çaresizliğin kış uykusu nedir bilir misin?
Vurulan benim ,
neden göğsümde sen ölüyorsun ?
Güneş batıdan dogmuşsa bugün ,
Bugün alacakaranlık kuyulara gözden düşüyorsan
Sen Yusuf olmazsın gülüm.
Ve sen gelmedin...
Kaç bin yıllık okyanus birikti gözlerim de
Dokunma sen bile durduramazsın,
Hasret denilen meret duyguyu,
Başıma musallat edeliden beri
Kavgam var herkesle
Yağmalanmış bir insanlık bizimkisi
Bir zorbalığın balyozun da eziliyor çocuk düşleri
Yağmalanmış bir vicdan bizimkisi
Kırıntılarına bastığın ümitlerin bereketi bitti.
Bir coğrafya da kandan yağmurlar yağıyor.
Bir mescidin minaresin de feryad göğe asılı kalmış
Kucakladım dünyayı,
Voltasındayız güneşin kıkbirinci turunda,
Yalın ayak baldırı çıplak bir çocuk,
Mısır püskülünden ,
saç yapmıştı bir vakit bebeklerine,
Zorbalığa kafa tutmuşluğum var benim,
Bana sensiz kalmayı öğretme...
sevdamı içime atmayı,
Ölümü bile kâale almamayı...
Arkamı dönüp yoluma bakmayı öğretme...
Bana susmayı,
Varken yok olmayı,
Bir yağmurun sesin de kaç nota var azizim
nihavent ,gülîzar,hicaz belki bir türkü söylenir
Bir yağmurun damlasına kaç mısra şiir yazılır azizim.
Vuslata ,hasrete, özleme dair.
Nuh'un gemisi yanaşsa usulca bir yamaca,
Alıp götürse bir dağ başı yalnızlığına ikimizi.
Bir sen sussan,bir ben.
Bir kelebek konsa,
Işıklarına günbatımının.
Bir sen umut etsen bir ben.
Başı öne eğildi güneşin,
Bak gölgeler de uzadı,
Bilirsin akşam oluyor
Belli ki vedaların vaktidir can,
İki yoldaş gibi helalleşelim.
Dur,düşün ve yalnızca sev.
Son kalıntısı,
ete kemiğe bürünmüş gönül sancısının.
Ben insanın nâmerdinden korkardım
Lâkin,
Yapmacık bir zekanın,
Halka halka zincirledim kalan yaşıma,
Yetim artığı hüznümü...
Yalnızlığımın kalabalığına,
Kâdim kentler kurdum.
Her sokağın başın da,
Somurtkan gardiyanlar el pençe .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!