Zil takıp oynayacak ibadete açıldı diye kilise
Geçmişe yolculuk etse, hakikatle yüz yüze gelse
Cehaletinin derinliğine düşüp içinde boğulacak
Ah sen neymişsin be sen
Dünya âlemi getirdin dize
Kapattın
Sonbaharı yaşayanı evine
Gönül gözüm arıyor seni neredesin Neyzen
Geçmişi öpülecek ne kadar çok sen bir bilsen
Yanıyor çarşı pazar her yer kızıl alev desem
Üflemez miydin Ney’e dönüp çıksan gelsen
Yanlış adreste miyim Ney sesini işitemedim
Dans ediyor melodi üfleyince kamışa
Mecnun olup kaptırmış gönlünü aşka
Sarılmış yılan yerine bataklıkta kamışa
İtibarısın hem devletimin hem soyumun
Seninle yaşar gücü kuyumun suyusun
Hangi soysuz hançer vurdu kara bağrına
Düştün şu kara toprağa sürünüyorsun
Kırmızı mavi sarı gül olsam dalında açsam
Saf temiz berrak coşan dere olsam aksam
Dağ’ından Ova’ndan Platon’dan geçsem
İçine ateş düşüp susayınca dolu dolu içsen
Siyah beyaz üzüm veren üzüm bağı olsam
Doğma büyüme Kayserili Seyhan Pınarbaşı’ndan çıktı yola
Aklı fikri şeytanlık boyadı anasını sattı babasına
Çukurova yolunda Göksu’yla şirket kurdu Akinek Dağında
Görünce deli burnu başından gitti aklı düştü Akdeniz’e
Saltanat hakka yürüyeli neredeyse asır olmuş
Gidenin gittiği yerden dönüşüne kim şahit olmuş
Sahnede ki oryantal rakipsiz sanki shakira olmuş
Bu işte bir bit yeniği var sorgulasanız savcı bey




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!