bir kavga bir gürültü
sese uyandım bu sabah
gökyüzünde
göz kamaştıran ışık
yıkıldı gök bu sabah
çekilmiş kılıç
Bir elimde sazım ötekinde de mızrabım
Bam telinde dolaşır elim ve parmaklarım
Yanık aşk şarkısı söyler dilim dudaklarım
Coşar gönlümün pınarı akar ırmaklarım
Önümde başı dumanlı yüce sıra dağlar
Çiçeklerin kokusu bir başka bugün
Daha sıcak güneşin bakışı bu gün!
Şiir’le uyanası geliyor insanın!
Çocuklar daha şen,
Kuş sesi daha çok bugün!
Dağlarında keklik ötüyor
Çok özledik çok, hasretiz yetmiş dokuz yıldan beri
Her sabah, ufukta içimize doğuyor; mavi gözleri
Dağ taş ve Anadolu; Mustafa Kemali Konuşuyor
Ne Onu unuttuk biz, ne de kurduğu Cumhuriyeti...
Bulgar’ın hırçın oğlu Meriç sığamadı kabına
Âşıktı Edirne’ye elde valiz koştu Trakya’ya
Efsanevi aşk yaşadı sonu mutlu bitmese de
Değerli dostlar! Bu gün sizinle, pinterest’te yayınlanan bir resim ve altındaki yazıyı( Ne yazık ki Antoloji resim Paylaştırmıyor) paylaşmak istiyorum.
Yazılanları okuyunca ve metin üstündeki siyah beyaz resme bakınca ister acı acı tebessüm edin, isterseniz ağlanacak hale kahkaha ile gülün.
Buyurun , önce metni bir kez de birlikte okuyalım. “Osmanlı mekteplerinde her çocuk kendi ilgi alanı ve yeteneğine göre değerlendiriliyor, ona göre eğitiliyordu. Bütün öğrencilere aynı dersler verilmiyordu. Ve mektebin duvarında da şöyle yazıyordu;” Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanamaz.”
Vallahi şaka gibi…
çok renkli bir rüya gördüm, bu gece
İyi ve kötü,
yargılanıyordu mahşerde
iki gün önce ölen, fesli meczup
seyis olmuş
Ne tuval önümde
Ne de fırça elimde
Ressam değilim
Çizemem kara kalem resim
Taştan dört duvar
Kaybettik rotamızı, görünmez çoban yıldızı
Okyanus sis bora dalga, uyuyor çarkçıbaşı
Güvenli bir liman arıyor, sığınacak gemi
Köpek balığı sarmış, sürüyle etrafımızı
Rubai deyince aklıma Hayyam gelir
Hayyam'ı okuyan dinsiz İmana gelir
İftira ederler şarapçı diye Hayyam'a
Görse iftiracı Hayyam'ı secdeye gelir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!