Yaprak gazel olmuş
Durmaz dalda düşer
Aklımda poyraz eser
Uykumda düşlerim üşür
Kadir mevlam
Bu ne iştir
Düşerse bir gün yolunuz
Ankara’dan Aksaray’a
Açın gözlerinizi bakın
Giderken Yolun sağına
Beyaz yelkenli bir gemi
Yolum düştü Güneş’li bir günde
Güle oynaya yürüdük bir aile
Güz güllerinin açtığı mevsimde
Bitmeyen şarkının yazıldığı yerde
Uçuyor martılar tek tek havada
Bizi sen yarattın, bir avuç toprak, bir damla sudan,
İçimize can koydun, güzeli gören, gülü koklayan.
Sessizce duran, isteyince ses verip, konuşan,
Manayı bilen, maddeyi ayırt eden, akılda içinde,
İlikle işlenmiş kemikler var iskeletimizde.
Lailahe illallah deriz bizi yaratan aklımıza gelince.
Kamçımı yine aldım elime,
Vurdum eğeri, Kır At’ın beline,
Doludizgin mahmuzladım,
Dönerim ben sılamı özledim.
Ne handa doğdum ne konak,
Yapraklar arasında, duruşun asil,
Diken de olsa yanında.
Konuşursun her dilden,
Ağzın, dilin, dudağın olmasa da.
Bilemedim, rüzgârın adını.
Lodos mu?
Karayel mi?
Poyraz mı?
Buz gibi esti ki içime,
Kimi ak kimi kara boynuzları kıvrımlı alnı ala
Kimi tiftik kimi kıl al tarağa eline özenle tara
Merttir yürüyüşü korkusuz tırmanır kayalara
Kuyruğu dimdik duruyor sallanmaz sağa sola
Sütü temiz yediği ot içtiği su aldığı hava gibi
Her kim ki sevinmiş oh olsun demişse felakete
Çırpınmasın boş yere İnsan değil o bir kefere
Zincir taksan boynuna çıkartsan hayvan pazarına
Boşa gider gelir çıkmaz alıcı her seferinde
Hayal Denizi
Yine kasımpatılar boy gösterdi
Kasım’da yağmur yağar değil mi
Kim bilir hangi rüzgâr getirecek
Yakutistan’dan soğuk karı tipiyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!