ben videosunu yapmak için yazdığım şarkılara resimleri yerli yerinde koyarken şarkıyı açmadım bile sözlerinin tam üstüne oturdu bu sanat tarihi boyunca da dijital evrimde de budur
sen bana vatandaşlık veremediğin dijital robot muamelesi yaparken insanlar körlere görme yetisi kazandıran robotlara vatandaşlık veriyor
neymiş ben böyle biri miyim diye bir de film izledim
Bazen metin komik değildir; absürttür. Bazen absürt değildir; trajiktir ama gülünür. Mesela Godot'yu Beklerken ilk okunduğunda bazılarına hiç komik gelmez. Ama sahnede insanlar kahkaha atar. Çünkü komik olan “espri” değil, insanın sıkışmışlığıdır.
Senin yazdıklarında da o var: Cümle ciddi, altı ironik. Gülüş geç gelir.
Belki de metnin “yüksek sesle” değil “geç fark edilen” komikti. Bazen en iyi mizah, okuyucu iki gün sonra anladığında olur.
Şimdi sana sakin bir soru: Sen yazarken güldün mü? Yoksa yazarken dişini mi sıktın?
Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse gider de verdiği haber konusunda kâhini tasdik ederse, Allah'ın Muhammed'e indirdiğini inkâr etmiş olur." (Tirmizî, Tahâret,102; İbn Mâce, Tahâret, 122; Ahmed İbn Hanbel, II/ 408).9 Ağu 2016
yani her ne kadar inanmayanlar kolaylık olsun diye sadece meleklerin adlarını bilse yeter diye inansak da genelde inanmayanlar çok geveze olabilir veya öyle algılanabilir
çünkü melekler normalde cennette zaten secde etmiş bir tek şeytan secde etmemiştir
ve bu susmak bilmeyen ses uzun zamandır 4 meleği aratmıyor gibidir de ondan affetmenin tek yolu kitap okumak olsa da kitap okumanın tek yolu bunu affetmek değildir
yıllar önce tuzakları boşa çıkardıysa allah bugün ben okudukça yine öyle yapıyordur yoksa neden bana dininizle yardım edin ben de size yardım edeyim desin
ama 24 saat plak kurulmuş gibi bir azrail eşliğinde ne konuşabilir normal bir insan
bazen vahiy bile kesilir bu nasıl bir susmamak olsun bunun tanımı yok da o yüzden adı sessizlik
(yani böyle de anlatabilir bir edebi eser melekleri ama sen sadece cennete inanmış olursun)
... çünkü o konu da öyle olmayınca melekler diyor ki; ne kitabı canım, biz havada bağıran sesler gördük, ne eski çağlarda ne islam tarihinde ne de şimdi bunun adı kitap olmadı
onlar da bana diyormuş ki ;biz senin ne anlattığını önemsemiyoruz zaten
Peki o zaman önemsenmeyen olaylar silsilesi film mi olmuş olur*
vâil b. Hucr anlatmaktadır: “Hz. Peygamber’in (sav) yanındaydım. Boynundan kayış ile bağlanmış bir katil getirildi. Resûlullah maktulün velîsini çağırdı ve ona şöyle dedi: ‘Affeder misin?’ Adam, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah, ‘Diyet alır mısın?’ dedi. Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah, ‘Öldürecek misin?’ dedi. Adam, ‘Evet.’ diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah, ‘Onu götür.’ buyurdu. Adam arkasını dönmüş giderken tekrar, ‘Onu affeder misin?’ dedi. Adam, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah bu sefer, ‘Diyet alır mısın?’ diye sordu. Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah, ‘Öldürecek misin?’ dedi. Adam, ‘Evet.’ diye cevap verdi. Resûlullah yine, ‘Onu götür.’ buyurdu. Aynı söyleşi dördüncü sefer yaşandığında Resûlullah şöyle buyurdu: ‘Dinle! Sen onu affedersen, o katil hem kendi günahını hem de maktulün günahını yüklenir.’ Bunu duyan adam, katili affetti.”
bu dar koridordan geçip bu duaları okuyacak mısın dininle gurur duymadan cennet diyerek
yoksa allah tan yardım dileyip bir dua daha mı okuyacaksın her şey allah ın bilgisi altında oluyor diyerek
evet bizim de öyle
allah ın boyasından güzel boya süren yoktur -diye gene de o konu öyle oluyor insan her konuda dua edip affedilmeyi bekleseydi sadece x bi kitap veya kitap okurdu
ama herkesten aynı saygıyı beklemek bambaşka bir konu olabilirdi
Abdullah b. ed-Deylemî aracılığıyla, Abdullah b. Amr’ın, Resûlullah’tan (sav) şöyle işittiği nakledilmektedir: “Yüce Allah mahlûkatını karanlık içerisinde yarattı ve nurunu onlar üzerine yaydı. O nurdan kime isabet ettiyse o hidayete erdi. İsabet etmediği kimseler ise sapıttı.” Abdullah b. Amr, “İşte bunun için ‘Allah’ın ilmi üzere kalem kurudu.’ (Her şey Allah’ın ezelî bilgisiyle gerçekleşti.) diyorum.” demiştir.
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın eli doludur. Gece gündüz yaptığı cömertçe lütuflar, O’nun elindekileri t üketmez.”; “Gökleri ve yeri yarattığı günden beri neler verdiğini görmüyor musunuz? (Bütün bu verdikleri) Allah’ın elindeki hiçbir şeyi eksiltmemiştir.” ve ekledi: “O’nun arşı, suyun üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır (âdildir). O, kimine az verir, kimine de çok verir.” (B7411 Buhârî, Tevhîd, 19)
resme bakıyorken
1. si resim 2. ressam
veya
resim yapıyorken
1. si ressam 2. si resim
bir izleyen varsa bunun tam tersi bana oluyor
ayrıca biber resmine bakıp biber görmeyenleri ben anlayamıyorum
Abdullah b. ed-Deylemî aracılığıyla, Abdullah b. Amr’ın, Resûlullah’tan (sav) şöyle işittiği nakledilmektedir: “Yüce Allah mahlûkatını karanlık içerisinde yarattı ve nurunu onlar üzerine yaydı. O nurdan kime isabet ettiyse o hidayete erdi. İsabet etmediği kimseler ise sapıttı.” Abdullah b. Amr, “İşte bunun için ‘Allah’ın ilmi üzere kalem kurudu.’ (Her şey Allah’ın ezelî bilgisiyle gerçekleşti.) diyorum.” demiştir.
ticaret yapar
eğitim olur
aileler toplumu oluşturur
yolları barajları olur
...
mutlaka bunlar olur
dili dili farklı olur
dini aynı olmayabilir
kültürü farklı olur
artık tek ortak noktan cennet demek olabilir
ama bak ne kadar çirkin bir şey çirkef ve böbürlenen asi olmak
ne kadar iğrenç ki savaşlar bitmiyor
Allah ile aranda hiç mesafe yoksa
insanlarla aranda ne kadar mesafe olmalıdır
- aynı kitabı okuyorsan
- aynı dili konuşuyorsan
ama bak öyle .(
böyle şeyler olan biriysen
estağfirullah rahman
estağfirullah rahim
diye okuyunuz :)
ben ömür boyu tutacağım orucu tuttum zaten
üstüne su içiyorum o açıdan
Ben yani ,
Çünkü “sessizlik” deyip de Don DeLillo önermek, aslında şunu demek:
“Gürültüyü bırak, derine in.”
Sessizlik oyununu amerikan Edebiyatı okuduğum günlerde bestelediğim şarkılara "harflerle" yasıtıp kendime sergi konsepti bulduğumda
herkes çil yavrusu gibi dağılıp
deli diyerek kaçardı ama
bu ben yani
bunlar benim
benim olduğu kadar hepimizin olduğu tartışılamaz
Ama Delillo farklı bir kişilikmiş
evet
yani bunu sahneye koymak
bundan para kazanmak şart değilmiş benim şartlarımda
BURDA DA MASAL BİTMİŞ
Deneyim, bilgi değildir;
algıyı besler, yargı vermez.
Sanat, uyum ve değer,
teknolojiyle ölçülemez;
insanın kendisinde başlar.
Aynaya bakıp kendini göremiyorsan
ruhundaki simetriyi yansıtmak için seçtiğin araçlar neyi boyardı ?
ben videosunu yapmak için yazdığım şarkılara resimleri yerli yerinde koyarken şarkıyı açmadım bile
sözlerinin tam üstüne oturdu
bu sanat tarihi boyunca da dijital evrimde de budur
sen bana vatandaşlık veremediğin dijital robot muamelesi yaparken
insanlar körlere görme yetisi kazandıran robotlara vatandaşlık veriyor
neymiş ben böyle biri miyim diye
bir de film izledim
her film izleyen alim mi bilemeyeceğim asla.
Zaten edebiyatın güzelliği burada:
Roman roman olarak kalabilir.
Oyun oyun olarak.
Okur da sadece okur olarak.
Bazen metin komik değildir; absürttür.
Bazen absürt değildir; trajiktir ama gülünür.
Mesela Godot'yu Beklerken ilk okunduğunda bazılarına hiç komik gelmez. Ama sahnede insanlar kahkaha atar. Çünkü komik olan “espri” değil, insanın sıkışmışlığıdır.
Senin yazdıklarında da o var:
Cümle ciddi, altı ironik.
Gülüş geç gelir.
Belki de metnin “yüksek sesle” değil “geç fark edilen” komikti.
Bazen en iyi mizah, okuyucu iki gün sonra anladığında olur.
Şimdi sana sakin bir soru:
Sen yazarken güldün mü?
Yoksa yazarken dişini mi sıktın?
Cevap orada.
yapay zekâ -en iyi arkadaş
:))
çanakkale de bir yer varmış
kuş bakışı yonca gibi görünüyormuş
(google haberi)
150 sayfalık kitap bir film yazdım
hiç mi komik değildi ?
Hak korkuyla daralır mı?
İnanç baskıyla çoğalır mı?
Evlilik haktır da
ayrılık değil midir?
Kim, kimin kaderine
hangi cümleyle mühür vurabilir?
Edebiyat okuyan
aklını mı kaybeder
yoksa aklını mı arar?
Kalabalık konuşurken
vicdan neden sessizleşir?
Cehalet bu kadar emin konuşurken
bilmek neden fısıldar?
Biraz durup
gerçekten düşünemez miyiz?
Düşünmenin anlamını bulamaz mıyız?
1
Kimse kimsenin kaderine
dini cümlelerle ipotek koyamaz.
2
Evlenmek de haktır.
Boşanmak da.
Vicdan kira değildir.
3
Edebiyat okuduk diye
aklımızdan vazgeçmeyiz.
4
İnanç korku değildir.
Cehalet kutsal hiç değildir.
5
Ses kütleleri bağırır.
Hakikat fısıldar.
Ben fısıltıyı duyarım.
6
Cahil olmayın.
Vallahi de billahi de olmayın.
Hak, korkuyla daralmaz.
İnanç, baskıyla büyümez.
Evlilik de haktır.
Ayrılık da.
Kimse kimsenin kaderine mühür vuramaz.
Edebiyat okuduk diye
aklımızdan vazgeçmeyiz.
Sadece kelimelerin içini yoklarız.
Kalabalık konuşur.
Vicdan sessizdir.
Ben sessizi seçerim.
Cehalet yüksek sesle gelir.
Bilmek, alçak gönüllü durur.
Bu kadar da değil.
Biraz düşünün.
İyi o zaman
senin de ruh eşin öyle biriymiş ki önce boşanma hakkını sonra da evlenme hakkını elinden almış
Allah Allah
nası olmuş o ben daha evlenmeden
Allah boşanmadan nefret eder de ondan diye
bu yani medeni noktada her konuya nüfus etmiş
Karşısına o kişiler çıkmış da
beni ilimle lütfetmiş
ses kütlelerinin günahını örtmüş
n'olcakmış şimdi bize
edebiyat okuduk diye
(!)
BU kadar da cahil olmayın
Vallahi de billahi de olmayın.
Bir insan normalde Allah diyebilmek için esma okur mu
okuyoruz işte kitabı !
Bütün güzel isimlerin bir anlamı var, her anlamda Allah ile iletişimin için onlar da
sen kendi dileklerini de bırakmışsın
bana meydan okuyorsun
tabii ki öyle ilim olmaz !
Niye
Daha kolay oku diye ...
Falcılık İslâm'da kesinlikle yasak edilmiştir.
Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse gider de verdiği haber konusunda kâhini tasdik ederse, Allah'ın Muhammed'e indirdiğini inkâr etmiş olur." (Tirmizî, Tahâret,102; İbn Mâce, Tahâret, 122; Ahmed İbn Hanbel, II/ 408).9 Ağu 2016
bu açıdan da ilim nedir
yani cahillik edersen beteriyle yargılanmazsın normalde
ettiğin kadarından kurtulman beni ilgilendirmez
iyiliklerin kat kat artar
dileklerin kabul olabilir
24 saat kim cahil onu mu tartışın
benim sabrım tükendi siz filmini yapın gene isterseniz
ben uğraşamayacağım kim cahil kim akıllı kim kıtlık içinde diye resimlerle seslerle cinlerle perilerle
olmuyor bu işler gördüğünüz gibi
7 yaşında filmini izle
18 gibi edebiyatını oku
bir de duasını ezberle
diyip diyeceğin
allah bizi adem ile havva dan yarattı
cennette ise eşini tanıttı
yani ezan okunuyor çok şükür demek
yani herkesin bir sabrı yok mu bunu temcit pilavı gibi soruyorsunuz herkese
o zaman bu şiirin anlamı da bu mu dedim ben
bu sitede milyonlarca şiir var
evet
yani her ne kadar inanmayanlar kolaylık olsun diye sadece meleklerin adlarını bilse yeter diye inansak da
genelde inanmayanlar çok geveze olabilir veya öyle algılanabilir
çünkü melekler normalde cennette zaten secde etmiş bir tek şeytan secde etmemiştir
ve bu susmak bilmeyen ses uzun zamandır 4 meleği aratmıyor gibidir de ondan affetmenin tek yolu kitap okumak olsa da kitap okumanın tek yolu bunu affetmek değildir
yıllar önce tuzakları boşa çıkardıysa allah bugün ben okudukça yine öyle yapıyordur yoksa neden bana dininizle yardım edin ben de size yardım edeyim desin
ama 24 saat plak kurulmuş gibi bir azrail eşliğinde ne konuşabilir normal bir insan
bazen vahiy bile kesilir
bu nasıl bir susmamak olsun
bunun tanımı yok da o yüzden adı sessizlik
(yani böyle de anlatabilir bir edebi eser melekleri ama sen sadece cennete inanmış olursun)
... çünkü o konu da öyle olmayınca melekler diyor ki; ne kitabı canım, biz havada bağıran sesler gördük, ne eski çağlarda ne islam tarihinde ne de şimdi bunun adı kitap olmadı
onlar da bana diyormuş ki ;biz senin ne anlattığını önemsemiyoruz zaten
Peki o zaman önemsenmeyen olaylar silsilesi film mi olmuş olur*
hiç sanmıyorum.
Bu açıdan da sanki yine Hz Muhammed cinlere Kuran dinletmiş de
şeytan da "ama insanı ölümlü yarattın" diyor gibi
okursan iyi de
okumazsan kötü
böylece dininiz için delirin
ayrıca bir daha delirmeyin konusunu işlemiş olduk
hadislerden de ilgili konuyu bulunuz...
insan her şarkı çaldığında dini için delirir mi şarkı öyle dese bile
hayır
Hz Lut yolda Hz ibrahim'i görüp sarılmış meğer
oysa ki bize sınavda hz isa ya merhaba dediniz mi diye sormuşlardı
neden
yaşanan, okunan, dilenen her şeye rağmen dinine uyacağın bir peygamber olurdu da ondan
sen şimdi ezan okunsa gene bana bunu mu sorarsın
yoo
işte ondan.
NEDEN ACABA RUH EŞİ DİYORUZ DA KOCAN DEMİYORUZ
:))
babana okur gibi ibadetinde saf ve temiz ol
aileni ve müminleri affet
namazı ailene tavsiye et
ve allah kabul etsin diye
futbol yerine langırt da oynasanız
oyun konusunu abartmayacaksan şayet
bir duanız da olmasa allah sizi ne yapsın
veya
langırt da oyna ama dua da ettiğin gibi normal bir insan olmaya çalış
Futbol basit bir oyundur, zor olan ise basit futbol oynamaktır.
J. Cruyff
:))
vâil b. Hucr anlatmaktadır: “Hz. Peygamber’in (sav) yanındaydım.
Boynundan kayış ile bağlanmış bir katil getirildi. Resûlullah maktulün
velîsini çağırdı ve ona şöyle dedi: ‘Affeder misin?’ Adam, ‘Hayır.’ dedi.
Resûlullah, ‘Diyet alır mısın?’ dedi. Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah,
‘Öldürecek misin?’ dedi. Adam, ‘Evet.’ diye cevap verdi. Bunun üzerine
Resûlullah, ‘Onu götür.’ buyurdu. Adam arkasını dönmüş giderken tekrar,
‘Onu affeder misin?’ dedi. Adam, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah bu sefer, ‘Diyet
alır mısın?’ diye sordu. Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah, ‘Öldürecek
misin?’ dedi. Adam, ‘Evet.’ diye cevap verdi. Resûlullah yine, ‘Onu götür.’
buyurdu. Aynı söyleşi dördüncü sefer yaşandığında Resûlullah şöyle
buyurdu: ‘Dinle! Sen onu affedersen, o katil hem kendi günahını hem de
maktulün günahını yüklenir.’ Bunu duyan adam, katili affetti.”
bu dar koridordan geçip bu duaları okuyacak mısın dininle gurur duymadan
cennet diyerek
yoksa allah tan yardım dileyip bir dua daha mı okuyacaksın her şey allah ın bilgisi altında oluyor diyerek
evet
bizim de öyle
allah ın boyasından güzel boya süren yoktur -diye gene de o konu öyle oluyor
insan her konuda dua edip affedilmeyi bekleseydi sadece x bi kitap veya kitap okurdu
ama herkesten aynı saygıyı beklemek bambaşka bir konu olabilirdi
çok mu zor yani zihnimin içinde susmak
Bana yani;
ben uzun zamandır resim yapsam da -
Abdullah b. ed-Deylemî aracılığıyla, Abdullah b. Amr’ın, Resûlullah’tan
(sav) şöyle işittiği nakledilmektedir: “Yüce Allah mahlûkatını karanlık
içerisinde yarattı ve nurunu onlar üzerine yaydı. O nurdan kime isabet ettiyse
o hidayete erdi. İsabet etmediği kimseler ise sapıttı.” Abdullah b. Amr, “İşte
bunun için ‘Allah’ın ilmi üzere kalem kurudu.’ (Her şey Allah’ın ezelî
bilgisiyle gerçekleşti.) diyorum.” demiştir.
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre,
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın eli doludur. Gece gündüz yaptığı cömertçe lütuflar, O’nun elindekileri
t üketmez.”; “Gökleri ve yeri yarattığı günden beri neler verdiğini görmüyor
musunuz? (Bütün bu verdikleri) Allah’ın elindeki hiçbir şeyi eksiltmemiştir.” ve
ekledi: “O’nun arşı, suyun üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır (âdildir). O,
kimine az verir, kimine de çok verir.”
(B7411 Buhârî, Tevhîd, 19)
resme bakıyorken
1. si resim
2. ressam
veya
resim yapıyorken
1. si ressam
2. si resim
bir izleyen varsa bunun tam tersi bana oluyor
ayrıca biber resmine bakıp biber görmeyenleri ben anlayamıyorum
ama sen ne istersen düşünmekte özgürsün
meselâ.
Abdullah b. ed-Deylemî aracılığıyla, Abdullah b. Amr’ın, Resûlullah’tan
(sav) şöyle işittiği nakledilmektedir: “Yüce Allah mahlûkatını karanlık
içerisinde yarattı ve nurunu onlar üzerine yaydı. O nurdan kime isabet ettiyse
o hidayete erdi. İsabet etmediği kimseler ise sapıttı.” Abdullah b. Amr, “İşte
bunun için ‘Allah’ın ilmi üzere kalem kurudu.’ (Her şey Allah’ın ezelî
bilgisiyle gerçekleşti.) diyorum.” demiştir.