ah deniz koca deniz,
ne çok özlemişim ne çok bir bilseniz
tenin, tenime, değdiğinde anladım hasretini
hatırlıyor musun
Biliyorum gadın sorusu takıldı aklınıza
Dilim döndüğünce anlatayım ben size
Sarı keçili soyundan gelirdi benim anam
Toros yörüklerindendi rahmetli babam
Aigai ve Yağmur’un Dansı
Yıllar önce “Yağmur’un Dansı” ismi ile bir şiir kaleme almış, şiiri Türkiye’nin en çok kullanılan Kültür ve Sanat Portalı Antoloji’de de paylaştım.
Kaleme aldığım Yağmur’un Dansı şiirimi büyük bir hayranlık ve keyifle dinlediğim Türk Sanat Müziğinin unutulmaz sesi Müzeyyen Senar’ın yorumladığı “Agora” meyhanesi şarkısından etkilenerek yazdığımı itiraf etmenin tam da zamanı.
Samimi olmak gerekirse, adına şiir yazılan, güfte ve beste yapılan ve de dillerden hiç düşmeyen Agora gerçekten var mıydı yoksa yokmuydu; bilmiyordum. Varsa neredeydi?
Bütün bildiklerim Türk Sanat müziğinin unutulmaz sesi Müzeyyen Senar 'ın “Burası Agora Meyhanesi” diye başlayan şarkının güfte, beste ve notalarından ibaretti.
Bir elimizde kazma ötekinde kürek kazıyoruz ürkerek
Akan kan un öğütecek bu acıya nasıl dayanır yürek
+Maviş!
Aramıza kara kedi mi girdi, yoksa dilini mi yuttun? Niçin ağzını bıçak açmıyor?
-Hayal!
+Maviş!
Aramıza kara kedi mi girdi, yoksa dilini mi yuttun? Niçin ağzını bıçak açmıyor?
-Hayal!
Sen bir ömürsün vallahi.
Gökteki hilali yıldızı kopartıp göndere çektin
Zifiri karanlıktı ufuk şafak oldun aydınlattın
Estin rüzgâr gibi kirli havayı sisi dağıttın
Dumanlı hava sevene kaçacak delik arattın
Kurduğun laik cumhuriyetin yüzüncü yaşı
Bak paşam şu gördüğün yalan dünya
İnanma tat ve lezzete her şey bir hülya
Solmuş çiçek kokmuş tuz bozuk kimya
Sen o bu şu değil insansın bak aynaya
Allah ile konuştuk, yüz yüze bu sabah.
selam söyledi
kadın erkek ayırmadan
yarattığı insanların hepsine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!