Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şinasi Akay
Şinasi Akay

Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.

  • finire16.04.2026 - 15:18

    Finire: Indica la conclusione.

  • time16.04.2026 - 12:40

    Bide your time: Uygun zamanı kolla.

  • güzel sözler16.04.2026 - 00:29

    " Bir kadın sana babasına davrandığı gibi davranmaz.
    Sana, annesinin babasına davrandığı gibi davranır."
    Güzel Sözler

  • kelime15.04.2026 - 18:29

    AYNİ : Taşınabilir, nakledilebilir yüksek değerdeki eşya.
    ELHASIL : Lafı fazla uzatmadan, sözün kısası.
    EMVAL : Bir kimsenin mülkiyeti altında bulunup taşınabilen ve taşınamayan eşya, hayvan, para v.s. gibi kıymetli ve lüzumlu servet, varlıklar.
    ESHAM : Devletçe çıkarılan borç senetleri, maliye hazinesinin borcuna mukabil verilen senetler.
    İKTİSAB : Kendi şahsı için kazanma, kendisi için edinme.
    İLTİZAM : Taraf tutma,gerektirme, sebep olma, kendisi için gerekli sayma.
    İLZAM : Bir sohbet de, münazarada, münakaşada veya bir pazarlıkta kuvvetli deliller ve belgeler, vesikalara ileri sürerek karşısındakine üstünlük sağlamak, bilgi, görgü ve tecrübesi ile haklılığını ispat edip karşısındakini cevap veremeyecek hale getirmek.
    İNHA : Yetiştirilmek üzere işe alınan kimse hakkında üst makama yazılan yazı.
    İNTİFA HAKKI : Menkul ve gayrimenkuller ile haklar ve bir mamelek üzerine tesis olunabilir. Hilafına sarahat bulunmadıkça, sahibine, üzerine tesis olunduğu şeyden tamamıyla istifade etmek hakkını verir.
    İNZİMAMEN : Katılmak suretiyle, eklenmek ve ulanmak ve içine alınmak suretiyle, karşı tarafın da rızasını da katarak.
    İTTİHAZ ETMEK : Edinmek,kabul etmek,tutmak, kullanmak.
    MEBNİ : -den dolayı, den ötürü,
    MER’ İ : Yürürlükte olan, terkedilmiş ve kaldırılmış olmayan, geçerli olan
    MİZAN : Bütçenin gelir ve giderlerini denk tutma, gelir ve giderleri (varidat ve masrafları) aynı değer ve ağırlıktan dengelemek.
    MUNZAM : Bir gelire sonradan ilave olunan.
    MÜNFESİH : İnfisah etmiş, kaldırılmış, geçerliliği kalmamış, hükümsüz hale gelmiş,
    MÜTEDAİR : İlişkin olarak,
    NUKUT : Nakit’ in çoğulu-Paraca varlık ve zenginlikler,
    RÜCU : Bir kimse aleyhine anlaşma mucibince ödediğinin bütününü geri isteyebilmek, sözünü geri almak.
    SEYYANEN : Eşit ve birbirine tamı tamına denk bir tarz ve surette,
    TARİK : İşlerde tutulan yol.
    TASRİH : Şüphe ve teredüde mahal bırakmayacak şekil ve suretteki net ve açık ve vazih bir ifade.
    TEDVİR ETMEK : Hiçbir noksanlığa ve zafiyete yer vermeden idare etmek, o suretle çekip çevirmek.
    TEMELLÜK ETMEK : Bir mülkü kendine mal etmek idaresi altına almak
    TEŞEVVÜŞAT : Zihnin ve iradenim karma karışık hale gelerek salim ve makul düşünme ve karar verme yeteneğinin zayi edilmesi.
    TEVALİ ETMEK : Durmadan ve bitmeden ve arada hiçbir fasıla olmadan kesintisiz devam etmek,
    VÜRUD ETMEK : Kesintiye uğramadan doğrudan erişme ve ulaşma,
    ZIMMINDA : Dolayısı ile bildirilen, sebebi ile bildirilen,
    SÜKNA HAKKI : Bir evde oturmak yahut onun bir kısmını işgal etmek hakkıdır. Bu hak ahare temlik edilmez ve mirasçıya intikal edilmez.
    TAHASSÜL : Sonuç olarak ortaya çıkan.
    TAKYİDAT : Bir şeyin sınırlandırılarak belirlenmesi ve bir söz veya anlaşmanın bazı hükümlerini sınırlamalara bağlayan söz veya anlaşmanın bazı hükümlerini sınırlamalara bağlayan söz.
    TA’LİK : Asmak, madalyayı göğse asmak anlamında.Talik etmek: Bir işi başka bir işin varlığına ve meydana gelişine bağlı tutmak.

  • ogni giorno15.04.2026 - 15:25

    Vado al lavoro ogni giorno.

  • öke14.04.2026 - 22:19

    Çağataycada "Dahi"

  • perche14.04.2026 - 20:56

    PERCHÈ:
    Usato sia nelle domande sia nelle risposte, spiega il motivo di qualcosa.
    SICCOME:
    Si usa all'inizio della frase per introdurre una causa.

  • fra14.04.2026 - 19:05

    Il film inizia fra venti minuti.

  • iniziare a14.04.2026 - 19:03

    II film inizia tra venti minuti.

  • iniziare14.04.2026 - 19:03

    II film inizia tra venti minuti.