Müşfik baharlı kırlangıcım, ne hoş, o berrak ruhunda, ruhun da müneccimdi de rüyalara mı yattı? Yattın ki düşmüş düş perisi yadına savk esintili yakamozlu bir hilal! Gibi, Kıpırdatma kirpiğini düşmeyeyim geceden. Zümrüt bakışında bir anka olayım düşünde. Can!
Tutku vazgeçilmeyecek kadar gözde bir duygu insanlarda, evet bunu kabul ediyorum. Ama nadir insanlar da var ki onlara işlemez mantık daha baskındır. Bunlardan biri de benim:)) kişilerin etik ve hayat şartları değişken bu yüzden doğru olduğunu savunan kesim de inkar edilemez tabii.
Bilindik soruların cevapları da bilindik yerden olur. Sorular değişmeli belki de bu da bana göre insanın değişip geliştiğini gösterir. Cevapların kanıtlanmış olanları üzerinde düşünüp bir adım dahi atmadığımız müddetçe sorular aynı cevaplar da aynı olacaktır. Daha çok yorulabiliriz yani:)
Günaydın; Güne pozitif duygularla başlamak dileğiyle… Aşk hakkında çok görüş bildirdim, buraya da izninizle birkaç satır bırakıyorum. Aşk; beşeri alemde anlık hoşlanma ve hormonal bir durumdur. Bu durumu aklın sekteye uğraması gibi görüyorum. Mantığın dışında tamamen hormonların etkisiyle anormal davranışlar sergiler. Ve bu yükselen libido genellikle kişiyi tanımaya başlayınca aynı zamanda düşüşe geçer. Ve zamanla o kişinin istemediğimiz karakter özelliklerini fark ederek kişiye olan olumlu tavırlarımız yerini gerçek duygulara bırakır kişiden uzaklaşırız. Aşk bitmiştir. Ama tam tersi de olabilir. Kişiyi tanıdıkça karakterinin sizin için olumlu olduğunu görüp, sevmeye başlarsınız. İşte burada gerçek duygular ( sağlıklı) devreye girer. Buradan da sevgi saygı ve mutlu bir birliktelik çıkar.
“En güzel aşk zor olan değil! Mantıkla sevgiye evrilen aşktır “ Ata kızı
…ve hayatı anlamlandırmak için tüm mücadele, insan denen varlığın hayata tutunabilmesi için bir sebebinin olması gerekir. Hayat bu şekilde ilerleyebilir. Dinler de aslında yaşama tutunmak için sebeptir. İlk ahlak kuralları da kutsal kitaplarda emir edilmiştir. Her zaman özgürlüğü savunmamın sebebi ise koşulsuz şartsız bir özgürlük değil. Yaşam koşullarımızı güzelleştirmemiz için alanımıza müdahale sınırlarının olması, sınırlı tutulmasıdır. Özgürlükten anlamamız gereken bence başkalarının yaşam alanlarını da düşünerek hareket etmektir.,dinlerle gelen ahlaki kurallar da günümüze bu şekilde uyarlanmalı. Bunun en ideal şekli de laik yönetim anlayışıdır. Bu anlayış hem dini ahlakı hem de toplumsal hukuk kurallarını karşılayan bir özgürlük sunar.
“ Bırakınız inansınlar, bırakınız isteyen hayatını istediği gibi yaşamak hakkına sahip olsun. Yapılması gereken saygısızca karşı çıkmak değil, eksikleri gidermektir. Ne dindarın dinsize ne dinsizin dindara inancından dolayı bir zararının olmadığı aşikardır.
Tolstoy vakti zamanında epeyce zarar verilmeye çalışılan önemli bir filozof ve edebiyatçı… bazen anlatmak istediklerimiz maksadını sen ne kadar anlatsan da karşımızdakiler tarafından ya yanlış algılanır ya da bilerek farklı bir yere çarpıtılır. Tolstoy tanrı inancı olmayan biri gibi gösterildi fakat onun yaptığı aslında Allah’a aracılık eden kurumlara karşı çıkmaktı. Ve haksız da sayılmazdı. Din adına yapılan çarpık uygulamalar onu çileden çıkartıyor buna tahammül edemiyordu. Tıpkı bugün din kullanılarak oluşturulan çeşitli sömürü düzenleri gibi. Ve bazı insanlar bu çarpık ve çirkinliği din zannedip asıl dini öğrenmek yerine reddetmeyi tercih etmiş ve bana göre büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir.
Müşfik baharlı kırlangıcım, ne hoş, o berrak ruhunda, ruhun da müneccimdi de rüyalara mı yattı? Yattın ki düşmüş düş perisi yadına savk esintili yakamozlu bir hilal! Gibi, Kıpırdatma kirpiğini düşmeyeyim geceden. Zümrüt bakışında bir anka olayım düşünde. Can!
Ata kızı
Ben hazırcıyım istiyorum geliyor:))
Tutku vazgeçilmeyecek kadar gözde bir duygu insanlarda, evet bunu kabul ediyorum. Ama nadir insanlar da var ki onlara işlemez mantık daha baskındır. Bunlardan biri de benim:)) kişilerin etik ve hayat şartları değişken bu yüzden doğru olduğunu savunan kesim de inkar edilemez tabii.
Çok güzel sade kahveyle bir parça da bitter çikolata muhteşem ikili:)
Bilindik soruların cevapları da bilindik yerden olur. Sorular değişmeli belki de bu da bana göre insanın değişip geliştiğini gösterir. Cevapların kanıtlanmış olanları üzerinde düşünüp bir adım dahi atmadığımız müddetçe sorular aynı cevaplar da aynı olacaktır. Daha çok yorulabiliriz yani:)
Günaydın;
Güne pozitif duygularla başlamak dileğiyle…
Aşk hakkında çok görüş bildirdim, buraya da izninizle birkaç satır bırakıyorum.
Aşk; beşeri alemde anlık hoşlanma ve hormonal bir durumdur. Bu durumu aklın sekteye uğraması gibi görüyorum. Mantığın dışında tamamen hormonların etkisiyle anormal davranışlar sergiler. Ve bu yükselen libido genellikle kişiyi tanımaya başlayınca aynı zamanda düşüşe geçer. Ve zamanla o kişinin istemediğimiz karakter özelliklerini fark ederek kişiye olan olumlu tavırlarımız yerini gerçek duygulara bırakır kişiden uzaklaşırız. Aşk bitmiştir. Ama tam tersi de olabilir. Kişiyi tanıdıkça karakterinin sizin için olumlu olduğunu görüp, sevmeye başlarsınız. İşte burada gerçek duygular ( sağlıklı) devreye girer. Buradan da sevgi saygı ve mutlu bir birliktelik çıkar.
“En güzel aşk zor olan değil! Mantıkla sevgiye evrilen aşktır “
Ata kızı
Ne güzel demiş; acı anlamla karşılaştığı an, acı olmaktan çıkar.
…ve hayatı anlamlandırmak için tüm mücadele, insan denen varlığın hayata tutunabilmesi için bir sebebinin olması gerekir. Hayat bu şekilde ilerleyebilir. Dinler de aslında yaşama tutunmak için sebeptir. İlk ahlak kuralları da kutsal kitaplarda emir edilmiştir. Her zaman özgürlüğü savunmamın sebebi ise koşulsuz şartsız bir özgürlük değil. Yaşam koşullarımızı güzelleştirmemiz için alanımıza müdahale sınırlarının olması, sınırlı tutulmasıdır. Özgürlükten anlamamız gereken bence başkalarının yaşam alanlarını da düşünerek hareket etmektir.,dinlerle gelen ahlaki kurallar da günümüze bu şekilde uyarlanmalı. Bunun en ideal şekli de laik yönetim anlayışıdır. Bu anlayış hem dini ahlakı hem de toplumsal hukuk kurallarını karşılayan bir özgürlük sunar.
“ Bırakınız inansınlar, bırakınız isteyen hayatını istediği gibi yaşamak hakkına sahip olsun. Yapılması gereken saygısızca karşı çıkmak değil, eksikleri gidermektir. Ne dindarın dinsize ne dinsizin dindara inancından dolayı bir zararının olmadığı aşikardır.
Tolstoy vakti zamanında epeyce zarar verilmeye çalışılan önemli bir filozof ve edebiyatçı… bazen anlatmak istediklerimiz maksadını sen ne kadar anlatsan da karşımızdakiler tarafından ya yanlış algılanır ya da bilerek farklı bir yere çarpıtılır. Tolstoy tanrı inancı olmayan biri gibi gösterildi fakat onun yaptığı aslında Allah’a aracılık eden kurumlara karşı çıkmaktı. Ve haksız da sayılmazdı. Din adına yapılan çarpık uygulamalar onu çileden çıkartıyor buna tahammül edemiyordu. Tıpkı bugün din kullanılarak oluşturulan çeşitli sömürü düzenleri gibi. Ve bazı insanlar bu çarpık ve çirkinliği din zannedip asıl dini öğrenmek yerine reddetmeyi tercih etmiş ve bana göre büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir.
Kavuşunca aşk olmuyor diye, sevgiden vazgeçmek mi kolay..?