Gökyüzünde ay,
Işıldıyor sanki bir yay,
Derken konuştu ay!!!!
Dedi ki:
-“Merhaba küçük bay!”
Vayyyy efendim vayyyy!
Bir ikindi vakti geldi,
üstüne üstüne...
vebal....
Sıcak bir mayıs günü,
geldi geçti boynuna
yağlı bir urgan...
Ağlamıyorum artık...
Yerli yersiz, zamanlı zamansız...
Mevsimi bitti gözyaşlarımın.
Zamansız bir kuraklık hakim,
Göz çanaklarımda.
Daha itidal,
Bakıp bakıp,
Doyamayacağım bir güzellik...
Nazarlara gelmeyesin diye,
Bakmalara,
Bir zarar gelmesin diye,
Dokunmalara kıyamayacağım,
Gün,
Sabahtan parlamaya başladı.
Karanlıkları,
Tek tek yırtarak
Dağların ardından …
İçimde artan eziklik
Yağmur,
Çisil çisil düşmekte...
Utanarak,
süklüm püklüm...
Yüzünü saklıyor etrafından..
Kara bulutlar,
Yağmur çisil çisil düşmekte
Kıbrıs Şehitleri Caddesine
Ve ben
Kasap Camii yanında
Otobüs durağındayım
Hızla gelip geçen
Bazı insanlar,
Hiç haketmiyor sevilmeyi…
Onca fedakarlıklar,
Onca güven, dostluklar,
Boğuluyor menfaat denizinde.
Yalanmış dostluklar,
Yağmurlu bir ilkyaz akşamında,
Topraktan gelen,
O tozlu yağmur kokusunu,
İnsanlığa,
Armağan edesim geliyor.
Açtım ellerimi şemaya,
Yüzünün güleçliğinde,
Gürültüsüz bir yaşamın,
Tadını çıkarmalısın.
Gözü sürmeli...
Bu küçük yalnız kent,
Sonbahar yalnızlığını yaşıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!