Şükrettim Tanrıma,
Yoksulluğu bize,
Alın yazısı olarak vermediğini,
Anladığımda...
Ve dedim ki,
Tanrım!
Egon uğruna,
Her yeri yakıp yıkıp giderken,
Hani bende kalan suretini de,
Öldürdün gittin.
Vefasız...
O ilmik ilmik,
Sustum
Tüm zincirlerimi kırarak
Koca İSTANBUL
Tıp oynuyordu.
Kalabalıklar içinde
Yasam sevinci
Gökteki yıldızların
Senede bir defa
Yer yüzüne sürüp geçmesi gibi
Değdi geçti sevdan yüreğime
Sen de benim için
Parıldayan ışıltısıyla
Be hey Tanrım!
İkinci bir şans,
Daha ver bana.
Yeniden doğayım ben,
Ben olarak.
Ağularımdan arıtılmış,
Sen benim dünyamın gökyüzüsün,
Gözlerinin ışığından kör oldum ben,
Sadece gözlerine bakıp
Susmak istiyorum,
Aylarca…
Oysa sen,
TAŞUCU
Silifke’de,
Akdeniz kokar saçların.
Biraz iyot, biraz turunç kokusu…
Doyumsuz bir güzellik,
Silifke Taşucu’nda
Turkuaz düşler içinde
Marina’da bir akşam
Deniz, mavi bir dua gibi,
Vuruyor kıyılara sessizce.
Limon kokulu kumsallar
Öyle zor geliyor ki bana,
Boş duvarlara,
Boş gözlerle bakmak…
Seni hatırlatan,
Ama tek bir anı bile yok,
Elimi tutsan sıcacık,
Gün ortasındayım,
Ama gün karanlık,
İçim ondan da karanlık…
Her yanım,
Yapış yapış hüzün ve keder
Öyle yada böyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!