Duyunca
İnanamayacaksınız
Kulaklarınıza
Görünce gözlerinize
Günler ne çabukta geçiyor insan şaşırıyor
Koskoca bir yıl daha son günlerini yaşıyor
Irmak hangi dağdan çıksa Deniz’e koşuyor
Kurumuş gazel olmuş sarı bir yaprak değilsin
Eğilme her esen rüzgâr önünde, lodos sensin
Diz çöksün yere, düşen kar, yağan dolu ve yağmur
Sen yerde çamur değil gökyüzünde bir yıldızsın
Bırakmıyor, gördüğüm güzel düşler, peşimi
Bir yol gösterin, hayra mı yorayım, şerre mi
Kanat çırpar giderim, her gece, başka âlem'e
Sabah olur, seyrederim; aynı aynada kendimi
Gece, ay ışığında, kuşluk vakti, güneş vurunca
Ne balık verdin ne balık tutmayı öğrettin
Koskoca denizi kirlettin hem de kuruttun
Cennet vatanı sapa samana muhtaç ettin
Hatırladınız mı, daha önce, demir at demiştim
On sekize
Vazgeçtim, demir atmaktan şimdi
Değişti düşüncem
Yeni yılda, yeni fikir gözünü açtı; dünyaya
Yeni yılın ilk gününde, durduracağım Dünya’yı
Hüzünlü gökyüzü, sicim gibi gözyaşı
Düşmüş yüzü yere, kül gibi beti benzi
Yaprak sırılsıklam, ıslak üstünde serçe
Çok sesli melodi, sonsuzluk esintisi
Hayal Denizi
Hey yolcu
Dur
Gitme
Eylen biraz
Acı bir kahve İkram edeyim
Tanışalım
Eskisi gibi değil artık mevsim değişti sarı yaprak dökmez eylül
Gül dalında güzün de gonca yağmur yağar toprak kokar eylül
Uzaktan bakınca dağın zirvesine içindeki kor ve alev görünmez
Püskürünce yanardağın ağzından ateş erken yaprak döker eylül
Necati Kavlak
Hiç bitmiyor bizim Deniz’in rüzgârı
Eksik değil yüksek dağ başının karı
Boz bulanık akar vatanın ırmakları
Özledi baharı bu toprağın öz çocukları
Üç yanı üç güzel deniz cennet vatanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!