İnancı ve diniyle hiç ilgilenmiyorum evreni saran notaları beni mutlu ediyor bu yüzden onu seviyorum. Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı.. Ve herkes kalbinin rengini bulaştırır etrafındakilere."
Merhaba Mehmet bey, Dindar insan inançları doğrultusunda dininin gereklerini içselleştirerek yaşayan kimsedir ve asla dinin propogandasını yapma gereği duymaz.
Dinci bağnazdır herkesi onun inancına uymaya zorunlu tutar. Yancıdır ondan olmayanları aşağılar kibirlidir de dayatma ile halkın üzerinde baskı kurar. Doğal değildir kendisinden başka hiçbir inancı kabul etmez. Dindar doğaldır sadece inandığı dini kendisi için yapar ve kendisi gibi olmayanlara da din kardeşi olmadığı ama yaratılışta eşit olduğu bilincine sahiptir bu yüzden de her inanca saygılıdır. Gerçek dindar asla dinciye dönüşmez. Anadolu’mun o’ güzel insanı da dinciye dönüşmez onlar doğaldır. Dinci almış olduğu “ci” ekine son derece bağlıdır.:))
Selefiliğe gelince her şeyi modernize etmek gerektiği kanısındayım yanlışları buradan kaynaklanıyor Arap kültüründen aldığımız en kötü adetler yahudilerin adetleridir. Türkiye de oynanan oyunlar tutmaz eninde sonunda çoğunluk doğruyu görür çünkü Türk’ün selefi; kuran, peygamber ve Atatürktür geri kalanlarda mutlu oldukları yerlere gitsinler. Daha ne diyeyim:)
Bir de Atatürkçü gibi görünenler var. Bilinçaltı ve zihin uyumsuzsa maalesef zaman zaman konuştuklarınız sizi ele verir. İnsan gerçekte inanmadığı bir şeyi inanmış gibi gösterse de maalesef gerçekleri kendi içinde çekişirken dışarı vurur.
Mehmet bey, maalesef ki kadercilik denilen aslında Müslümanlıkla da çok uyuşmayacak bir anlayış biçimiyle siyonizmin çirkin oyunlarının dincilik başlığı altında islama yaftalanan köleleştirme politikalarının pençesinde kıvranıyoruz. Şimdi “kadere iman” var diyenlerin sesini duyar gibiyim. İslam dinindeki kadere iman ile, kader inancını sömüren köleleştirme, susturma, hakkını aramama, akıl yürütmemek, düşünmemeği birbirine karıştırıp pekte güzel insanlarımıza kör inançları empoze ettiler. Dindar insanlar asla fanatiklik boyutlarında kendileri gibi bir kula taparcasına bağlanmazlar. Ama dincilik islâm dinine vurulmuş en büyük darbedir. Bunlar insana, doğaya, saygısı olmayan kendi çıkarları ve aşağılık dürtülerini tatmin etmek doğrultusunda her yolu ve iğrençliği mübah sayan bir güruhtur. Kendileri pekala da her şeyi bilirler ama mevkileri, çıkarları uğruna en büyük silahları olan din ile insanları her türlü sömürürler. Tıpkı habis bir tümör gibi devletin bütün birimlerine dağılır ve sağlıklı tek bir hücre kalmayana kadar habisleştirir sonunda da kuru bir iskelet kalınca kendi ömrü de son bulur. Çünkü; onlarında ömürleri bulundukları vücudu yok edene kadardır. Toparlanmaya gelince. Tam anlamıyla ehil kadrolar kurulup top yekün kalkınma planlarıyla ( eğitimden ekonomiye) asırlar sürmez o kadar kötümser değilim. İki yıllık toparlanma süreciyle iyileşmeler hissedilir Türkiye güçlü bir ülkedir.
Aslında daha çok şey var yazacak Bir gün Türkiye muasır medeniyetler seviyesine ulaşacaktır bunu hak ediyor.
Teşekkür ederim katkılarınıza. Sayfaya değer kattınız saygılarımla...
Merhabalar melek, güzel duaya amin diyorum ama yaradan dünyevi işleyişi kullarına akıl gibi bir üstünlük verip irade ile idare yetkisi vermiş. Liyakatin olmadığı yerde adalet olmaz, adaletin olmadığı yerde düzen olmaz. Yıkıntılar çok büyük onarmakta aynı büyüklükte zor olacak. Daha fazla zulüm görmeden toparlanmak dileğim.
Paylaştığın videoyu çok beğendim. Yüreğine sağlık teşekkür ederim.:)
Aç kalan insanın en son ahlakı bozulur sadece midesine odaklanır. O saatten sonra artık gerçek anlamda SADAKAT’’I Kimse düşünemez. Liyakatin olmadığı yerde her şey; tıpkı suyun içindeki Demir gibi oksitlenip çürümeye başlar. Binayı tutan can damarları tek!tek! Kopar. Yıkım kaçınılmazdır. Ülke bilinçli mobbing uygulamalarıyla çürütüldü. Kimse beni bu kadar olumsuzluğun, bilinçsizlikten olduğuna inandıramaz. Bir tarım ülkesinde soğanın kilosu bugün 60 TL ise bu düpedüz halka uygulanan mobbingtir. Yakında yağmacılık başlayacak çünkü “orta direk” yani binanın en önemli can damarı çöktü! bitti! Alım gücü; fakir kesim. “Asgari ücret ile geçinenler “ bu insanlar sosyal devletin fakir, dul, yetim maaşlarıyla geçimini sağlayan insanlar. Bu insanlar aldıkları maaşla ancak beş gün geçinebilir hale geldiler geri kalan 25 günde ne yiyip ne içecekler. Sadece bunlar değil asgari ücretle de geçinmek mümkün değil! İnsanlar birleşerek dayanmaya çalışıyor. Büyükleriyle aynı eve taşınıyor her gün biraz daha masraflardan kurtulmanın yolunu arıyorlar. Yollar bitti halk yoruldu. Ekonominin beli kırıldı. Bükülmedi, KIRILDI.!! Sadakat, liyakatin olmadığı yerde önemini yitirir sadece bireyi temsil eder. Genelin nitelikli kadrolarla yönetilmesi gerekirken bireye sadakat genelin haklarını çürütür. Sadakat maalesef ki anlamını yitirir. İnsana dair en güzel ahlak olan sadakat orada gerçek anlamını yitirir. Şimdiki zaman tarihe; sadakatin bir ülkeye verdiği zararla geçecek. Ata Kızı
Fikirlerim sığmıyor kendime aklımı da alıp bendimi aşmak, akmak geliyor içimden okyanuslara.
İnancı ve diniyle hiç ilgilenmiyorum evreni saran notaları beni mutlu ediyor bu yüzden onu seviyorum.
Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı.. Ve herkes kalbinin rengini bulaştırır etrafındakilere."
Merhaba Mehmet bey,
Dindar insan inançları doğrultusunda dininin gereklerini içselleştirerek yaşayan kimsedir ve asla dinin propogandasını yapma gereği duymaz.
Dinci bağnazdır herkesi onun inancına uymaya zorunlu tutar. Yancıdır ondan olmayanları aşağılar kibirlidir de dayatma ile halkın üzerinde baskı kurar. Doğal değildir kendisinden başka hiçbir inancı kabul etmez.
Dindar doğaldır sadece inandığı dini kendisi için yapar ve kendisi gibi olmayanlara da din kardeşi olmadığı ama yaratılışta eşit olduğu bilincine sahiptir bu yüzden de her inanca saygılıdır. Gerçek dindar asla dinciye dönüşmez.
Anadolu’mun o’ güzel insanı da dinciye dönüşmez onlar doğaldır.
Dinci almış olduğu “ci” ekine son derece bağlıdır.:))
Selefiliğe gelince her şeyi modernize etmek gerektiği kanısındayım yanlışları buradan kaynaklanıyor Arap kültüründen aldığımız en kötü adetler yahudilerin adetleridir. Türkiye de oynanan oyunlar tutmaz eninde sonunda çoğunluk doğruyu görür çünkü Türk’ün selefi; kuran, peygamber ve Atatürktür geri kalanlarda mutlu oldukları yerlere gitsinler. Daha ne diyeyim:)
Yeni güne saygıyla selamlar:)
Bir de Atatürkçü gibi görünenler var. Bilinçaltı ve zihin uyumsuzsa maalesef zaman zaman konuştuklarınız sizi ele verir. İnsan gerçekte inanmadığı bir şeyi inanmış gibi gösterse de maalesef gerçekleri kendi içinde çekişirken dışarı vurur.
Teşekkür ederim Tuba:)
Mehmet bey, maalesef ki kadercilik denilen aslında Müslümanlıkla da çok uyuşmayacak bir anlayış biçimiyle siyonizmin çirkin oyunlarının dincilik başlığı altında islama yaftalanan köleleştirme politikalarının pençesinde kıvranıyoruz. Şimdi “kadere iman” var diyenlerin sesini duyar gibiyim. İslam dinindeki kadere iman ile, kader inancını sömüren köleleştirme, susturma, hakkını aramama, akıl yürütmemek, düşünmemeği birbirine karıştırıp pekte güzel insanlarımıza kör inançları empoze ettiler. Dindar insanlar asla fanatiklik boyutlarında kendileri gibi bir kula taparcasına bağlanmazlar. Ama dincilik islâm dinine vurulmuş en büyük darbedir. Bunlar insana, doğaya, saygısı olmayan kendi çıkarları ve aşağılık dürtülerini tatmin etmek doğrultusunda her yolu ve iğrençliği mübah sayan bir güruhtur. Kendileri pekala da her şeyi bilirler ama mevkileri, çıkarları uğruna en büyük silahları olan din ile insanları her türlü sömürürler. Tıpkı habis bir tümör gibi devletin bütün birimlerine dağılır ve sağlıklı tek bir hücre kalmayana kadar habisleştirir sonunda da kuru bir iskelet kalınca kendi ömrü de son bulur. Çünkü; onlarında ömürleri bulundukları vücudu yok edene kadardır. Toparlanmaya gelince. Tam anlamıyla ehil kadrolar kurulup top yekün kalkınma planlarıyla ( eğitimden ekonomiye) asırlar sürmez o kadar kötümser değilim. İki yıllık toparlanma süreciyle iyileşmeler hissedilir Türkiye güçlü bir ülkedir.
Aslında daha çok şey var yazacak
Bir gün Türkiye muasır medeniyetler seviyesine ulaşacaktır bunu hak ediyor.
Teşekkür ederim katkılarınıza. Sayfaya değer kattınız saygılarımla...
Merhabalar melek, güzel duaya amin diyorum ama yaradan dünyevi işleyişi kullarına akıl gibi bir üstünlük verip irade ile idare yetkisi vermiş. Liyakatin olmadığı yerde adalet olmaz, adaletin olmadığı yerde düzen olmaz. Yıkıntılar çok büyük onarmakta aynı büyüklükte zor olacak. Daha fazla zulüm görmeden toparlanmak dileğim.
Paylaştığın videoyu çok beğendim. Yüreğine sağlık teşekkür ederim.:)
Aç kalan insanın en son ahlakı bozulur sadece midesine odaklanır. O saatten sonra artık gerçek anlamda SADAKAT’’I Kimse düşünemez. Liyakatin olmadığı yerde her şey; tıpkı suyun içindeki Demir gibi oksitlenip çürümeye başlar. Binayı tutan can damarları tek!tek! Kopar. Yıkım kaçınılmazdır. Ülke bilinçli mobbing uygulamalarıyla çürütüldü. Kimse beni bu kadar olumsuzluğun, bilinçsizlikten olduğuna inandıramaz. Bir tarım ülkesinde soğanın kilosu bugün 60 TL ise bu düpedüz halka uygulanan mobbingtir. Yakında yağmacılık başlayacak çünkü “orta direk” yani binanın en önemli can damarı çöktü! bitti! Alım gücü; fakir kesim. “Asgari ücret ile geçinenler “ bu insanlar sosyal devletin fakir, dul, yetim maaşlarıyla geçimini sağlayan insanlar. Bu insanlar aldıkları maaşla ancak beş gün geçinebilir hale geldiler geri kalan 25 günde ne yiyip ne içecekler. Sadece bunlar değil asgari ücretle de geçinmek mümkün değil! İnsanlar birleşerek dayanmaya çalışıyor. Büyükleriyle aynı eve taşınıyor her gün biraz daha masraflardan kurtulmanın yolunu arıyorlar. Yollar bitti halk yoruldu. Ekonominin beli kırıldı. Bükülmedi, KIRILDI.!! Sadakat, liyakatin olmadığı yerde önemini yitirir sadece bireyi temsil eder. Genelin nitelikli kadrolarla yönetilmesi gerekirken bireye sadakat genelin haklarını çürütür. Sadakat maalesef ki anlamını yitirir. İnsana dair en güzel ahlak olan sadakat orada gerçek anlamını yitirir. Şimdiki zaman tarihe; sadakatin bir ülkeye verdiği zararla geçecek.
Ata Kızı
Bu söz anlayana AHLAKTIR
Liyakatin hak getirdiği, sadakat adına kayırmacılığın zirvesinde kıvranıyor zaman.
Ata Kızı
:)