İç sesimin kalabalıklığını, gürültüsünü anlamanız ne mümkün!
Elbet herkesin içi kendine gürültülü biraz
Ama bu kez benimki bi çoğunuzdan kalabalık
Onlarla baş başa kalmanın sancısını bilmeniz ne mümkün!
Bu yüzdendir kitaplara, filmlere, tiyatroya ve arkadaşlara bu denli sarmam
Çünkü ben kadınım anlıyor musun?
Yani kendimi, kendimden doğurabilirim
Ben kadınım
Sana sevgiyi ancak ben anlatabilirim
Yok ki bulma şansın yuvanı
O bir yer değil, bir histir bay’ım
Uzaktan hoş kokan bir muma rastladım
İçinde kahve çekirdekleri vardı
Kahve, yumuşak karnım
Dayanamadım aldım
Eve geldik hemen açmadım
“Beni çok ihmal ettin” dedi kalem
“Ruhunu karıştıralım biraz” dedi kağıt
“O zaman yazmak zorunda kalır”
El birliğiyle
Yazmaktan başka çare bırakmadılar bana
Kal-ü belâda toplandığında tüm ruhlar,
Dünya hayatındaki eş, dostları yanında imiş.
Ve Rab sorduğunda “Belâ” demiş tüm ruhlar,
Kabul etmek anlamında..
Ama öylesine güçlü bir kabul ediş ki..
Razı olmak her haline gelecek olanın, belâ da olsa..
Bir yolculuk hikâyesi bu
Çocuklar henüz toprakla oynuyordu
Yollar yürüyerek aşılıyor,
Dut, bahçedeki ağaçtan yeniyordu
Isınmak için soba,
Bir kapıya doğru ilerliyorum hayalimde
Ahşap bir kapı. viran, köhne
Çokça da sorularım var cebimde
Birden bir ses beliriyor derinde
Başlıyorum o sesle sohbete
Halbuki burada benden başka yok kimse
KARIŞIK
“Dağılmış saçlarım gönlünün yatağına, uyandırma
Sabah olsun ben giderim, sen kal rüyamda
Ah bulmak o kadar kolay mı sandın?
Aramak bana aşktır artık”
İyi değilim uzun zamandır
Çok kalbimi kırıyorlar
Sanki birer birer maskelerini atıyorlar
Yüzlerine bakıyorum
Korkuyorum…
Niçin geldin insanoğlu?
Tüketmeye mi?
Hayat vermeye mi?
Öylesi geçip gitmeye mi?
Seyretmeye mi?
Aramaya mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!