'' Daha yeni başlayan söz dudaklar üstünde.
Ve sevecenlik,hafif bir su gibi,un gibi....''
sen geç kalmaları sızlandıran akşamın sesiyle gel
üstümüzdeyken özlem yolun uzayışı huysuz kılar zamanı ,
gözlerimizdeki kavuşmak ağır ağır çürür.
Ah ömrüm
Benim zamansız tarihim,tarifsiz zamanım...
Geçiyor işte günler,tasnif etmek güç.
İyi ki aşk var,sevmek var
Yüzerken saçmalıklar içinde 'iyi ki sen varsın'demek var.
Bu sıralar kuytulara gömüyorum uykularımı.
eskiyen o anılardan herhangi biri çalar kapımı,
heveslenirim
her biri başka bir öykü kusar üstüme başıma
boğulurum göremezsiniz
değişir içi değişmeyen gecelerin,takılır kalırım avlulara
beni çokgenlere ayırdığın şu günlerde
adsız istasyonlara yol düşürdüm
oralarda karşıladım tufanı
yanlış şarkılarmış meğer, bilemedim
uğrak yaptığım için kırıldım merhametime
Kısılan kıraçlık ve
Med cezirlerle hırpalanan
toyluğumu
Martısız ölü denizlerin çalkantısını
bağışlayıp son kadehlere
mayalansın istiyorum biber gazı niyetine
güneydoğunun mağrurları
barış için işbaşı yaptılar yapıyorlar
ve çok fazla birikmişken
kuru zeytin dalı
hurda mavzer
kurumuş kan
kumsala sere serpe yayılan kadın
düşlerim güneş ışınlarına benzer erir bronz teninde
sen şimdi kumlarla dalgaların buluştuğu yerde değil
oyduğu yatağın içindeki bir vida gibi bendesin
geri kalan zamana yürümek sana çok yakışıyor. yaşam böyle ödeyecek borcunu,kurtulacaksın girdaptan.
duyduğun her melodiye eşlik et .
başkaldırıya da firara da gerek yok ; hak edeceğin şahika yerinde öylece duruyor.
önemsiz olsaydın sakin ve zarif bir duyarlılıkla öper miydim hiç ince avuçlarından.
geri kalan zamana yürümek sana çok yakışıyor.
gecede ikimizin de hakkı var.
benzer an, aynı yer, benzer ayrılış, aynı heyecan, benzer hüzün...
giderken
bir gül uzatıyor birden
az sonra
Öyledir hep;ilkin şimşek çakar,peşinden yağmur yağar.’
Sözü söyleyen Sokrates’tir.Burnunun biraz küçük ve biraz da kalkık olduğu söylenir.Kısa boylu olmasına karşın çok uyanık biridir de.
İşi gücü, yaşadığı kentin en ücralarına değin gitmek ve yolda karşılaştıklarıyla ayak üstü felsefe konuşmaktır.Her ne değin halk onun bu konuşmalarına biraz katlanamasa da sevimli bir insan olduğu için saygı duyar.
Uzunca yıllar bekar yaşayan Sokrates ölmesine on –yirmi yıl kala evlenir.Hegel’in ‘gerçek bir filozof’ Nietzsche’ninse ‘canavar’ diye tanımladığı bu bilge kişinin evlilik yaşamı aile içi kavgalarla geçer.Çünkü eşi Xanthhippe kendisinden kırk yaş gençtir. İtaatkâr bir kadın değildir.Oysa o çağda kadınlardan eşlerinin bir dediklerini iki etmemeleri istenir.
Kocasını gördüğü yerde aşağılar Xanthhippe ; hatta işi ateşli bir söz düellosuna değin taşır ve kavga başlatır.Yine böyle bir günde kocasını tahrik eder; yetmez ve Sokrates’in başından bir kova pis suyu döker.
Kovanın kafasından aşağıya indiğini gören bilge kişi olgunluğa verir ve yukarıdaki tümceyi söyler.




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti