Dil de güfte, parmak uçlarında tezene
Gezinirken parmak, sazın perdesinde
Dokunur ayrı ayrı, sazın her bir teline
Zanneder ki bitmeyecek
Onca ay ve sene
Bulamazsın havrada, kilise ve camide arama
Göremezsin kalbinden başka yerde arama
Çıkmak istersen huzura çıkar ser ceketi yere
Bir de ulu çınar olsun divan durduğun yerde
Unutma ne elinde iktidar asası ne başında taç
Ebediyette arama gör yaşarken cenneti
Cenneti ala yurdun yedi bölge dört köşesi
Hayat verir Aras’a Bingöl dağı yamaçları
İçim içime sığmıyor!
Bu gün aşkımı ilan edeceğim.
Bu mektup, benim ilk mektubum.
Umarım, dilim sürçmez,
elim ayağıma dolaşmaz,
sözlerim elime yüzüme bulaşmaz…
Allah Var mı?
Yazı başlığındaki “Var mı?” sorusunu görünce, kaşlarınızın çatıldığını, gözlerinizin öfkeden kızardığını görebiliyorum.
Haklı olarak bu nasıl soru, dediğinizi de duyuyorum. Zaten benim amacım da biraz nasırınıza basmak, sorgulama ve düşünme yeteneğinizi kamçılamak.
Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı din görevlileri ve Cemaat çizgisinde yapılanan din adamları dinin sorgulanmasına, asla sıcak bakmaz: kayıtsız şartsız söylenenlere inanılmasını öğütler ve ister.
Allah var mı? Dersek, Peygamber gerçek mi diye sorarsak Dini araştırırsak Günah mı İşleriz?
İşte size Kuran’dan bir örnek!
Yazmakla bitmedi altından akan Irmakların
Sayamadım
Kaç adet
Nehirleri besleyen
Sordum ben kimim diye Anadolu’ya
Baktı yüzüme dedi ki çık Emirdağ’ına
Topraktan çok taşı çakıl batar ayağına
Kimim deme, sorma özbeöz Türk’sün
Döndürdüm dünyayı batıdan doğuya
Bahar geldi ya Anadolu’ya
otlar yeşerdi
çiçekler açtı
ağalar
çardağın kapısını açtı
koyun kuzu
İnsan korkuyor çarşı pazara çıkmaya
Vitrin önüne durup etikete bakmaya
Yanıyor Alev alev ortalık toz ve duman
Adam olan utanır o koltukta oturmaya
ah dağlar şu bizim dağlar
dört mevsim kekik kokar
yaz demez
kış demez
yamaçlarında alay alay
kınalı keklik öter




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!