Kimdi,neydi,nasıldı?
Zamanda yolculuk yapıyordu.
Mutlu,mutsuz,kızgın,dargın,
Yaşıyor muydu? Yaşar gibi mi yapıyordu?
Kimdi,neydi,nasıldı?
Bildiğim tek şey;
Kopardım gökteki yıldızı elimle,
İstedim ki,seni de güzel yapsın gözümde.
Hani kuzgunun gözünde yavrusu,
Benim gözümde sen yıldız olasın diye.
Olmuyorsun işte,
Sen gökteki yıldız kadar parlak değilsin.
Sana kapıları kapatacağımı düşünmemiştim.
Demek senden arta kalan,sadece sensin şimdi?
Birkaç acı hatıradan başka,
Anlamsız,boş gelen adın,öyle mi?
Ne garip,ne acı!
Senden kaçacak kadar,
Masum düşlerimin son yaprakları,
Nasıl da salına salına düşüyorsunuz
Hazan yapraklarına hasret kalmış diyarlara;
Nasıl da büyüyorsunuz yürek yürek o dalgalarda
Nasıl da sürükleniyorsunuz
Sessiz esen rüzgarlarla beraber
Yağmurlarla yıka gözlerini,
Yağmur gibi baksın
Masum gözlerin.
Nisan yağmurlarında yıka ama,
Her Nisanda ağlasın.
Martılar çığlık çığlığa...
İstanbul bu gece ayakta,
Işıl ışıl,rengarenk heryer.
Bir şeyler akıp gidiyor...
Hayat beni çağırıyor...
Maviye yelken açtım...
Canım,bilmelisin;
Hiç kapatmadım pencerelerimi.
Arkadaşlar dalga geçiyorlar,
Kışın da pencere açılır mı? Üşüyoruz diye.
Ben artık eskisi kadar üşümüyorum,
Sobanın arkasında,kedi gibi kıvrılan da ben değilim.
Parmakların yüzüklerimde duruyor...
Bakışlarımda sen.
Işıl ışıl haylaz gözlerin,
Afacan bir çocuk edasıyla gülüyorsun.
Bir ikindi üzeri bastıran yağmur gibi
Ortalıkta kalıyorum,savunmasız...
Özlemlerinin büyüdüğü
Bir tomurcukla gel dünyaya.
Güneş en güzel renklerini sersin,
Sıcacık elleriyle,
Ve asumana söyle;
Geceleri yıldızları görmek istiyorum
Sustu geceyi yutan şehir!
Çığlık çığlığa kaçıştı martılar.
Bir vapur sesi duyuldu limandan,
Bir uzun tren sesi.
Elinde tuttuğu bavul düşüverdi,
Birkaç parça giysi saçıldı yere.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!