Bence aşk bir gökkuşağı gibi rengarenktir. Çünkü içinde her rengi ve duyguyu barındırır. :)
Aşkım, canım sevgilim benim, kıymetlim, Yağmurum, rüzgârım güneşim, İyi varsın, iyi ki seninleyim. İyi ki seninim sevgilinim, İyi ki benimsin sevgilimsin. Güzel gözlerin, yüzün aşkımla gülümsesin, Aşkımız daim olsun, ömrümüz birlikte geçsin. :)
Gökkuşağı
Bir gökkuşağıyım ben: Bazen mavi, serin, güvenli, Bir deniz kadar derin, Gökyüzü kadar engin. Bazense yeşil, sıcak, samimi, Çimen gibi sevinçli, savunmasız, Bir orman gibi hem bir arada hem yalnız. Bazen kırmızıyım, neşeli, coşkulu, tutkulu, Bir gelincik tarlası gibi, Ya da bir elma şekeri. Bazen sarıyım ben, ışıltılı, pırıltılı, Güneş gibi, İçini ısıtan sıcacık bir gülümseme gibi. Bazense turuncu karmakarışık, dağınık, Arap saçı gibi. Bazen mor, olgun, kararlı, Dağlar gibi sağlam, dayanıklı, Bir sümbül gibi narin, alımlı. Bazen lacivert, biraz karamsar, hüzünlü, Ama yine de güçlü, Gece gibi karanlık, gizemli, özlü sözlü. Bir gökkuşağıyım ben: Her daim rengarenk, Görüldüğünde sevinilen, Ama hiç erişilemeyen, Yaklaştıkça uzaklaşan, Bir görünüp bir kaybolan. Yağmur yağdığında bak gökyüzüne, Bulutlu bir havada görünebilirim yine. Güneşli bir hava da olabilir, Sormak lazım keyfime.
Güliz Ardilli 30 Ocak 2012 Pazartesi 2:20 / İstanbul
Aşk, anlatıldığı gibi yaşanamayan bir duygudur. Soyutta kaldığı sürece mükemmeldir. Tıpkı hayallere benzetebiliriz.. Kusursuz.. Dokunduğunda sihri bozulandır.. Belki de hep uzaktadır.
Aşk yapmam dediğin şeyleri onun için yapmak, çevrende gördüğün belki bir kağıt parçası, bir yaprak ya da bir parkın köşesindeki o eski bankta onu aramaktır. Aşk sevdiğin kişiyi hayatının her anında bulabilmektir. Mutsuzken onun gülümsemesiyle kendi derdini unutman, o üzgünken kendi mutluluğunu unutup beraber derdinize derman aramaktır. Aşk hayatın yapbozunun eksik bir parçasıdır, tamamlayan kişi ise sizin kendinize ait aşk hikayesini yaşayacağınız başkahramandır.
Aşk: inançtır 1.Algısal inanç (bilişsel taraf) İnsan aşık olduğunda karşısındakini olduğundan farklı algılıyor. Bu, bir tür “gerçeklik varsayımı” gibi çalışıyor:
“O öyle biridir” diye inanıyorsun, görerek değil hissederek.
Alıntı değildir yıllardır üzerinde çalıştığım doktrinin bir parçası.
***AŞKTA GÜVEN Mİ? Fikir ve düşüncenin olmadığı, mantık ve şuurun bertaraf edildiği yerde güven mi olur? AŞK körü-körüne bir bağlılıktır, içinde ne inanç vardır ve nede güven vardır. Duygusal şehvet ve sahiplenme vardır. Aşk önce bir sevdaya ve daha sonra bencilliğe ve bağnazlığa dönüşmesi kaçınılmazdır? Şöyle bir tarihsel süreci inceleyiniz. Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Şirin ile Ferhat, Gülüzar ile Yaralı Mahmut, Aşık Deryami ile Tenzile, Aşık Coşarı ile Mahizer. Hepsinden beteri Zorba Yavuz Sultan Selimin manyakça aşkı. Bu katil Yavuz Selim bir Kadın uğruna binlerce Alevi canları katlediyor??? Ya hu kardeşim, duygusal şehvetin hormonları harekete geçirmesini AŞK mı sanıyorsunuz?
Aşk başlarken gökyüzü, biterken dipsiz bir kuyudur. Yana yakıla aradığın o yangına, gün gelir kendi rızanla atlarsın; Sevda derler adına, bir anlık saadet uğruna cenneti buldum sanırsın. Fakat en tatlı şarabın dibinde saklıdır en acı tortu Dudağında tebessüm ve şükürle dalgınlaştığın o eşsiz rüyadan, Yüreğinde koca bir pişmanlık, dilinde zehir zemberek bir lanetle uyanırsın.
Belki de aşk, iki kişiyle yaşanan bir hikâye değildir… Belki tek kişilik bir yangındır; dumanı başkasına görünmeyen. Belki de hiç yazılmamış bir mektubun yıllarca içimizde katlı kalmasıdır.
?si=wfeWSv3XjEl3MpH_
Aşk üç harfle başlar ama hiçbir cümlede tamamlanmaz; zaman onu büyütür, derinleştirir ve sonunda sevgi diye yeniden adlandırır.
Herkes bilir bunu, fakat bazı gerçekler bilindiği için değil, hissedildiği için hatırlatılmayı hak eder. :)
?si=oFrl4aIhnlAs7THJ
Seni hüsrana uğratan anlık heyecan
?si=Z5Lxo_qGoDhBfj-x
?si=AiHdhenpgHSwZ1QD
Kesif bir yalnızlığa uzandım düşür beni
?si=Ttt3h6uYVyYsi8kR
?si=4yxiR-m_paFoBhgX
Herşey bitecek birgün
?si=50VWFASWNQTQL8Ml
Ey Aşk !
Çok ekmeğini yedim, helal et...
Varlığı ile öldürür , yokluğu ile öldürür
Aşk bu cihanın en sevimli zehiridir
Bence aşk bir gökkuşağı gibi rengarenktir.
Çünkü içinde her rengi ve duyguyu barındırır. :)
Aşkım, canım sevgilim benim, kıymetlim,
Yağmurum, rüzgârım güneşim,
İyi varsın, iyi ki seninleyim.
İyi ki seninim sevgilinim,
İyi ki benimsin sevgilimsin.
Güzel gözlerin, yüzün aşkımla gülümsesin,
Aşkımız daim olsun, ömrümüz birlikte geçsin. :)
Gökkuşağı
Bir gökkuşağıyım ben:
Bazen mavi, serin, güvenli,
Bir deniz kadar derin,
Gökyüzü kadar engin.
Bazense yeşil, sıcak, samimi,
Çimen gibi sevinçli, savunmasız,
Bir orman gibi hem bir arada hem yalnız.
Bazen kırmızıyım, neşeli, coşkulu, tutkulu,
Bir gelincik tarlası gibi,
Ya da bir elma şekeri.
Bazen sarıyım ben, ışıltılı, pırıltılı,
Güneş gibi,
İçini ısıtan sıcacık bir gülümseme gibi.
Bazense turuncu karmakarışık, dağınık,
Arap saçı gibi.
Bazen mor, olgun, kararlı,
Dağlar gibi sağlam, dayanıklı,
Bir sümbül gibi narin, alımlı.
Bazen lacivert, biraz karamsar, hüzünlü,
Ama yine de güçlü,
Gece gibi karanlık, gizemli, özlü sözlü.
Bir gökkuşağıyım ben:
Her daim rengarenk,
Görüldüğünde sevinilen,
Ama hiç erişilemeyen,
Yaklaştıkça uzaklaşan,
Bir görünüp bir kaybolan.
Yağmur yağdığında bak gökyüzüne,
Bulutlu bir havada görünebilirim yine.
Güneşli bir hava da olabilir,
Sormak lazım keyfime.
Güliz Ardilli
30 Ocak 2012 Pazartesi 2:20 / İstanbul
Aşk aşkı bilmeyenin gözünde aptallıktır.
Aşk, anlatıldığı gibi yaşanamayan bir duygudur.
Soyutta kaldığı sürece mükemmeldir.
Tıpkı hayallere benzetebiliriz.. Kusursuz.. Dokunduğunda sihri bozulandır..
Belki de hep uzaktadır.
yakacağını bile bile ateşi avuçlarına almaktır aşk...
Aşk yapmam dediğin şeyleri onun için yapmak, çevrende gördüğün belki bir kağıt parçası, bir yaprak ya da bir parkın köşesindeki o eski bankta onu aramaktır. Aşk sevdiğin kişiyi hayatının her anında bulabilmektir. Mutsuzken onun gülümsemesiyle kendi derdini unutman, o üzgünken kendi mutluluğunu unutup beraber derdinize derman aramaktır. Aşk hayatın yapbozunun eksik bir parçasıdır, tamamlayan kişi ise sizin kendinize ait aşk hikayesini yaşayacağınız başkahramandır.
Aşk: inançtır
1.Algısal inanç (bilişsel taraf)
İnsan aşık olduğunda karşısındakini olduğundan farklı algılıyor.
Bu, bir tür “gerçeklik varsayımı” gibi çalışıyor:
“O öyle biridir” diye inanıyorsun, görerek değil hissederek.
Alıntı değildir yıllardır üzerinde çalıştığım doktrinin bir parçası.
Yaşarken tüm ilişkilerinizde olması gereken duygu bence.Aile,sevgili,dost,çocuk ve inanç.Aşkla olmalı.Ben demeden sen demek.
Aşk, birine bakarken kendini görmemek…
Ama yine de en çok kendin olabilmektir.
Aşk, her zaman kolay değildir. Bazen insanı büyütür, bazen de sınar. O yüzden herkes “aşkı ister”, ama herkes “aşkı taşıyamaz”.
***AŞKTA GÜVEN Mİ?
Fikir ve düşüncenin olmadığı, mantık ve şuurun bertaraf edildiği yerde
güven mi olur? AŞK körü-körüne bir bağlılıktır, içinde ne inanç vardır ve
nede güven vardır. Duygusal şehvet ve sahiplenme vardır. Aşk önce bir
sevdaya ve daha sonra bencilliğe ve bağnazlığa dönüşmesi kaçınılmazdır?
Şöyle bir tarihsel süreci inceleyiniz. Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Şirin
ile Ferhat, Gülüzar ile Yaralı Mahmut, Aşık Deryami ile Tenzile, Aşık Coşarı
ile Mahizer. Hepsinden beteri Zorba Yavuz Sultan Selimin manyakça aşkı.
Bu katil Yavuz Selim bir Kadın uğruna binlerce Alevi canları katlediyor???
Ya hu kardeşim, duygusal şehvetin hormonları harekete geçirmesini
AŞK mı sanıyorsunuz?
Aşk, inanmaktır.
Aşk başlarken gökyüzü, biterken dipsiz bir kuyudur.
Yana yakıla aradığın o yangına, gün gelir kendi rızanla atlarsın;
Sevda derler adına, bir anlık saadet uğruna cenneti buldum sanırsın.
Fakat en tatlı şarabın dibinde saklıdır en acı tortu
Dudağında tebessüm ve şükürle dalgınlaştığın o eşsiz rüyadan,
Yüreğinde koca bir pişmanlık, dilinde zehir zemberek bir lanetle uyanırsın.
Düz mantık, ancak oldukça ilginç ve düşündürücü (!)
Belki de aşk,
iki kişiyle yaşanan bir hikâye değildir…
Belki tek kişilik bir yangındır;
dumanı başkasına görünmeyen.
Belki de hiç yazılmamış bir mektubun
yıllarca içimizde katlı kalmasıdır.
AŞK, Basireti işgal ettiğinde yürek duygusal mateme halk olurmuş?
Akıl, mantık, fikir ve teati yetisi devre dışı kalırmış? VESSELM
Şimdi ki gençliğin AŞK anlayışı, Karganın Mandayı
gıdıklamasına benzer... VESSELAM
Aşk bu değil...
?si=yEULEdQWDyfBZzS4
Aşk, iki insanın birbirine yaklaşmasından çok; iki yalnızlığın birbirine zarar vermeden dokunmayı öğrenmesidir.
*Aşk nedir,bilmiyorsan gecelere sor,şu sapsarı yüzlere,şu kupkuru dudaklara sor.
*Su nasıl yıldızı,ayı aksettirir,gösterirse bedenler de canı,aklı bildirir,gösterir.
*Can,aşktan binlerce edep öğrenmede,öylesine edepler ki mekteplerde okunup öğrenilmesine imkan yok.
*Gökyüzünde,yıldızlar arasında parlak ay nasıl görünürse aşık da yüzlerce kişi arasında öyle görünür,o göründümü herkesin parlaklığı söner.
*Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile,gene aşk yolunu bilemez,şaşırır kalır.
En çok ben severdim en güzel kızları, severken ışıktan fazlaydı hızları.