, hep s/onsuz.
?si=WqL59L1GcPRnL_Z4