Saklı kusurun da bir dil yarası,
Tutmadığın sözlerini mahşere bırak sevdiceğim.
Affedince seni kendi mizânım da ,
özgürlüğe yol etti,sesimin yoksul ağıtları.
Ara sıra gelirsem aklına,
Ara sıra sesimi ozlersen,
Adımı bile ben seçmedim...
Belki adaşız seninle.
Bize öğretildigi kadar seviyoruz birbirimizi....
Belki aşk böyle birşey değil,
Bu yüzden kalbimizde cam kırıkları.
Ruhları yaralayanın
Gecenin nazarı delik deşik ediyor uykularımı,
Bir Kurt sürüsü sarmış ,
rüyalarım da kuru otların üstünü.
Alnından vururum iki soysuz adamın.
Mapusa attılar korkularımla beni aynı koğuşa.
Oluk oluk kızıl terle uyanır,
Herkes aşka dair birşeyler karalıyor,
Başka bir yolu olmalı hislerin ifşasının.
Bir mihekt taşıda vurmalı,
Şair söz tokmağını
Herkes konuşsun,
birbirinden çalınmış cümlelerle.
Kalbin bir limandı,gözlerin deniz.
Kayboldum dünyanın telaşelerin de
Sana sığındım.
Yordu hayat yıllar yordu.
Bir soluk sonbahardı geriye kalan,
Yollar da biçare ben ,
Bir bilinmezligin yolcusuyuz biz,
Ertesi günün gün doğumunu,
uyanmak bile muamma bize
Ekmeği aşı ve dahi aldığın nefes.
O bile hediyedir bize.
Ey yeryüzünün misafiri insanı beşer.
Rüzgarın sesini dinle,
Uzaktan bir yerden bir ağıt'ı getirmiş gibi.
Durma,
Ateş böceklerinden,
bir de Temmuz'dan,
Gecenin güneşi dolunaydan,
Bir yanım bahar bir yanım tufan
Yoruldu yüreğim beklemekten vuslatı
Ben sabır dervişi değilim
Bak gözlerimde ki yağmur yüklü mavilere
Siyah kefenler üzerimde
Mezarlara yürüyorum umutsuz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!