Mavi gökyüzünü,
Esir almış bulut.
Güneş gölgede
Uykuya dalmış,
Yarında umut.
Yapraklar sararmış,
Mor menekşe gibisin yeni açmış gül bahçesinde
Eğilmez kırılmaz dalgalanırsın esen yelin önünde
Rüyanda görsen bakıp da aynaya asılmış yüzünü
Vurur taşa kırarsın aynayı bakmazsın yüzüne
Eğilmek bükülmek yakışmaz sana dik tut hep başını
Ateş düştü, Vatanın toprak ve taşına,
Karanlığa, Ay ışığında duman çöktü.
Yağmur oldu gözyaşı, sağanak düştü,
Aksaray, Ankara, Adapazarı, Aydın’a.
Alev, alev yaktı ateş, düştüğü yeri,
Narin bir çiçeksin,
Yeni açmış dalında.
Uzanır ellerim kıyamam,
Koparıp koklamaya.
Kara kalem çizer resmini,
Hiç bir kalem böyle kirli tarih yazmadı
Vicdan para pul için hiç pazarlanmadı
Mevsim hazan sokak kirli ve yaprak sarı
Hangi yöne çevirsem başımı toz toprak
Dağın zirvesine yeni düşmüş kar kadar beyaz
Kozasından yeni toplanmış pamuk gibi ak pak
Yediği içtiği anasından emdiği süt misali helal
Namuslu dürüst bir Cumhurbaşkanı isterim
Ne dövizleri sıfırlasın, ne de şehirleri soysun
Ellerin avucumda
El ele yürümek isterim
Fır fır dönen Güneş
Akmasın dursun derim
Ilgıt Ilgıt essin
Ilık bahar rüzgârı
Yüreğimde saklı gözlerinin güzel rengi
Üşür mü bakınca suya düşmüş dere yeşili
Can diye kucakladım iki kolumla bedenini
Elinden tutup bastım bağrıma sıcak tenini
Leylek getirmedi yolda bulmadım ben seni.
Kıskanırım ben erken doğan Güneş’i
Işıkları karanlıkta gelir öper yar seni
Dokunmasın eli öpmesin ışıklar seni
Girmesin güneş odana çek perdeleri
Yıldızlardan taç yapayım tak başına
Dikenler arasında açan
Tomurcuk bir gülsün
Ela gözlerin
Hiç yaş görmesin
Her zaman hep gülsün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!