Uyumak mümkün mü gamzeye deva “gülüş” olmayınca… ———————ne doğrusu bu hayat? Ne eğrisiyle, doğru yaşamak ömrü Anlamak ne mümkün gülen dudaklarla Ağlayan gözü?
Ne güzel şey hatırlamak seni: bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının… İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti…” N.H
“«Mürdüm eriği çiçek açmıştır. — ilkönce zerdali çiçek açar mürdüm en sonra —
Sevgilim, çimenin üzerine diz üstü oturalım karşı-be-karşı. Hava lezzetli ve aydınlık — fakat iyice ısınmadı daha — çağlanın kabuğu yemyeşil tüylüdür henüz yumuşacık… Bahtiyarız yaşayabildiğimiz için.” N.H
Bugün;” 9 Eylül 1922” olsaydı aradan onca yıl geçmiş olmasaydı… bazı asalaklar gibi “GAVUR İZMİR” diyebilir miydiniz! Düşmandan yurdu kurtarmak için kurtuluş mücadelesinin son adımlarını atan mehmetçiklere?
Bu vatan bizim! Kürdüyle, Çerkeziyle Lazıyla. Dini, inancı ne olursa olsun.
Bugün; izmirin düşman işgalinden kurtuluşunun 101. Yılı kutlu olsun. Bu kutlu mücadelede canını seve seve veren şehitlerimizin ve ölmüş olan gazilerimizin ruhları şad olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene
Sevgilim, işte Eylül Ve işte senin usul usul seğiren yüzün. Zaman ki sonsuzdur Bitmemiş şiirler gibidir. Bazı hüzünleri Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir. Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık (İsteğin bulanık kıyısında). Bundan değil midir bizim aşkımızda Sürekli bir akşam hüznü vardır.
Tüm hayati fonksiyonlarımızın yönetildiği beynimiz, hayatımızı etkileyen karşılaşacağımız engelleri de kaldırmaya vakıftır. Bu yolculuk önce beynimizde başlar, sonra diğer fiziksel aktiviteler ile hayatımıza geçip daha önce yapmaya korktuğumuz, çekindiğimiz şeylerin birer birer önümüzden beynimiz sayesinde kaldırdığımız engellerin yok olduğunu aslında yaşadığımız ortamlarda bize öğretilen aslı astarı olmayan korkulardan ibaret olduğunu götürürüz.
“Engeller düşünceler yoluyla doğrular bulunarak kaldırılır. Cesaretli adımlarla gerçeğe dönüşür.”
Uyumak mümkün mü gamzeye deva “gülüş” olmayınca…
———————ne doğrusu bu hayat?
Ne eğrisiyle, doğru yaşamak ömrü
Anlamak ne mümkün gülen dudaklarla
Ağlayan gözü?
Aslı Birer
O kadarına vakıf, altın yumurtlayacak değil ya! “Sabahın kör vaktinde.”
Herkesin anası ana, babası baba. Keşke herkes kendi hesabından konuşsa. Ben ağlarken nerdeydiniz diyesim geldi.
Ne kadar ikiyüzlüsün kerameti kendinden menkul hacı fülfüf.
( hacı fülfül) tarafımdan uydurulmuştur.
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…”
N.H
Bir Acayip Duygu
“«Mürdüm eriği
çiçek açmıştır.
— ilkönce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra —
Sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
Hava lezzetli ve aydınlık
— fakat iyice ısınmadı daha —
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuşacık…
Bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.”
N.H
…ve hep olacağız sayın şövalye.
Günaydın
Bugün;” 9 Eylül 1922” olsaydı aradan onca yıl geçmiş olmasaydı… bazı asalaklar gibi “GAVUR İZMİR” diyebilir miydiniz! Düşmandan yurdu kurtarmak için kurtuluş mücadelesinin son adımlarını atan mehmetçiklere?
Bu vatan bizim! Kürdüyle, Çerkeziyle Lazıyla. Dini, inancı ne olursa olsun.
Bugün; izmirin düşman işgalinden kurtuluşunun 101. Yılı kutlu olsun. Bu kutlu mücadelede canını seve seve veren şehitlerimizin ve ölmüş olan gazilerimizin ruhları şad olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene
?si=8iUIx_hyowR6iMka
Sevgilim, işte Eylül
Ve işte senin usul usul seğiren yüzün.
Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.
Bazı hüzünleri
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(İsteğin bulanık kıyısında).
Bundan değil midir bizim aşkımızda
Sürekli bir akşam hüznü vardır.
İ.B
Tüm hayati fonksiyonlarımızın yönetildiği beynimiz, hayatımızı etkileyen karşılaşacağımız engelleri de kaldırmaya vakıftır. Bu yolculuk önce beynimizde başlar, sonra diğer fiziksel aktiviteler ile hayatımıza geçip daha önce yapmaya korktuğumuz, çekindiğimiz şeylerin birer birer önümüzden beynimiz sayesinde kaldırdığımız engellerin yok olduğunu aslında yaşadığımız ortamlarda bize öğretilen aslı astarı olmayan korkulardan ibaret olduğunu götürürüz.
“Engeller düşünceler yoluyla doğrular bulunarak kaldırılır. Cesaretli adımlarla gerçeğe dönüşür.”
Aslı Birer
Gece günden çalmış
sanki ay’a koymuş teninin beyazını
hanımeli kokusu var rüzgarın serinliğinde
Belli ki sana değmiş eserken
Aalı Birer