Silifke’nin Taşucu ilçesinde bir ailenin lakabı Hamalis olarak bilinirmiş. Hamalisin oğlu, Hamalisin kızı derken Doğan Cüceloğlu merak eder, sorar; bu lakap nereden geliyor diye? Anlatırlar; Rahmetti Atatürk, Taşucu’ nu ziyaret eder, gemilerden yük indirip boşaltan hamallara idare temiz iş elbiseleri giydirir, Ata’yı karşılamak için sıraya dizdirir. En baştaki hamal başı, mevkinin öneminden haberdar olduğu için mümkün olduğu kadar kibar görünmeyi aklına koymuş. Atatürk, sıraya dizilmiş temiz giyimli bu kişileri görünce, “ siz ne iş yapıyorsunuz?” Diye sormuş. Hamalbaşı yerli şivesini kullanarak cevap verse,” hamalbaşıyız gomutanım” demesinin kaba olacağını düşünerek. “Hamalis, paşam “ diye kibarlaştırarak cevap vermiş. O günden sonra lakapları, hamalis kalmış.
Kibarlık özentisi kişilerin nasıl kötü göründüğünü kendilerinden başka herkes görür.
Yani şunu söylemek istedim.( Bu arada hikaye Doğan Cüceloğlu “insan insana” kitabından alıntıdır.) İnsan nasılsa öyle olmalı elbette ki çünkü diğer türlüsü hikayedeki gibi sırıtıyor. Entelektüel olmadan öyle gözükmeye çalışan kişinin gerçek zihniyetinin öyle olmadığını kurduğu cümlelerden anlayabiliyoruz, ne yazıktır ki bunun farkında bile olamıyorlar. İnsan yöresinin zihniyetini benimsemişken, şehirde oradaki insanlardan daha çok şehirli olmaya kalkıştığında tıpkı üzerine oturmayan ceket gibi gözüküyor. Oysaki gerçek kibarlık ve asalet şivelerde ya da köylü, kentli olmakta değil, üzerine yakışanı giymek gibi ruhuna kendini giydirmektir. Aslı Birer
MASUM GELİNCİK Gümüş renkli benim sırça köşk bu gece, ve yıldızlar kayıp, Gökkubbeden dökülüyor çocuktan ayıplı çığlıklar, Sanki döşenmiş herbirinin yerine Yağıyor suratlarımıza okkalı bir tokat çarparcasına gelincik renginde bir ağıt, Sağılmış saflığı, satılmış haraç mezat Ey insanlar neredesiniz!? Ses geçirmeyen kalın duvarlar kadar ses / sizdiniz. Sustunuz. Sustuk Aslı Birer
Abraham Maslow İhtiyaçlar hiyerarşisine kısa bir bakış.
Anlamlanmak, Aslında bireysel olarak düşünmek ve o kişinin psikolojisini oluşturan yaşamışlıklarından yola çıkılarak belirlenmesi gereken kendini gerçekleştirme olmalıdır. Bana göre bu şartlar değişken ve herkesin ihtiyaç piramidi başlıkları aynı olmak şartıyla ayrıntılarda farklıdır. Kişiler de kendilerine göre her basamakta ihtiyaçlarını çok iyi belirleyip bir üst basamağa öyle çıkmalı. Aksi halde bir tiyatro oyuncusu gibi başkalarının ihtiyaçlarını içselleştirip çıktığı basamakta saygınlık kazansa da gerçek anlamda kendini gerçekleştirmiş olamadığı için, mutlu olamaz. Geldiği yer gösterişten ibaret kalır. Aslı Birer
“Allah Muradını gözünde koymasın”
Çok güzel oldu her şey… :)))
?si=XLTTTx3kDgiCncHI
Ay niye bu kadar sevinçliyim allâm:))
Silifke’nin Taşucu ilçesinde bir ailenin lakabı Hamalis olarak bilinirmiş. Hamalisin oğlu, Hamalisin kızı derken Doğan Cüceloğlu merak eder, sorar; bu lakap nereden geliyor diye?
Anlatırlar;
Rahmetti Atatürk, Taşucu’ nu ziyaret eder, gemilerden yük indirip boşaltan hamallara idare temiz iş elbiseleri giydirir, Ata’yı karşılamak için sıraya dizdirir. En baştaki hamal başı, mevkinin öneminden haberdar olduğu için mümkün olduğu kadar kibar görünmeyi aklına koymuş.
Atatürk, sıraya dizilmiş temiz giyimli bu kişileri görünce, “ siz ne iş yapıyorsunuz?” Diye sormuş.
Hamalbaşı yerli şivesini kullanarak cevap verse,” hamalbaşıyız gomutanım” demesinin kaba olacağını düşünerek.
“Hamalis, paşam “ diye kibarlaştırarak cevap vermiş. O günden sonra lakapları, hamalis kalmış.
Kibarlık özentisi kişilerin nasıl kötü göründüğünü kendilerinden başka herkes görür.
Yani şunu söylemek istedim.( Bu arada hikaye Doğan Cüceloğlu “insan insana” kitabından alıntıdır.)
İnsan nasılsa öyle olmalı elbette ki çünkü diğer türlüsü hikayedeki gibi sırıtıyor. Entelektüel olmadan öyle gözükmeye çalışan kişinin gerçek zihniyetinin öyle olmadığını kurduğu cümlelerden anlayabiliyoruz, ne yazıktır ki bunun farkında bile olamıyorlar. İnsan yöresinin zihniyetini benimsemişken, şehirde oradaki insanlardan daha çok şehirli olmaya kalkıştığında tıpkı üzerine oturmayan ceket gibi gözüküyor. Oysaki gerçek kibarlık ve asalet şivelerde ya da köylü, kentli olmakta değil, üzerine yakışanı giymek gibi ruhuna kendini giydirmektir.
Aslı Birer
Şair sayfamda siyasi içerikli reklam istemiyorum bilmem anlatabildim mi?
Emekçim bir kova salla kör kuyuya belki su çıkar bahtına…
?si=xctaDYkWm3V3x4bI
Hep sana, hep seni yazdım, ne kış bitti, ne bahar geldi, mevsim hep bizdi, biz ne bahardan bir çiçek ne yazdan güneş toplayabildik..
MASUM GELİNCİK
Gümüş renkli benim sırça köşk bu gece, ve yıldızlar kayıp,
Gökkubbeden dökülüyor çocuktan ayıplı çığlıklar,
Sanki döşenmiş herbirinin yerine
Yağıyor suratlarımıza
okkalı bir tokat çarparcasına gelincik renginde bir ağıt,
Sağılmış saflığı, satılmış haraç mezat
Ey insanlar neredesiniz!?
Ses geçirmeyen kalın duvarlar kadar
ses / sizdiniz.
Sustunuz.
Sustuk
Aslı Birer
Mutluluk kaynakları ne kadar da değişken. Piramidin zirvesi, temelini oluşturan gerçek duyguların ayırılması ile başlar.
Aslı Birer
?si=P_nMwZkevfpEaE-q
Abraham Maslow
İhtiyaçlar hiyerarşisine kısa bir bakış.
Anlamlanmak,
Aslında bireysel olarak düşünmek ve o kişinin psikolojisini oluşturan yaşamışlıklarından yola çıkılarak belirlenmesi gereken kendini gerçekleştirme olmalıdır. Bana göre bu şartlar değişken ve herkesin ihtiyaç piramidi başlıkları aynı olmak şartıyla ayrıntılarda farklıdır. Kişiler de kendilerine göre her basamakta ihtiyaçlarını çok iyi belirleyip bir üst basamağa öyle çıkmalı. Aksi halde bir tiyatro oyuncusu gibi başkalarının ihtiyaçlarını içselleştirip çıktığı basamakta saygınlık kazansa da gerçek anlamda kendini gerçekleştirmiş olamadığı için, mutlu olamaz. Geldiği yer gösterişten ibaret kalır.
Aslı Birer
Güven
Sevgi
Saygı
Orta direk çöktü, sıra kobilerde açlıkla sınandığınızda görücem sizin dindarlığınızı.