Ne balık verdin ne balık tutmayı öğrettin
Koskoca denizi kirlettin hem de kuruttun
Cennet vatanı sapa samana muhtaç ettin
Kurumuş gazel olmuş sarı bir yaprak değilsin
Eğilme her esen rüzgâr önünde, lodos sensin
Diz çöksün yere, düşen kar, yağan dolu ve yağmur
Sen yerde çamur değil gökyüzünde bir yıldızsın
Hüzünlü gökyüzü, sicim gibi gözyaşı
Düşmüş yüzü yere, kül gibi beti benzi
Yaprak sırılsıklam, ıslak üstünde serçe
Çok sesli melodi, sonsuzluk esintisi
Hayal Denizi
Hey yolcu
Dur
Gitme
Eylen biraz
Acı bir kahve İkram edeyim
Tanışalım
Eskisi gibi değil artık mevsim değişti sarı yaprak dökmez eylül
Gül dalında güzün de gonca yağmur yağar toprak kokar eylül
Uzaktan bakınca dağın zirvesine içindeki kor ve alev görünmez
Püskürünce yanardağın ağzından ateş erken yaprak döker eylül
Necati Kavlak
Yıllar geçti bizim elde güneş batıdan doğalı
Çıplak göz fark etmez evrende yaşananları
Bilmez taş devrini yaşayan doğu ve batıyı
Geç karşıma bağdaş kur otur minderin üstüne
Çıkart şu başındaki şapkayı koy dizinin üstüne
Hasbıhal edelim biraz geçmişten geleceğe seninle
Kulakları çınlasın sohbete soğuk meze olanların
Sazlı sözlü geldi Murat dünyaya Diyadin’de
Karasu ile tanıştı sözlendi Dumludağ’da
Düğün dernek kuruldu Elazığ sınırlarında
Kıyıldı nikâh davul zurna Keban Barajı’nda
Hayal Denizi
İç Batı Anadolu’daki en yüksek Dağımız Murat
Sevinç Gözyaşı Gediz’e düştü dosta düşmana inat
Öncelik Helen’i dökmekti ege denizine murat
İzmir’in dağları çiçek açtı Gençliğin marşı şimdi
Hayal Denizi
Asırlar önce mahlûk mu varlık mı diye tartıştık
Karar vermeyince yeşil torbaya koyduk astık
Marstaki yıldız sıkıldı yüksekten göz kırptı köre
Göremeyince kör söndü meş'ale paraya taptık
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!