Necdet Arslan Şiirleri - Şair Necdet Arslan

Necdet Arslan

ne için yaratıldığını bilemediğim bir gece uzanıyor yarına. herkes gibi ben de üç aşağı beş yukarı yer etmeye çalışıyorum.

ellerim daha fazla titriyor bu sıralar. bilinmezliklerle dolu tuhaf bir öykü yazmaya kalkışsam Sontag'ın,Mario Vargas'ın saldırısına uğramaktan korkuyorum.

eve dönerken birkaç kedinin kavgalarına tanık oluyor ve 'zınk,diye uyanıyorum düş yolculuğumdan.

Devamını Oku
Necdet Arslan


Kısa günlere uzun tarihler yazmaktayım bu sıralar. Sanıldığı gibi kolay değil binlerce sözcüğü sıralamak,birbirine bağlamak.
Akşam oldu olacak ; şehirden yeni bir gurup daha savrulacak…

Dilimde kesintisiz upuzun bir haykırış. Birine söylenmek üzere yedeğimde tuttuğum bir ‘hoşça kal’ı durmaksızın havalandırıyorum.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Yaşam buharlaşan madde , aşk yanıcı , ayrılık infilak edici.
Ya sen ?
Olanaksız seni tanımlamak .
İyinin içinde kötü ; kötünün içinde iyi görüntüsün.
Bir uzun yol koşucusu ,bir kırlangıç, bir akrep, bir gonca, bir karakış , bir katil , bir oyunbozan , bir çetin ceviz , bir ıtır tarlası , bir şarap , bir zamansızlık, bir rüya , bir bebek , bir deprem , bir zindan…
Yerine göre itici yerine göre özendiricisin.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Teşekkür ederim; Saygılar…
Birkaç saat önce biraz telaşlı evimin yolunu tutmuşken kavşakta yayalara geç ışığının yandığı sırada biriyle karşılaştım. Heyecanlı ve aceleci bir pehlivan gibi el ense çekmesine engel olamadım. Elimi tutmasıyla boynuma sarılması bir oldu.
Ani bir karşılaşma ve birden gelişen durum olunca bu kişiyi tanıyamadım. Belli ki , yıllar önce okuttuğum öğrencilerimdendi. Yanımdaki arkadaşım da bu duruma tanık olunca bozuntuya meydan vermemek için ona :
- Hadi , kendini bir tanıt da arkadaşım da duysun, diyebildim. Bir başladı anlatmaya ,üç kez yayalara geç ışığının yandığını gördüm.
Yoruluyor belli bir yaştan sonra anımsamaya zorlandıkça insan.Karşımdakini dinlerken bir anda otuz beş yıl geriye gittim.O geçmişin iyi ve tatlı olayları film şeridi gibi gelip geçti gözlerimin önünden.
Anımsamanın çıldırtıcı acısını ,boşunalığını ortadan nasıl kaldırabiliriz sahi?

Devamını Oku
Necdet Arslan

İlerliyor bir şeyler ; kocaman yaşamdan vazgeçmek sanıldığı gibi kolay olmadığı için birkaç bin devirlik dakika daha ulanmasını istedim zamana.
Andre Gide’nin Dar Kapı adlı yapıtını tam da şimdi anımsıyorum. Anlatılmayı bekleyen ne değin yaşanılamayan şeyler vardır her insanın yaşamda. Üç çeyrek yüzyıllık bir geçmişten yarınlara doğru yürürken geride bıraktığım suskunluklarım var,biliyorum bu gerçeğimi. Onca yılı,çok istememe karşın ben de Dar Kapı’nın kahramanları gibi geçirdim.

Kendi yaşamımı doya doya kullanabilseydim yeni zamanlara gereksinir miydim hiç? Dilimi bağlayan o değin çok korku,engel,yasak var ki! İnsanın kendi gücünün başka güçler tarafından ürkütülmesi yüzünden susmak zorunda kaldığını biliyorum. Geride bıraktığım gölgeli o geçmişin sonlanmasını , anlatamadığım için kıvrandığım öykülerim yüzünden birkaç bin devirlik dakika daha ulanmasını istiyorum zamandan.
Böyle bir dar kapı’nın eşiğinden öteye geçmek belki de benim en büyük yengim olacak.

Devamını Oku
Necdet Arslan


.................................Canan YAŞAR'a...

kalabalıklar içindeki yalnızlığımı arıyorum yazmaya durduğumda zamanın iç zeminlerinde.sözcükleri yan yana dizerken içsesinle karşılaşıyorum .itiraf etmeliyim ki kendi içsesimden daha tanıdık geliyorsun bana.
fısıltıyla yankılanıyor bilincimde ‘ . ’ ile başlayan adın.
seninle yeni güne girerken o ilk iç çekişteki tınıyı anlatamam.sonra kendimizden geçerek terk ediyoruz evreni.

Devamını Oku
Necdet Arslan

‘’Herkese bir bakışı var ölümün
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak…’’
Ölüm Gelecek , adlı şiirinde böyle diyor Cesare Pavese. Yaşamla ölüm arasındaki karşıtlığın ‘aşkla’ bu değin yumuşatıldığına tanık olduğum bir başka şiir yok gibidir.
Bir bakışta nasıl da somutlanıyor aşk !
İntiharı kafasına koymuş muydu bu şiirini yazarken bilmiyorum.En üretken çağında ; henüz 42 yaşındayken Strega Ödülü'nü ‘Yalnız Kadınlar Arasında’ adlı romanıyla aldı .İtalyan Yazının en ünlenmiş yazarı olarak gösterildiği o yıllarda ( 1950 ) başarısız aşk ilişkileri yüzünden sosyal yaşamı darmadağın olmuştu.Hiçbir aşkın kendisini yaşamda tutamayacağına inandığı için olacak Torino’daki bir otel odasında bir avuç dolusu uyku hapını yutarak ölüme yürüdü.Ölmeden bir önceki gün yazdığı not şöyleydi :
“Artık sabahı da kaplıyor acı.”

Devamını Oku
Necdet Arslan

öykülerin peşinden koşmaktayım bu sıralar.
ne ki,okuduğum her öyküyü - ad vermek istemiyorum - eksik buluyorum. oysa hepsi de birbirinden özgün anlatılar bunlar. metinler arasında gezinirken yeni kişilerle tanışıyorum. her birinin yaşama odaklanışı başka; aynı evrenin içinde birbirlerine ‘öteki’ olan insanlara değgin benzer görüntüler bir film şeridi gibi geçiyor sayfalardan.

öteki’nin kimliği netleşmeye başladığı an kırılma noktasına geldiğimi anlıyorum. İşte tam da bu noktada değişiklikler,başkalaşımlar devreye giriyor.daha ileri götürürsem içselleştirdiğim çok değişik durumlar beliriyor. öykünün ne pahasına olursa olsun elimden çıkmasını istemiyorum. sonra eksik taşlar döşeyerek yol yapıyorum bir başka öyküye beni taşıması için.

dolu dolu yüreklerle yazılan bu öyküler de olmasa ne yaparız; hepten eksik kalmalar koyar bana…

Devamını Oku
Necdet Arslan

pusulasızlık...

usuma takılan şeylerin her birini belli bir öncelik gözetmeksizin sıralıyorum ilkin.
asıl zorluk bundan sonra başlıyor.
elimden geldiğince derli toplu göstermek gibi bir özene kalkışıyorum.
bir düzen getirme eylemi bu ve yoruyor beni.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Yüzünden , sesinden ayrılıp o sokaktan son kez dönerken hiç anımsamamak üzere imgelerini barınağın olduğu yerden sulara savuracağım.
Soluk alıp verdiğimiz bu şehrin adını sileceğim haritalardan. Seninle biçimlenen tüm güzellikleri eşiğine bırakıp sürgünümü başlatacağım.
Bu şehirde yaşamın tanımı sahi ne’ydi ?
Seni kimlerin , nasıl biçimlendireceği umrumda bile olmayacak.
Oturup bir şeyler yazmak istemiyorum artık. Bir şeyler yazmaya koyulurken ellerinden tutuyordum ; gözlerine kilitleniyor, kokunla nefesleniyordum.
Yazmak tümüyle seni anlamak, anlatabilmek demekti.

Devamını Oku