En içten duygularınla,
Dokunduğun halde yüreklere,
En sivri yanlarıyla duygularının
Canını, acıttılar mı senin hiç?
Hep en karanlık, kirli ve
Puslu ruhlara tutuldum.
Yaşamın dışında,
Ve ötesinde,
Hiç bir şey beklemeden,
Ben yaşamaya tutkunum.
Kimselere göstermeye,
Gönlümün elvermediği,
Her şey sevgiyle başlar
Yüreğinizden,
Ilık ılık akar bir şeyler.
His denir,
Bu büyülü duyguya...
Bazıları da,
Çiğ düşmüş
Kara gözlerinin
O manalı bakışlarına
Gelirdi gece yarıları
Hüzünlü sis bulutları
Dağılırdı yüzüne
Eksik kaldı hep bir yanımız,
Biz, hiç bir zaman
Birbirimizi
Tamamlayamadık.
Ben sevinç içinde yüzüyorken,
Sen karalara bürünmüş,
Başka bir dünyanın kapısından
İçeri girmiş gibiyim.
Kendime yabancı,
Dünyama yalnız....
Başka bir ülkeye gelmiş gibi...
Dilsiz,
Şarabın lezzeti,
Üzümün bağından gelir.
İnsanın kalitesi,
Eğitildiği, büyütüldüğünde,
Göreneklerini öğrendiği,
Ellerden gelir.
Bir yarım asırlığın,
Dokuz fazlası,
Yaşantım boyunca...
İnsanlara güvenememek,
Aşkın varlığına,
İnanamamak,
Unut demek, dile kolay,
Belleğimin kıvrımlarının,
Derinliklerine gömülü,
O uğursuz hazine...
Kötü anılar zincirini,
Çözüp atmak,
İçinde yaşadığı,
Yaratıcı coşkusunu,
O üretken çabasını,
O mizahi duygularını,
Şen şakrak havasını,
Öksüz bırakıp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!