aşk, bulunan bir şey değil; insanın içinde çok önceden saklanmış bir sırrın, başka bir ruhta kendini hatırlamasıdır. Bazen bir bakışta tanırsın onu… Nedenini bilmeden yakın gelir, sanki ruhun onu senden önce tanımıştır. Belki aşk, iki insanın birbirine kavuşması değildir. Belki iki ruhun, aynı sırrı hatırladığı o kısa anda zamanın susmasıdır. Ve sonra anlarsın… Bazı insanlar hayatına girmez. Zaten ruhunun bir yerindedir; sen sadece onları hatırlarsın.
- Aşk’la vâr olabilen insan, Aşk ile türeyebilen insan, Aşk sayesinde herşeyi düzenlendirebilen insan, Aşk’la kendini unutup bendini tanıyabilen insan, Aşk ile bir birlerini tanıyabilen insan, Aşk’dan ötürü sohbet edebilen insan, nitekim Aşk duygusu sayesinde kendisi ile barışık hissedebilen insan,… ,…yapabileciğini yaptı ve nankörlüğünü, yine Aşk’a yükledi,…
- Aşk’ın fazlası maraz, azı ise kibir, peki ortası ne?
Sokrates'in "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir." bu varsayımla biraz mitolojik biraz felsefik aşk, tanrıların insana bıraktığı en güzel bilmecedir. Her çözdüğünü sandığında yeni bir sırrını açar. Bu yüzden aşk, tecrübe ile çoğalan bir bilgelik değil; tecrübe ettikçe derinleşen bir cahilliktir.
Aşk, anlatıldığı gibi yaşanamayan bir duygudur. Soyutta kaldığı sürece mükemmeldir. Tıpkı hayallere benzetebiliriz.. Kusursuz.. Dokunduğunda sihri bozulandır.. Belki de hep uzaktadır.
Aşk yapmam dediğin şeyleri onun için yapmak, çevrende gördüğün belki bir kağıt parçası, bir yaprak ya da bir parkın köşesindeki o eski bankta onu aramaktır. Aşk sevdiğin kişiyi hayatının her anında bulabilmektir. Mutsuzken onun gülümsemesiyle kendi derdini unutman, o üzgünken kendi mutluluğunu unutup beraber derdinize derman aramaktır. Aşk hayatın yapbozunun eksik bir parçasıdır, tamamlayan kişi ise sizin kendinize ait aşk hikayesini yaşayacağınız başkahramandır.
Aşk: inançtır 1.Algısal inanç (bilişsel taraf) İnsan aşık olduğunda karşısındakini olduğundan farklı algılıyor. Bu, bir tür “gerçeklik varsayımı” gibi çalışıyor:
“O öyle biridir” diye inanıyorsun, görerek değil hissederek.
Alıntı değildir yıllardır üzerinde çalıştığım doktrinin bir parçası.
*** REEL BİR BAKIŞ *** AŞK, bütün saydam-saf ve şuursal duyguları şehvete çevirir, Fikir ve mantığı bertaraf eder. Bireyleri hak-hakikat yolundan uzaklaştırır. Medeniyet tarından düşürür. Basiret-i hülasa felç olur. Empati ve teati yetisi devre dışı kalır (!) Aşk-sevda beyinleri uyuşturur, bireyleri sorumsuz, çaresiz, duyarsız, ve umutsuz bir vakaya çevirir... . Sevmek sevilmek bir aşk değildir. Her hangi bir insanı sevmek, kadını, çocuğu, bir hayvanı ve doğayı sevmek aşk değildir? Sevgi, saygı, hürmet ve itaat insan-i bir davranıştır... VESSELAM Komünal ve toplumsal meseleler umurunda olmaz. Dünya yansa o kıskın barı oynar...
***AŞKTA GÜVEN Mİ? Fikir ve düşüncenin olmadığı, mantık ve şuurun bertaraf edildiği yerde güven mi olur? AŞK körü-körüne bir bağlılıktır, içinde ne inanç vardır ve nede güven vardır. Duygusal şehvet ve sahiplenme vardır. Aşk önce bir sevdaya ve daha sonra bencilliğe ve bağnazlığa dönüşmesi kaçınılmazdır? Şöyle bir tarihsel süreci inceleyiniz. Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Şirin ile Ferhat, Gülüzar ile Yaralı Mahmut, Aşık Deryami ile Tenzile, Aşık Coşarı ile Mahizer. Hepsinden beteri Zorba Yavuz Sultan Selimin manyakça aşkı. Bu katil Yavuz Selim bir Kadın uğruna binlerce Alevi canları katlediyor??? Ya hu kardeşim, duygusal şehvetin hormonları harekete geçirmesini AŞK mı sanıyorsunuz?
Aşk başlarken gökyüzü, biterken dipsiz bir kuyudur. Yana yakıla aradığın o yangına, gün gelir kendi rızanla atlarsın; Sevda derler adına, bir anlık saadet uğruna cenneti buldum sanırsın. Fakat en tatlı şarabın dibinde saklıdır en acı tortu Dudağında tebessüm ve şükürle dalgınlaştığın o eşsiz rüyadan, Yüreğinde koca bir pişmanlık, dilinde zehir zemberek bir lanetle uyanırsın.
Belki de aşk, iki kişiyle yaşanan bir hikâye değildir… Belki tek kişilik bir yangındır; dumanı başkasına görünmeyen. Belki de hiç yazılmamış bir mektubun yıllarca içimizde katlı kalmasıdır.
Adlyelerde boşanma sayıları durduğunda mutlaka bu dünyanın bir yerlerinde , melekler , birbirlerini çıkarsız seven gerçek bir çifte rastlamış demektir !
yüreğin gençliğinden gelen toy aşırılık lar..
Aşk belki de tamamlanmak için değil de hep eksik kalabilmek içindi…
aşk, bulunan bir şey değil; insanın içinde çok önceden saklanmış bir sırrın, başka bir ruhta kendini hatırlamasıdır.
Bazen bir bakışta tanırsın onu…
Nedenini bilmeden yakın gelir, sanki ruhun onu senden önce tanımıştır.
Belki aşk, iki insanın birbirine kavuşması değildir.
Belki iki ruhun, aynı sırrı hatırladığı o kısa anda zamanın susmasıdır.
Ve sonra anlarsın…
Bazı insanlar hayatına girmez.
Zaten ruhunun bir yerindedir; sen sadece onları hatırlarsın.
İhtirasın şık bir ifadesi,birbirlerinizin sınırlarını keşfedince biter ..
- Aşk’la vâr olabilen insan, Aşk ile türeyebilen insan, Aşk sayesinde herşeyi düzenlendirebilen insan, Aşk’la kendini unutup bendini tanıyabilen insan, Aşk ile bir birlerini tanıyabilen insan, Aşk’dan ötürü sohbet edebilen insan, nitekim Aşk duygusu sayesinde kendisi ile barışık hissedebilen insan,…
,…yapabileciğini yaptı ve nankörlüğünü, yine Aşk’a yükledi,…
- Aşk’ın fazlası maraz, azı ise kibir, peki ortası ne?
Sokrates'in "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir." bu varsayımla biraz mitolojik biraz felsefik aşk, tanrıların insana bıraktığı en güzel bilmecedir. Her çözdüğünü sandığında yeni bir sırrını açar. Bu yüzden aşk, tecrübe ile çoğalan bir bilgelik değil; tecrübe ettikçe derinleşen bir cahilliktir.
"Bir nevi kimya ki âlimi yoktur, tecrübe ettikçe biriken cahilliktir aşk."
Aşk üç harfle başlar ama hiçbir cümlede tamamlanmaz; zaman onu büyütür, derinleştirir ve sonunda sevgi diye yeniden adlandırır.
Herkes bilir bunu, fakat bazı gerçekler bilindiği için değil, hissedildiği için hatırlatılmayı hak eder. :)
Seni hüsrana uğratan anlık heyecan
Ey Aşk !
Çok ekmeğini yedim, helal et...
Varlığı ile öldürür , yokluğu ile öldürür
Aşk bu cihanın en sevimli zehiridir
Aşk aşkı bilmeyenin gözünde aptallıktır.
Aşk, anlatıldığı gibi yaşanamayan bir duygudur.
Soyutta kaldığı sürece mükemmeldir.
Tıpkı hayallere benzetebiliriz.. Kusursuz.. Dokunduğunda sihri bozulandır..
Belki de hep uzaktadır.
yakacağını bile bile ateşi avuçlarına almaktır aşk...
Aşk yapmam dediğin şeyleri onun için yapmak, çevrende gördüğün belki bir kağıt parçası, bir yaprak ya da bir parkın köşesindeki o eski bankta onu aramaktır. Aşk sevdiğin kişiyi hayatının her anında bulabilmektir. Mutsuzken onun gülümsemesiyle kendi derdini unutman, o üzgünken kendi mutluluğunu unutup beraber derdinize derman aramaktır. Aşk hayatın yapbozunun eksik bir parçasıdır, tamamlayan kişi ise sizin kendinize ait aşk hikayesini yaşayacağınız başkahramandır.
Aşk: inançtır
1.Algısal inanç (bilişsel taraf)
İnsan aşık olduğunda karşısındakini olduğundan farklı algılıyor.
Bu, bir tür “gerçeklik varsayımı” gibi çalışıyor:
“O öyle biridir” diye inanıyorsun, görerek değil hissederek.
Alıntı değildir yıllardır üzerinde çalıştığım doktrinin bir parçası.
Yaşarken tüm ilişkilerinizde olması gereken duygu bence.Aile,sevgili,dost,çocuk ve inanç.Aşkla olmalı.Ben demeden sen demek.
*** REEL BİR BAKIŞ ***
AŞK, bütün saydam-saf ve şuursal duyguları şehvete çevirir,
Fikir ve mantığı bertaraf eder. Bireyleri hak-hakikat yolundan
uzaklaştırır. Medeniyet tarından düşürür. Basiret-i hülasa felç
olur. Empati ve teati yetisi devre dışı kalır (!)
Aşk-sevda beyinleri uyuşturur, bireyleri sorumsuz, çaresiz,
duyarsız, ve umutsuz bir vakaya çevirir...
.
Sevmek sevilmek bir aşk değildir. Her hangi bir insanı sevmek,
kadını, çocuğu, bir hayvanı ve doğayı sevmek aşk değildir?
Sevgi, saygı, hürmet ve itaat insan-i bir davranıştır... VESSELAM
Komünal ve toplumsal meseleler umurunda olmaz. Dünya
yansa o kıskın barı oynar...
Aşk, birine bakarken kendini görmemek…
Ama yine de en çok kendin olabilmektir.
Aşk, her zaman kolay değildir. Bazen insanı büyütür, bazen de sınar. O yüzden herkes “aşkı ister”, ama herkes “aşkı taşıyamaz”.
***AŞKTA GÜVEN Mİ?
Fikir ve düşüncenin olmadığı, mantık ve şuurun bertaraf edildiği yerde
güven mi olur? AŞK körü-körüne bir bağlılıktır, içinde ne inanç vardır ve
nede güven vardır. Duygusal şehvet ve sahiplenme vardır. Aşk önce bir
sevdaya ve daha sonra bencilliğe ve bağnazlığa dönüşmesi kaçınılmazdır?
Şöyle bir tarihsel süreci inceleyiniz. Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Şirin
ile Ferhat, Gülüzar ile Yaralı Mahmut, Aşık Deryami ile Tenzile, Aşık Coşarı
ile Mahizer. Hepsinden beteri Zorba Yavuz Sultan Selimin manyakça aşkı.
Bu katil Yavuz Selim bir Kadın uğruna binlerce Alevi canları katlediyor???
Ya hu kardeşim, duygusal şehvetin hormonları harekete geçirmesini
AŞK mı sanıyorsunuz?
Aşk, inanmaktır.
Aşk başlarken gökyüzü, biterken dipsiz bir kuyudur.
Yana yakıla aradığın o yangına, gün gelir kendi rızanla atlarsın;
Sevda derler adına, bir anlık saadet uğruna cenneti buldum sanırsın.
Fakat en tatlı şarabın dibinde saklıdır en acı tortu
Dudağında tebessüm ve şükürle dalgınlaştığın o eşsiz rüyadan,
Yüreğinde koca bir pişmanlık, dilinde zehir zemberek bir lanetle uyanırsın.
Düz mantık, ancak oldukça ilginç ve düşündürücü (!)
Belki de aşk,
iki kişiyle yaşanan bir hikâye değildir…
Belki tek kişilik bir yangındır;
dumanı başkasına görünmeyen.
Belki de hiç yazılmamış bir mektubun
yıllarca içimizde katlı kalmasıdır.
AŞK, Basireti işgal ettiğinde yürek duygusal mateme halk olurmuş?
Akıl, mantık, fikir ve teati yetisi devre dışı kalırmış? VESSELM
Şimdi ki gençliğin AŞK anlayışı, Karganın Mandayı
gıdıklamasına benzer... VESSELAM
Aşk, iki insanın birbirine yaklaşmasından çok; iki yalnızlığın birbirine zarar vermeden dokunmayı öğrenmesidir.
*Aşk nedir,bilmiyorsan gecelere sor,şu sapsarı yüzlere,şu kupkuru dudaklara sor.
*Su nasıl yıldızı,ayı aksettirir,gösterirse bedenler de canı,aklı bildirir,gösterir.
*Can,aşktan binlerce edep öğrenmede,öylesine edepler ki mekteplerde okunup öğrenilmesine imkan yok.
*Gökyüzünde,yıldızlar arasında parlak ay nasıl görünürse aşık da yüzlerce kişi arasında öyle görünür,o göründümü herkesin parlaklığı söner.
*Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile,gene aşk yolunu bilemez,şaşırır kalır.
En çok ben severdim en güzel kızları, severken ışıktan fazlaydı hızları.
Adlyelerde boşanma sayıları durduğunda mutlaka bu dünyanın bir yerlerinde , melekler , birbirlerini çıkarsız seven gerçek bir çifte rastlamış demektir !